Ele aldıkları şiirleri didik didik ederlerdi

2000'li yıllarda şairler, hikayeciler, denemeciler siyasi, estetik, ahlaki, toplumsal bir duruş adına yazar, okur, takip eder, değerlendirirlerdi. Ömer Yalçınova yazdı.

Ele aldıkları şiirleri didik didik ederlerdi

Edebiyat ortamı 2000-2008 yılları arasında hareketliydi. Dergiler, bir amaç uğruna çıkardı. Şairler, hikayeciler, denemeciler… vakit doldurmak ve can sıkıntılarını gidermek adına değil, siyasi, estetik, ahlaki, toplumsal bir duruş adına yazar, okur, takip eder, değerlendirirlerdi.

Bu yıllar arasında kalem oynatan kişiler değişik kuşaktandı: 90 Kuşağı bütün enerjisi, birikimi, tecrübesizliği ve canlılığıyla, doğrusu hareketliliğin merkezini oluşturdular. 80 Kuşağından birçok şair, henüz son sözümüzü söylemedik diyerek, tartışmalara dahil oluyorlardı. 2000 Kuşağından genç -belki onlara “toy” da denilebilir- şairler ise “abi”lerinden şiiri, düşünceyi, dergiciliği öğreniyorlardı.

Ustalar üzerinden yürütülen bir çekişme

2000 Kuşağıyla 80 Kuşağı arasında bir sürtüşme sanırım olmamıştır. Onlar 2000 Kuşağını her zaman anlayışla karşıladılar, hatalarını görmezden geldiler. Kavga 90 Kuşağıyla 80 Kuşağı arasındaydı. 90 Kuşağı bir yandan 80 Kuşağıyla uğraşırken, diğer yandan 2000 Kuşağını da epey hırpalamıştır. Çünkü ayrım gözetmeden bütün şiir meraklılarına ulaştılar. Bunda kimsenin kimseye tahammülü, müsamahası yoktu. Herkes sanki en iyisini kendisi biliyormuş gibi söze başlıyordu. Daha doğrusu herkes sözlerinin arkasında durmak istiyordu. Bu da çokça tartışmaya, hareketliliğe dönüşüyordu.

Atlılar, Kırklar, Kaşgar, Merdiven, Dergâh, Fayrap, Hece, Yedi İklim, Heves, Kökler… ve bunlar gibi daha ismini sayamadığım bir sürü dergi… Çıktıkları ayın gündemine mutlaka katkıda bulunurlardı. Ve öyle üç beş sayfasıyla değil, bütünüyle okunurlardı, değerlendirilirdi.

O dönemki dergilerde genel olarak, şiirde İsmet Özel, hikayede Mustafa Kutlu ve Rasim Özdenören etkisinden söz edebiliriz. İsmet Özel-Hilmi Yavuz, İsmet Özel-Sezai Karakoç, İsmet Özel-Ebubekir Eroğlu, Mustafa Kutlu-Rasim Özdenören, Turgut Uyar-Sezai Karakoç, Turgut Uyar-Edip Cansever… gibi karşılaştırmalar yapılırdı. Bunların dergi sayfalarında çok yer almadığı ama esintisinin duyulduğu görülür. Fakat sohbet ortamlarında şiddetli tartışmaların konularıydı. Anlaşıldığı üzere, ustalar üzerinden yürütülen bir çekişmeydi bu.

Görmezden gelinemeyen tek isim

Tartışmaların konularından biri de Garip şiiri ve İkinci Yeni şiiriydi. Tabii genellikle İkinci Yeni yere göğe sığdırılamıyordu, bunun karşısında Garip şiiri sürekli eleştiriliyordu. İkinci Yeni’ye dönük eleştiriler de yok değildi. Fakat bunlar daha çok tahlil, anlama çabası olarak kendini gösterir. Garip şiiri ise itilip kakılıyordu. Sonuçta İkinci Yeni’nin karşısına Garip şiiri konulacaktı.

60 Kuşağından en çok Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel konuşuldu. İlginçtir, İsmet Özel’le neredeyse bütün ustalar karşılaştırıldı, fakat Cahit Zarifoğlu-İsmet Özel karşılaştırılması çok olmadı, yani kavgaya dönüşmedi. Cahit Zarifoğlu şiirindeki dağınıklık ve konu, mısra ve imajlar arasındaki ani geçişler, bir de şiir bütünlüğü eleştirildi. Eleştirildi diyorum ama abartmaya gerek yok, Cahit Zarifoğlu her zaman prens gibiydi, onun şiirine çok dokunan veya saldıran olmazdı. İsmet Özel şiiri ise dönemleştirilerek konuşuldu. Onun şiirine dönük dikkatler, farklı dönemlerde nasıl şiir yazdığına odaklandı, kendi içindeki farklı dönemler arasında karşılaştırmalar yapıldı. Herkes tarafından öyle veya böyle hakkında yazı yazılan, değinilen, görmezden gelinemeyen tek isim Sezai Karakoç oldu.

