Erdem Bayazıt, şiirini kısmen dünyaya açık tuttu

Erdem Bayazıt şiiri için "Etkiye açık bir şiirdir" diyebiliriz. Bu da onun farklı şiir biçimlerini denemesiyle sonuçlanır. Ömer Yalçınova yazdı.

Erdem Bayazıt, şiirini kısmen dünyaya açık tuttu

Edebiyat Dergisive Mavera’nın genç şairleri incelendiği zaman, onların üzerinde iki şairin belirgin etkileri gözlemlenebilir. Bunlardan biri Cahit Zarifoğlu, diğeri Erdem Bayazıt’tır. Tabii bir de Sezai Karakoç ve İsmet Özel etkisinden söz etmeliyiz. Fakat dergiyi çıkaranlar olarak Erdem Bayazıt ve Cahit Zarifoğlu’nun tahminim genç şairlerle mektupla veya yüz yüze görüşme imkanları da vardı. Dolayısıyla Cahit Zarifoğlu ve Erdem Bayazıt, gençlerin hem şiir hem düşünce hem de şahsiyetlerinden etkilendikleri iki şairdir.

Cahit Zarifoğlu şiirinin etkisini gözlemlemek ve açıklamak biraz güçtür. Onun şiiri nevi şahsına münhasır olduğu gibi, aldığı ve ilettiği etkileri de çok iyi saklayabilmektedir. Cahit Zarifoğlu şiirindeki Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cemal Süreya etkilerini her şiir okuyucusu hemen fark edemez. Ama o etkiler yok da diyemez, çünkü Zarifoğlu her ne kadar kapalı, anlaşılması güç, göndermeleri ve çağrışımları uzak bir şiir yazsa da, yer yer çok açık, hatta düzcümle diyebileceğimiz mısralar kurar. Oralardan olsun, Zarifoğlu şiirinin, şiir açısından beslendiği kaynakları yakalamak mümkündür. Belki bu, özel bir uğraş veya çok geniş, çeşitli alanlarda yapılacak bir okumayı gerektirir. Sadece Zarifoğlu’nu okuyarak veya onun yakın arkadaşlarını gözden geçirerek, Zarifoğlu’nu anlamak zordur veya eksik kalacaktır. “60 Kuşağı içinde Zarifoğlu”, “Türk şiirinde Zarifoğlu”, belki “Dünya şiirinde Zarifoğlu”, “Sünni şairler arasında Zarifoğlu” diye başlıklar atıp, o şekilde incelemek gerekir Zarifoğlu şiirini. Şimdilerde yeni yeni fark ettiğim bir şey, Mehmet Akif’in şiirleriyle, şahsiyetiyle de Zarifoğlu şiiri ve şahsiyeti karşılaştırılmalıdır. O kadar çok ortak yön yakalanır ki, şaşırmamak elde değildir.

Erdem Bayazıt şiiri için "Etkiye açık bir şiirdir" diyebiliriz

Yazı Zarifoğlu hakkında olmaya başladı. Dümeni hemen Erdem Bayazıt’a kaydırıyorum. Erdem Bayazıt şiirinin etki alanı ve etkilendiği alan, Zarifoğlu şiirine nazaran daha kolay bulunabilir. O, en çok Sezai Karakoç şiirinden etkilenmiş, hatta birkaç tane “diriliş erlerini” anlattığı, bir “diriliş eri” olarak konuştuğu şiiri de vardır. İkinci Yeni şiirinden ise Turgut Uyar esintilerine rastlamak mümkün Erdem Bayazıt şiirinde. İlginçtir, belki düşünce olarak, çok etkilendiği Necip Fazıl’dan, mısra kurma, şiir oluşturma, yakalama, söyleme açısından neredeyse hiç etkilenmemiş gibidir. Beyitlerden oluşan birkaç şiirinde bile Necip Fazıl’dan ziyade belki Akif İnan şiiri esintisinden söz edilebilir. Ya da yüzeysel olarak Karacaoğlan veya Fuzuli esintisinden. Turgut Uyar şiirinin ise tavrından, düşüncesinden değil, biçiminden, sesinden etkilenmiş gibidir.

