banner17

Hece'ye yakışmadı o yazı!

Yarım asırdan fazladır hikayeler yazan ve yazdığı bu öykülerle çığır açmış bir yazara nasıl hikaye yazması gerektiğini söyleyen bir kişi düşünün.

Hece'ye yakışmadı o yazı!

Yarım asırdan fazladır hikâyeler yazan ve yazdığı bu öykülerle çığır açmış bir yazara nasıl hikaye yazması gerektiğini söyleyen bir kişi düşünün. Mesela o kişi yılların usta öykücüsüne şuna benzer şeyler söylüyor: Niçin böyle şeyler değil de şöyle şeyler anlatıyorsun? Şunları şunları görüyorsun da şu güzellikleri neden görmüyorsun? Gördüğün halde neden anlatmıyorsun? Şunları da anlatman daha hoş olmaz mıydı?

Dursun Ali Tökel
Dursun Ali Tökel

Bahsettiğimiz işi yapmaya kalkışan kişi Dursun Ali Tökel.

Eleştirilen ve iyi niyetle(!) yol gösterilmeye çalışılan isim ise Rasim Özdenören!

Bu nasıl bir dar bakış!

Hece dergisinin Rasim Özdenören özel sayısında Tökel’in eleştirisini okurken böyle büyük bir isme yapılan saldırıyı fark etmemek mümkün değil. Eğer bu yazı ideolojik bir saldırı değilse bir yetersizliğin ve dar bakışın ifadesinden başka ne olabilir?

Çünkü öncelikle Rasim Özdenören’in sadece üç öykü kitabından örnekler veriyor ama tüm kitaplarını yargılayan cümleler kuruyor. Diğer kitaplarından hiç bahsetmiyor. Muhtemelen sahip olduğu yüksek(!) edebiyat zevki hepsini okumasına imkân bırakmamıştır!

Özdenören’in okuyucusunu umutsuz, karamsar, kararsız, çıkışsız bir varoluş haline, böyle bir yaşama biçimine mahkûm ettiği iddiasında bulunuyor. Özdenören’in ürperen, yalvaran, yola düşen, dua eden, düş görüp hakikat aşkıyla meczup olan erkeklerini ve kadınlarını görmezden geliyor. Özdenören’in bir öykücü olarak insanı kılcal damarlarından yakalayıp sarsmasını; insanın birkaç yüzyıldır yakalandığı vebayla sarsılmışlığını, yıkılmışlığını ona göstermeden anlatmasını istemek insaf ve iz'ana sığar mı?

Eleştiri eksikleri 'merkez'e alınca...

Yazının satır aralarında Özdenören’in şahsına yöneltilmiş haksız imalar ve haddini aşan, haddini fersah fersah aşan ithamlar var. Ve bunlar kendini hin zanneden aciz bir sinsilikle satır aralarına gizlenmeye çalışılmış. Tanpınar’ın, Enis Batur’un, Nedim Gürsel’in tespit ve duruşlarını merkeze alarak, her şeyi Müslümanca görme ve Müslümanca yaşama cehdinde olan bir sanatçıyı ve düşünürü yargılamaya çalışmak kötü niyetle yapılmadığında bile anlamama veya yanlış anlama sonucunu doğurur.

HeceÖyle anlaşılıyor ki Dursun Ali Tökel öykücümüzün yepyeni bir bilinç ve ruh haliyle kıvrandığını, yeni yollar, yeni tarzlar denediğini, her öyküsünde okuyucuyu kendi dertlerine, dirilişine ve bu dirilişteki tazeliğe ortak etmeye çalıştığını göremiyor, görmek istemiyor. Rasim Özdenören'i kendi medeniyetini değil de Kafkaesk medeniyeti anlatan bir öykücü olarak tasvir etme gayretkeşliği, eleştirmenimizin yüzeysel bir okuyuşun esiri olduğunun apaçık bir kanıtıdır.

Kur'ani hikmetin inkişafını görememek!

