banner17

Fahim Bey ve Biz'i ilginç kılan unsur ne?

Abdülhak Şinasi Hisar, 'Fahim Bey ve Biz’de Türk romanındaki züppe tipine yeni bir boyut kazandırmış, o kervana katılmıştır. Ömer Yalçınova yazdı.

Fahim Bey ve Biz'i ilginç kılan unsur ne?

Fahim Bey ve Biz’i ilginç ve önemli kılan unsur nedir? Birçok roman unutulup gitmiş. Fakat yazılan her edebiyat tarihinde Abdülhak Şinasi Hisar’ın Fahim Bey ve Biz’ine değinilmeden geçilmez. Neden? Roman öyle okuyucusunu sürükleyen, çok okunanlar listesine girecek çekicilikte değildir. Hatta çoğu yerini okurken esneriz. Buna rağmen Türk romanı denildiğinde vazgeçilmezler arasında görülür Fahim Bey ve Biz.

Eleştirmenler genellikle Abdülhak Şinasi Hisar’la Marcel Proust arasında ilişki kurar. Yani Fahim Bey ve Biz’de Kayıp Zamanın İzinde etkisi vardır. Hisar, Proust’un kullandığı roman tekniğinden etkilendiği gibi düşüncelerinden de istifade etmiştir. En basitinden Hisar da sık sık zaman, ölüm, fanilik ve sonsuzluk üzerine düşüncelerini söyler. Fahim Bey'i bu tartışmalarla bağlantılı olarak anlatmaya çalışır. Bu da işin teknik yönüdür. Yani “an”a odaklanmak, olay anlatmak yerine tahlil yapmak. Küçücük bir an'ı sayfalar dolusu tahlillerle irdelemek, olaylar arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmak. Eleştirmenler Fahim Bey ve Biz’i farklı kılan yönün bu olduğunu söylerler. Haklılar tabii. Bir ilktir bu. Hisar kısmen başarılı da olur.

Alafranga züppe” tipi

Bizce bu yeterli değildir. Proust-Hisar kıyasına girdiğimizde zararlı bile çıkarız. Proust koca bir halıyı yıllarca uğraşarak iplik iplik çözerken, Hisar, halının kenarından köşesinden birkaç parça iplik koparmakla iktifa eder. O yüzden kıyasa girmiyoruz. Hisar, yarı biyografi yarı deneme havasında ilerleyen Fahim Bey ve Biz’de bunun dışında başka bir şey daha yapmıştır. O da Türk romanında sık sık karşımıza çıkan “alafranga züppe” tipine yeni bir boyut eklemektir. Malum, romancılar yanlış Batılılaşmayı eleştirmek için, Batı’yı tanımayan, Batılı bir dili bile bilmeyen ama biliyor gibi davranan, Batı’nın bilim, sanat ve tekniğinden ziyade kılık kıyafet ve harcama lüksüne özenen, ukala, yarı deli yarı akıllı tipleri karikatürize etmişlerdir. Araba Sevdası’nın Bihruz Bey'i, Felatun Beyle Rakım Efendi’nin Felatun Bey'i bunlara örnektir. Hisar, bu olaya farklı bir açıdan yaklaşmak ister.

Fahim Bey her gün bir tane Fransızca bir tane de Türkçe gazete okuyan biridir. Londra’dan aldığı tuhaf kıyafetleri giyer. Zengin olmak peşindedir, hayatı boyunca çok kazanan bir fabrikatör olmak hayaliyle yaşar. Bu yüzden birçok komik olayda ismi geçer. Ona dostları ve çevresi alafranga züppe muamelesinde bulunur ve güler. Gülmeyenler, onun akılsızlığından, hatta deliliğinden söz eder.

Türk romanındaki züppe tipine yeni bir boyut kazandırdı

Hisar, buna rağmen Fahim Bey'i savunur. Onun diğer alafranga züppe tipinden farklı olduğunu vurgular. Bir kere Fahim Bey dürüsttür, borcuna sadıktır, saftır, iyilikseverdir, bilgilidir, birçok kişinin birçok konuda fikir danıştığı biridir. Halk onu anlayamaz. Çoğu elitler de anlayamaz. Çünkü Fahim Bey iflah olmaz bir başarısızdır. Her konuda başarısız olmuştur. Taktik hatalar yapmıştır. Hayalleriyle yaptıkları arasında dağlar kadar fark vardır. Hisar’ın üzerine üzerine gittiği ve anlatmak istediği nokta burasıdır: Kendi saflığına sarılmak, hayaline/yalanına inanmak, ona güvenmek, ondan yılmamak. Kendisiyle neden dalga geçildiğinin farkındadır mesela Fahim Bey. Fakat aldırmaz, herkesi hoş karşılar. Hatta çoğu yerde anlatıcı bu kadar rahat, aldırışsız ve ümitli olmasına kızar Fahim Bey'in. O, çoğu zaman optimist, ara sıra pesimisttir. Evhamlıdır, fakat tüm bunların kendinden başka kimseye zararı yoktur.

Hisar, sanki Türk edebiyatına yeni bir alafranga züppe tipi eklemek ister. Fahim Bey'in kokmuş peynir yemekten nasıl haz aldığını bile sevimli gösterir. Hayatı boyunca doğru düzgün bir iş tutturamamasını, sağlam bir memurluğa geçememesini, buna rağmen her gün Babıali’de arzı endam etmesini, kimsenin önünde el pençe divan durmamasını, borç içinde yüzmesini, kimseyi suçlamamasını düşündürücü, merak uyandırıcı bulur. Herkes onunla dalga geçerken veya kimse onu ciddiye almazken, anlatıcı onu ayrıntılarıyla tahlil etmek, gün yüzüne çıkarmak, hatta aklamak peşindedir. Ondan sevgiyle söz eder. Bazen ona duyduğu muhabbetin neden azaldığını düşünür ve romana ekler.

Bizce Fahim Bey ve Biz’i ilginç kılan ve Türk edebiyatında yer almasını sağlayan unsur budur. Her edebiyat kendi içindeki bağlantı ve sürekliliklerle ilerler. Bu şekilde Hisar, Türk romanındaki züppe tipine yeni bir boyut kazandırmış, o kervana katılmıştır. Yoksa onu önemli kılan unsur Proust’un uyguladığı teknikle roman yazmak değildir sadece.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2016, 11:59
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20