Önemli bir fark: 2000-2008 arasında çok sıkı eleştiri yazıları ortaya çıktı. Şairler müthiş, heyecanlı, kapalı veya açık eleştiri yazdılar. Bununla birlikte eleştirinin nasıl olacağına dair kuramsal yazıları takip edip kafa yordular. Şimdilerde o şekilde yazılan denemelere rastlamak zor. O dönemde yazılan eleştirilerin çoğu kitaplaştırıldı. Mehmet Can Doğan, Hayriye Ünal, Ahmet Güntan, Osman Özbahçe, Mehmet Erdoğan, Yücel Kayıran, Osman Çakmakçı, Ali K. Metin, Hakan Arslanbenzer, Enis Akın, Celal Fedai, Hakan Şarkdemir… ilk akla gelen isimler. Konu yalnızca tartışmak da değildi. Yani açıktan yürütülen bir polemikten söz etmiyorum. Polemikte zaten az bilgi en iyi şekilde nasıl kıvrak kullanılıp karşıdaki susturulursa, o kadar başarılı addedilir. Eleştiride olay bu kadarla bitmez. Bilgi ve yorum, tespit, kıyas ve sebeplendirme, ikna ve sağlam örnekler verme… eleştiride dikkat edilecek unsurlardandır. Ve sözünü ettiğimiz dönemde şairler, yer yer şairliklerinden çıkıp, bir eleştirmen gibi araştırma-inceleme yaptılar. Mesela Aristo’nun Poetika’sıyla veya Kant’ın estetik görüşüyle Sezai Karakoç veya Turgut Uyar’ın şiir değerlendirmeleri arasında bağlantı kurdular. Bilgi verdiler, sağlam yorumlara ulaşmaya çalıştılar. Ele aldıkları şiirleri didik didik ettiler. Doğrusu o çalışkanlığı kendi kuşağımdan hiçbir şairde görmediğimi üzülerek söylemek isterim.

Tanıtım yazılarının küçümsendiği bir zaman diliminden söz ediyorum. Hatta tahlil yazıları bile eleştirilirdi. Eser Gürson, Hüseyin Cöntürk, Mehmet Kaplan, Attila İlhan, Cemal Süreya, Suut Kemal Yetkin, Turgut Uyar, Nurullah Ataç değerlendirilir, nesnel yaklaşım sergileyen kişiler tercih edilirdi. Sanırım Hece’nin eleştiri özel sayısı da bu yıllarda çıktı. Atlılar’ın Hüseyin Cöntürk özel sayısı hakeza. Özdemir İnce, Attila İlhan, Mehmet H. Doğan, Mehmet Fuat eleştirilirdi, çünkü bunların tespit, ayırt etme ve bunları sebepleriyle sunma yöntemleri zayıf bulunurdu. Eleştiride durum buydu.

Henüz İkinci Yeni’ye kafa tutmak kimsenin aklına gelmiyordu

Bir de manifestolardan söz etmeliyiz. Bu dönemde epey manifesto yayımlandı. Bunlar manifesto alt başlığıyla yazılmasa bile manifesto havası taşıyan metinlerdi. Yani şairler manifesto yazar gibi kuramsal denemeler yazdı. Birkaç tanesi: Hakan Arslanbenzer (Neo-Epik Şiir), Hayriye Ünal (Çok Sesli Şiir), Baki Asiltürk (Soylu Yenilikçi Şiir), Yücel Kayıran (Felsefi Şiir), Ahmet Güntan (Parçalı Ham Manifestosu), Hakan Şarkdemir (Modern Epik Şiir)…

Şiirde İkinci Yeni şairleri ustaydı. O zamanlar zevkle, etkilenilerek okunan şairlerdi. Henüz İkinci Yeni’ye kafa tutmak kimsenin aklına gelmiyordu. Hiç olmazsa 2002, 2003’e kadar. Gerçi o zamanlar Hakan Arslanbenzer ve Hakan Şarkdemir imgeye, lirik şiire dönük itiraz yükseltmeye başlamıştı. O itirazlar neticesinde şiirde 2000’lere gelindi denilebilir. Şimdilerde İkinci Yeni ikonlaştırılmıyor. Hatta İkinci Yeni ve İsmet Özel bir ölçüt olmaktan çıkarıldı. Şiirde çok farklı açılım ve deneyler yapıldı. Bunun kökleri 2000’lerde atıldı. Yani şimdi Attila İlhan’ın İkinci Yeni karşıtlığı, İsmet Özel şiirinin aşılıp aşılamayacağı, Cahit Zarifoğlu şiirinin neden zor anlaşıldığı veya Sezai Karakoç’un İkinci Yeni’ye dahil olup olmadığını konuşmak yersizdir. Dediğimiz gibi, bu konuları yukarıda ismini saydığımız 80, 90 ve 2000 Kuşağı şairler yerine getirdi ve bitirdi.

Bu yıllar arasında öyle bir canlılık vardı ki, okumakta olduğunuz yazıyı o zaman yazıp yayımlasaydım, şairler, aynı zamanda eleştirmenler, bana nefes alacak yer bırakmazlardı.

Ömer Yalçınova yazdı

Yayın Tarihi: 06 Nisan 2015 Pazartesi 14:55 Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2019, 23:23
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih Tuzcu
Fatih Tuzcu - 3 yıl Önce

Bu dönemin en önemli ismi; Osman Özbahçe

banner19

banner36