Özdenören’in bütün yönleriyle ele alınmaya çalışıldığı Hece’nin bu sayısında böyle bir yazıya yer verilmiş olması bir talihsizliktir. Çünkü yazar ne Özdenören’in tüm hikâyelerine başvurmuş ne de bu hikâyelerin yazılış amacını anlayabilmiştir. Özdenören hikâyesinin; yıkımı, umutsuzluğu, çaresizliği, kötümserliği teşvik ettiğini ve bunun da insanımıza hiçbir şey katmadığını söylemek, muhafazakârlığın konforlu koltuklarına kurulup gıllü gışsız bir edebiyatçılık adına ahkâm kesmektir. Oysa Tökel, Özdenören'in hikâyelerine, kitaplarına 'çift göz'le bakabilmiş olsaydı orada atanın, yaşayıp yol alanın Kur'anî hükmün-hikmetin inkişafından başka bir şey olmadığını görecekti. İnşallah bundan sonraki yazılarında Tökel, 'sırat-ı müstakim'i gözetip hakşinas bir bakış açısına ve kavrayışa ulaşabilir.

 

Mustafa Nezir hayretle bir anlayamama örneğini haber verdi

Güncelleme Tarihi: 25 Nisan 2017, 13:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Faruk
Ahmet Faruk - 8 yıl Önce

Her bakan, göremeyebilir. Her okuyan anlayamayabilir..
Aslolan Bu eylemler kasıt içermesin..
Burada daha öne çıkarılması gereken; Özel bir sayıda böyle bir metne musade meselesidir.
Ne diyelim!.

ali temiz
ali temiz - 8 yıl Önce

o yazıyı ben de okudum. yazı tam da anadolu milliyetçiliği yapanların faşist yaklaşımını ve çeteci sinsiliğini barındırıyor. çok sığ bi yazı gerçekten. hece dergisinin daha özenli olmasını diliyor insan. birileri eleştiri özgürlüğü diyecek; bence eleştiri ciddiyeti demeleri lazım o birilerin 3 gram aklı varsa. bir yazara neden türk musikisini anlatmıyorsun öykülerinde demek faşizm değil de dar kafalılık değil de nedir? Yazarlar siz faşistlerin kölesi değil, tamam mı çeteciler! İyi ki de değiller

inşa eri
inşa eri - 8 yıl Önce

tökelin yazısı tatlı tatlı akıyor ama boş. adam hiç anlamamış rasim özdenönen öyküsünü. devriniz geçti beyim... buldunuz rasim özdenören'i tek... saldırın bakalım. bari zekice saldırsanız, nerdee?!!! keşke eleştirebiliyor olsanız. size popülizm yapmıyor ya. hece güzel bir iş yapmış ama keşke daha titiz olsaymış. keşke rasim özdenöreni okumadığı besbelli olan isimlerden yazı almış duruma düşmeseymiş. aldın madem sayının editörü onları yayınlamasaymış. yazık. koskoca emeğin değerine leke sürüyor.

ibrahim Tökel
ibrahim Tökel - 8 yıl Önce

Soyadımdan da anlaşıldığı üzere D.Ali bey’in kardeşiyim. D.Ali beyi savunmak gibi bir niyetim yok …ki böle bir şeye hocanın da ihtiyacı yok. Ancak birkaç açıklama yapmak zaruri oldu. Evvela Rasim bey hem benim hem de hocanın çok yakın dostudur. Hoca hariçten gazel okumakta değildir. Çünkü o eleştirilerini Rasim beyin yüzüne de yapmıştır. Ben ve Samsun da mukim edebiyat erbabı şahittir Açıkçası Mustafa Nezir haddini aşmakta kimin ile ilgili ne yazdığının fark edememektedir.

Ammar Kılıç
Ammar Kılıç - 8 yıl Önce

istediği kadar katlanılmaz olsun, hakaret ve aşağılama içermeyen bir eleştiri yazısı neden "yazılmamalıydı" ki? Şundan: Bir nitelikli sayıya yaraşır eleştirel olgunlukta olmalı bir eleştiri yazısı. bir sığlık ve faşizmi dayatmamalı hakknda özel sayı yapılan yazara. Yoksa Özdenören öykücülüğü hakkında eleştirel konuşmak yasak değil. Hece özel sayılarda farklı kişileri konuşturuyor ki bence bu o ismin tek başına güzellemeye boğulmasını da engelliyor. Güzel bir şey. Mesela Zarifoğlu sayısında Atasoy Müftüoğlu çok "zarif" bir yazı yazmıştı. Yazının bitimine doğru eleştirisini de sunmuştu. Ama Tökel'in yazısı Özdenören'i anlayamamanın ötesinde bir yazı. Yazarı ille kendi şablonuna mahkum etme yazısı.. Elbette böyle bir yazı yerine güçlü bir eleştiri daha iyi olurdu. Tökele göre Sezai Karakoç mesela şair bile değil.. Daha ne diyeyim ben..

banner8

banner19

banner20