Edebiyata Neden İlgisiziz?

Arkadaşımız edebiyata olan ilginin durumunu konuştu.

Edebiyata Neden İlgisiziz?

Ülkemizde neden edebiyat dergileri az satar ve şiir kitapları en fazla bin adet basılır? Sizce problem nereden kaynaklanıyor? Edebiyatçılardan mı yoksa halkın ilgisizliğinden mi?

Büyük usta Nuri Pakdil gönül insanı Fethi Gemuhluoğlu'nu anlattığı eseri Bağlanma'da Gemuhluoğlu'ndan şu sözleri nakleder. ''Sanatla başladı yurdumuzda yabancılaşma; gene sanatla atılacak yurt dışına. Sanatla kalkacağız ayağa.''

nyabizim.com da bi yerde bu sözlerin vuku bulması için çalışan bir oluşum. Doğal olarak sanatın gayesine ulaşması için karşılaştığı problemleri somut olarak ortaya konması gerekir.
Ülkemizde sanata (özelde edebiyata) olan ilginin pek iç açıcı olmadığı malum. Üç kişiden dördünün şair olduğu söylenen bu ülkede nedense şiir kitapları beşyüz bilemedin bin adet basılır. Edebiyat dergilerinin tirajlarını ise sormayın gitsin. Problemin edebiyat dünyasından mı halktan mı kaynaklandığını merak ettik. Şairlere, yazarlara, dergicilikle uğraşanlara sorduk. 

Dip noktayı bulup yükseleceğiz!

Suavi Kemal YazgıçSuavi Kemal Yazgıç:

Edebiyat mı halktan, halk mı edebiyattan koptu sorusunu çok anlamlı bulmuyorum. İletişim gibi iletişimsizlik de karşılıklıdır. Güzel şiirler, güzel edebiyat bütün dünyada marjinalleşiyor. Bize mahsus olmayan bir kopuş var. Bir şeyler yapılacaksa bu kopuşa rağmen yapılacak. Bu yöneliş bir gün dip noktayı bulacak ve edebiyat tekrar yükselişe geçecek dersem bilme haddimi aşmış olur muyum? 

Çoğalarak Tükeniyoruz. Durum Bundan İbaret!

Ali Görkem Userin

İnsanları suçlamaya hiç gerek yok bence. Çünkü ortaya konulanın niteliğiyle az-çok eşdeğerdir gördüğü, göreceği ilgi de, değer de. Yazarlarımızın, şairlerimizin, yayıncılarımızın ve diğer ilgili zatların okur milletine bir edebiyat dergisi ya da şiir kitabı almaları için yeterli sebebi sunabildiklerinden emin miyiz? Açıkçası ben bunu daha çok merak ediyorum. Adeta birbirinin kopyası niteliğindeki kâğıt israfı mevkuteleri ya da ucuz kelime oyunlarıyla resmedilen kokmuş şiirciklerle dolu kitapları kim niye alsın ki?

Ali Görkem Userin

Evet, şiir kitapları ortalama biner adet basılıyor. Ama binlerce şairin (!) herbirinin onlarca kitabı olduğunu da görmezden gelemeyiz. Bu bolluk içinde baskı adetlerinin yükselmesini beklemek zor olmanın ötesinde gereksiz de. Aynı durum dergiler bağlamında da geçerli. Yüzün üstünde yerel ve ulusal edebiyat dergisi çıkıyor her ay. Sanal ortamda yayınlananları ve blogları anmıyorum hiç.

Hasılı, merhum Ramazan Dikmen’in neredeyse yirmi yıl evvel “çoğalarak tükenmek” şeklinde teşhis ettiği hastalıkla uğraşıyoruz hâlâ. Şairlerimizi ve dergilerimizi azaltıp rafine bir hale getirebilirsek iyileşme yolunda önemli bir adım atmış olacağız. Ayrıca Bedir Savaşı’nda Müslüman ordusunun kaç kişi olduğunu hatırlayabilirsek, sayılarla ve nicelikle değil de nitelikle ve içerikle ilgili konuşmaya geçebiliriz sanırım.

Seyfullah AslanSeyfullah Aslan: İşimiz zor!

