Fahri doktorluk unvanı Sezai Karakoç’a vefa borcumuzu ödemeye yeter mi?

Sezai Karakoç’a gösterilecek asıl vefa, tasavvur ettiği medeniyet fikrine sahip bir neslin yetişmesi için gayret göstermektir.  Atilla Yaramış yazdı.                          

Fahri doktorluk unvanı Sezai Karakoç’a vefa borcumuzu ödemeye yeter mi?

Millet olmayı başarabilmiş toplumların geri planlarında, güçlü bir “edebiyat ve fikir dünyası”nın varlığı söz konusudur. O dünyaları inşa edenler büyük sancıların sahibi, fikrin ve edebiyatın ruhuna inmeyi başarabilen büyük ustalardır.

Söyledikleri ve söyleyişleri ile nev-i şahsına münhasır olan bu kişileri, günün beraberinde getirdiği rahatlık ve kolaylıkla çevrelemek, muhasara etmek ve hatta kıskaca almak, o kişilere değil, fikre ve edebiyata yönelik bir davranıştır.

İsmini andığımızda dahi, ipek bir kumaşın dalgalandığında ortaya çıkardığı o efsunlu nezaketi kalbimizde misafir ettiren Sezai Karakoç, besbelli ki yukarıda işaret ettiğimiz o büyük ustalardan biridir. Şiirindeki ululuk ve fikrindeki asaleti, yaşadığı onurlu yalnızlıkla belki çok daha kolay izah edebiliriz.

Sezai Karakoç, diriliş muştusunu verirken ve dirilişe vesile olacak yolu işaret ederken eylemleriyle, söylemleriyle, hakkında söylenilen onca şeyle bir bütün olarak Sezai Karakoç’tur.

Karakoç’u zaman, mekân ve siyasetin üstüne taşıyan/taşıyacak olan da bu bütünlüktür.

Bu bütünlüğe sadece art niyetle zarar verilebileceği düşüncesi, son derece nakıstır. Bilakis iyi niyet ve vefa, bazen duyulan sevginin ve saygının dozunun kaçmasına sebep olabilir; bu da yukarıda altını çizdiğimiz bütünlüğe zarar verir. Bu noktayı kararında tutmak ise lazım gelen iyi niyet ve vefa kadar elzemdir.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Senatosu tarafından Sezai Karakoç’a verilen “Fahri Bilim Doktoru Unvanı”, daha doğrusu bu unvanın verildiğini belirten belgenin rektör tarafından üstada takdim edilmesi, beni hüzünlü bir düşünceye sevk etmiştir.

Evet, Karakoç o belgeyi almaya gitmemiş, belge ayağına getirilmiştir. Bu davranış, zaten üstada ait olan bir eylemdir. Burada kendisi bir yıldız kazanmamış, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, belki tarihinde olmadığı kadar yüce bir şerefe muhatap olmuştur.  Ancak o zarif şairin nezaketi, yeni belgelerin ve ödüllerin kapısını açmamalıdır.

Karakoç, ahir ömründe dünyevi jestlerin, görüntülerin, fotoğrafların ve övünmelerin vesilesi yapılmamalıdır. Bu husus, üstadın kendi çizdiği onurlu dünyada karşılık bulacak bir husus değildir. Sivas’tan çıkan bu iyi niyet, kendi kulvarında asil bir hatıra olarak yaşatılmalı, yenilerine emsal teşkil etmemelidir.

Bugün için Sezai Karakoç’a ödül vermenin, belge takdim etmenin cezbedici bir yönü olabilir; belki kurum ve kuruluşlar açısından kısmi olarak anlaşılabilecek bir şeydir de bu. Lakin ona gösterilecek asıl vefa, tasavvur ettiği medeniyet fikrine sahip bir neslin yetişmesi için gayret göstermektir.                                                                                                                          Üstad Karakoç, belgeler ve plaketlerle değil, edebiyat, fikir ve aksiyonla yan yana getirilmelidir.

Atilla Yaramış                                                                                                                                                                          

banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Dilek ÇELİK
Dilek ÇELİK - 9 ay Önce

Oldukça güzel yazmışsınız, Sivas Üniversitesini yüceltir bu davranış ama popüler kültür haline de getirip ödül verme işini kendi emellerine alet etmemelidir kimse. Onu anlamak için 50 den fazla kitabını okumak yetmez, bir de beslendiği kaynakları anlamak gerekir. Belki o zaman şiirindeki ululuğu, fikrindeki asaleti ve yaşadığı onurlu yalnızlığı anlayabiliriz..

banner19

banner13

banner26