banner17

Eyüp'te Bir 'Garip' Türbe

'Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti!'

Eyüp'te Bir 'Garip' Türbe

Eyüp"te Unutulmuş, Yokluğa Mahkûm Edilmiş Bir Türbe…

 

Önü görkemli Eyüp Belediyesi ve muhtelif binalarıyla süslü, arkasında ise yıkıntılar, olan güzel Eyüp"te bir garip Nakkaş Hasan Paşa Türbesi gözünüze çarpar. Eyüp Zal Mahmut Paşa Caddesi üzerinde, Zal Mahmut Paşa Medresesinin arkasında bulunan bu türbede daha giriş kapısında görülen yokluk, gariplik, içeri girince yerini daha bir garip manzaraya terk eder. Türbenin kapısında çamaşırlar asılıdır. Bu sadece bir rivayet değil, üç yıl önce bizzat görülmüş, şimdi de bizzat yaşanmış ve fotoğraflanmış manzaranın ta kendisidir.

 

Türbe maalesef kapalıdır. Bahçe perişan ve tarumar edilmiştir. Önde cafcaflı (caf caf dergisi ekibi alınmasın) belediye binaları arkada yok olmayı bekleyen bir tarih. Bahçe derseniz zaten kırık dökük mezar taşları ile dolu vaziyette. İnsan sormadan edemiyor: “Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti!” Hele türbeden dışarı çıkıldığında Ebu"d-Derdâ (r.a.) makamının karşısında secdeye kapanmış vaziyette bir köşede öylece bekleyen mezar taşlarına ne demeli?

 

Efendiler! Bırakın bu seçim atmosferlerini, ciğerlerinizi, ruhlarınızı kuşatacak medeniyet iklimine dönün, arka sokaklara bir bakın. Bürokrasiye sığınıp, prosedür engelleri falan demeyin lütfen. Çok mu zor bir mezar taşını tekrar ayağa kaldırmak? Ya türbe girişini süsleyen (!) çamaşırlar? Onlar kimin peki? Yetkililer her kimse, bu tarih soykırımına (!) bir son versin. İstanbul 2010 ekibi lütfen vitrin süslemeyi bırakın, ana caddelerden çıkın ara sokaklara, arka sokaklara girin lütfen. Buyurun sahne sizin, yetkililer, ahaliler, Eyüp sakinleri!!

 

 Nakkaş Hasan Paşa Kimdir?

 

Eyüp Zal Mahmut Paşa Caddesi üzerinde, Zal Mahmut Paşa Medresesinin arkasına bulunan bu türbe, kesin olmamakla beraber 1623 yılında yaptırılmıştır. Mimarının Dalgıç Ahmed Ağa olduğu söylenmektedir.

 

Nakkaş Hasan Paşa Osmanlı Sarayında Enderun"dan yetişmiş, Anahtar Oğlanı (1595), Büyük Mirahur (1596), Tülbent Gülamı (1597), Kapıcıbaşı ve Yeniçeri Ağası, Rumeli Beylerbeyi (1604), Vezir (1605), Sadaret Kaymakamı (1606),          Nakkaş Hasan Paşa Minyatürü            yeniden Vezir (1607) olmuştur. Bu devlet görevlerinin yanı sıra Sultan III. Murad (1574–1595), Sultan III. Mehmed (1595–1603) dönemlerinde ünlü nakkaşlar arasına girmiştir. Sultan III. Murad döneminin ünlü nakkaşı Osman Bey"in yanında çalışarak Bölükbaşılığa getirilmiştir.

 

Yirmi ayrı minyatürlü yazma üzerinde çalışan Nakkaş Hasan Paşa"nın ilk minyatürlediği yazma 1582 tarihli Sultan III. Murad Surnamesi"dir. Minyatürlerinde turuncu, pembe ve yeşilin tonlarını sık sık kullanmıştır. Osmanlı minyatür sanatının önemli sanatçılarından olup, Sultan III. Mehmed döneminde Osmanlı minyatür sanatına yeni bir ekol getirmiştir. Nakkaş Hasan Paşa 1623 yılında ölmüş ve türbesine gömülmüştür.


Klasik Osmanlı türbe mimarisi üslubundaki türbe kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. Köfeki taşından yapılmış olan türbe iki katlı bir yapıdır. Önünde dört sütunun taşıdığı bir revak bulunmaktadır. Üç cephesine altlı üstlü pencereler sıralanmıştır.
 

Türbenin giriş kapısının karşısında bir de avlu kapısı bulunmaktadır. Türbe altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Bunlardan alt sıra pencereler dikdörtgen söveli olup, üzerlerine yuvarlak, sağır kemerler yerleştirilmiştir. Üst sıra pencereler sivri kemerli olup, alçı şebekelidir. Kubbe kasnağında sekiz pencere bulunmaktadır. Türbenin içerisi XVIII. yüzyılın kalem işleri ile bezenmiştir. Ayrıca kubbe içerisinde Çin bulutu motiflerine yer verilmiştir.

 Türbe içerisinde altısı mermer, altısı ahşap on iki sanduka bulunmaktadır. Bunlar Nakkaş Hasan Paşa ve Mostarlı Mustafa Paşa"nın oğlu Mehmet Bey"in (1714) sandukaları olup, diğerlerinin kimliği bilinmemektedir. Büyük olasılıkla bunlar Hasan Paşa"nın çocukları ve eşlerine aittir. Türbenin haziresinde de mezarlar bulunmaktadır. Bunların arasında Fas Muhafızı Mehmed Paşa"nın kızı Şehide Ayşe Hanım (1667), Saraylı Rukiye Hanım (1767), Şah Sultan İmamı Osman Efendi"nin eşi Hatice Hanım (1802), Odabaşı İbrahim Ağa (1803), Kul Hafız Mehmed Emin Efendi (1815), Sadrazam Yusuf Paşazade Yusuf Efendi"nin oğlu Edirne Kadısı Osman Efendi (1858) bulunmaktadır.

 

Kâmil Büyüker yazdı 

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 10:52
YORUM EKLE
YORUMLAR
Osmanlıoğlu Selim-kk
Osmanlıoğlu Selim-kk - 10 yıl Önce

Osmanlı belkide hiç düşünmezdi cumhuriyet türkünün bu kadar vefasız ve kendisine acımasız olcağını.Beyazitten başlayan ve üsküdara uzanan gezilerimde hep içim ağlaya ağlaya o eserlerin çürüyüşünü izler ve birşeyler yapamamanın acısını derin bir şekilde yaşarım.Hatta çok ileri gidip bu milletin bu vefasızlığını nefretle kınarım.Dünyevi hırs ve azgınlığın maddesiyle şehr-i istanbulu mahveden türklere osmanlı torunu demek çok ama çok ayıp olur.Böyle rezillik görmedim eserlerin hepsini talan ettiler

banner8

banner19

banner20