Fakat Erdem Bayazıt şiiri için, etkiye açık bir şiirdir diyebiliriz. Bu da onun farklı şiir biçimlerini denemesiyle sonuçlanır. Çok radikal değişimlerden söz edilemez Erdem Bayazıt şiiri için. Onun her zaman devam ettirdiği sağlam bir çizgisi olmuştur. Fakat kuşağı içinde, yani 60 Kuşağı’ndaki şiirsel hareketlilikten, biçim denemelerinden etkilenmiş, bu etkileri yerli yerinde kullanmayı başarmıştır. Bir nevi onları kendi tok, kendine güvenen, sakin sesi içinde eritebilmiştir. Bunun kendi çağını yansıtması, kendi çağının sıkıntılarına odaklanması, onları doğru tespit etmesi açısından faydaları olmuştur. Yani Erdem Bayazıt, şiirini, kısmen dünyaya açık tutmuştur. Dünyaya, topluma ve insanlara karşı tamamen kapalı tutmadığı için, çeşitli konularda söz almaya hak kazanmıştır. Akif İnan veya Osman Sarı şiirinin az olması, şiirlerinde az sayıda konunun işlenmesi, onların dünyaya karşı şiirlerini kapatmaları şeklinde düşünülebilir.

Bir ruhun, hareketin göstergeleri

Onlar, (Erdem Bayazıt da dahil) Müslüman’ı “savaşçı” olarak tasavvur ediyorlardı. “Şehre” ve “çağa” dönük yükselttikleri güçlü bir itirazları vardı. İtiraz ettikleri, karşı durdukları şeyle hesaplaşacak kadar şiirlerini dünyaya açtılar. Onun şiirini yazdılar ve sonra bıraktılar gibi bir durum söz konusu. Sanki belirli bir projeyi başarıyla yerine getirdikten sonra, yeni bir projeye dahil olmadılar gibi. “Aşk”, savaşçının en büyük dayanağı. Zaten 1960, 1970’li yıllardan söz ediyoruz. Yani Erdem Bayazıt, Akif İnan, Alâeddin Özdenören ve Osman Sarı’nın savaşçı, Müslüman, şair, ayrıca genç olarak düşündükleri, şiirlerini yazdıkları yıllar. Genç adam için savaş ve aşk iç içedir. Ve şiir için, bu ikisi mükemmel bir kaynaktır. Fakat Müslüman olmak, ilerleyen yaşlarda aşk şiiri yazmaya belki engeldir. Engel olmayabilir de. Bunun örneklerine Zarifoğlu şiirinde rastlayabiliriz. Fakat engel olabilir de. Çünkü genç şair kadar aşk şiiri yazmaya gereksinim duymaz, yaşı ilerlemiş şair. Hele bu bir de Müslümansa, o zaman, kendisine, kalemine bir dur diyebilir. Çünkü yaşı ilerlemiş bir şair için öncelikler değişir. Mesela babalık, geçim derdi, iş ahlakı, çalışmak, hayat mücadelesi, faturalar… bütün düşüncelerini kaplayabilir. Şair, oradan da şiirini çıkarır.

Savaş ise dönemsel hareketler, duygular şeklinde yorumlanmalı. 1960’ların neredeyse bütün gençleri kendilerini ya mücahit, ya savaşçı, ya devrimci olarak hissediyorlardı. İsmet Özel’in devrimciliği Zarifoğlu’nun savaşçılığına denk düşer. Sezai Karakoç’un diriliş erleri, Rasim Özdenören’in Red Yazıları ve Yeniden İnanmak’ı, Nuri Pakdil’in Bağlanmak ve Batı Notları’ı, Alâeddin Özdenören’in Güneş Donanması, Osman Sarı’nın Bir Savaşçıdır Kalbim’i… bir ruhun, hareketin göstergeleridir. Çağına özgü bir hareketten söz ediyoruz. Bu, 1980’lerde tükenmese bile, kendini sığaya çekmeye başlar. Sonra 1990’larda yeni bir kuşakla, yeniden kendini gösterir. Bizim söylemek istediğimiz, dönemsel bir hareketten beslenecek kadar şiirini dünyaya açık bırakmıştır Akif İnan, Osman Sarı ve Erdem Bayazıt. Sonrasında içe kapanmış, ya düşünsel, ihtimaller üzerine kurulu, hayattan değil kitaptan veya zihinden beslenen şiirler yazılmaya başlanmıştır ya da hiç şiir yazılmamıştır. Zarifoğlu’nun şiiri ise hayata dönük olarak bütün kapılarını sürekli açık tuttuğu için çok çeşitli konularda şiir yazmaya devam etmiştir. Şiirini dönemsel bir hareketliliğe dayandırmamış, bırakmamıştır. Şiir sayısı da bu yüzden diğerlerine kıyasla fazladır.

Ömer Yalçınova 

Yayın Tarihi: 31 Ağustos 2020 Pazartesi 07:00 Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2020, 06:56
banner25
YORUM EKLE

banner26