Öncelikle, Türkiye'de şiir kitapları ve edebiyat dergilerinin az okunması probleminin bugünkü kültürel ortamda çözülemeyeceğini söylemeliyim. İnsanlara kolaycı olmayı öğreten, zahmet nedir bilmez bir insan tipi oluşturan, estetik duygulardan yoksun kişilikler öneren bir sistemde yarın daha az okunan şiir kitaplarımız ve edebiyat dergilerimiz olacaktır.

Edebiyata ilginin az olmasına sebep tabii ki sadece dış etkiler değil. Acaba yazılanlar ne kadar nitelikli ya da basılan kitaplar ne kadar özenle hazırlanmış. Yayınevleri ve yazarlar yaptıklarını ne kadar önemsiyorlar ki okuyucudan karşılık beklesinler. Sanırım öncelikle edebiyatın ciddiye alınacak bir tarafının olduğunu anlamamız gerekiyor. Mesela, artık bir yandan eleştiri kültürünün oluşmasını isteyip, diğer taraftan kendimizi ya da arkadaşlarımızı, dostlarımızı eleştirilmez olarak görmeyeceğiz. Bu türden bir sıkıntının varlığını biraz bu işlerle uğraşan herkes görmüştür. Eleştiri işlediği zaman kötü metinler ortalıktan çekilecek ve işte o zaman nitelik artışı görülebilecektir.

Okuyucu cehpesinden ise durum daha karışık gibi. Kitaba 10 lira veremeyeceğini söyleyen biri, yandaki mağazadan 35 liraya pantolon alabilir mesela. Okuyucunun kitabı değerli görmemesinin nedeni verilen eğitimden, ilgi alanından, kitabın iyi tasarım ve baskıyla sunulmamasından kaynaklanabilir. Dolayısıyla bugünün okuyucusu daha zor cezbediliyor. 

Son tahlilde yazarların, yayınevlerinin ve edebiyat dergilerinin işi zor. Ama bu zor durumun oluşmasında her iki tarafın da ihmalkârlığı var. İlk adımı kültür dünyasındaki insanlar atmalı ve gerek eleştiri konusunda, gerek tasarım, baskı gibi teknik konularda gerekse okuyucuya ulaşmak noktasında daha fazla fedakârlık gösterilmelidir.

Selman Ertaş: Şair ne peşinde?

Bu daha çok yayımcıları ilgilendiren bir soru çünkü işin maddi boyutu daha ön planda. ‘’Ülkemizde neden edebiyat dergileri az satar?’’ bu sorunun cevabı hemen akabindeki soru; az satıldığı için en fazla bin adet basılır. Şiirin kıymeti daha dün varmış da bu; son on, son yirmi yılın sorunuymuş gibi yansıtılması yanlış. Yani soru güncel değil, güne ait değil. Cumhuriyetin ilanından sonra yaşanmaya başlayıp güne kadar inişli çıkışlı fakat alçak düzeylerde seyreden bir durumdur bu. Esas mesele bunun sebepleridir. Veya daha açık olarak Cumhuriyet sonrası dönemdeki şairlerin ne peşinde olduğu, ne olduğudur. Akif’e bakın daha geniş görmek istiyorsanız, Tanzimat döneminden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan döneme bakın. Yahya Kemal’in veya Tanpınar’ın bürokratik mevkilerde bulunmuş olmaları hatta daha yakına bakarsak Erdem Beyazıt’ın eski milletvekili olması mesela düşünülesi. Son soruya gelirsek ikisi de değil. Halkın çoğunluğu şiir okuyacak diye bir şart yok. Şiir her tip insanla ilgilenebilir ama herkes şiirle ilgilenmez, bu böyledir. Zorla bir şeyler okutamazsınız insanlara. Tabii üzücü bir durum bu bir çoğu için ama üzülmemek gerekli yani bizi ilgilendiren bir şey olmamalı bu. Bu işi kafalarda soru eden şey para ise Allah rızka kefildir. Bizim öyle bir derdimiz yok, ha gayret gösteririz şiir okunsun isteriz ama o apayrı bir şey. Mısraya bakın yani; memleket misin hastalandım severken ertelendim unuttum diyor yani :-)

Vural KayaVural Kaya: Narkoz var'

Şiir şebeke üyesi değildir. o halde yalnızlığı mukadderat...

Fakat kalkışlanmanın, dirilmenin keskin ilacıdır öte yandan şiir.

Eh bu keşmekeşliği sarahaten makul olana çekmek iltifat ehline kalmış. Marifet ortada sonuçta yani. Öyleyse kökleri itibariyle edebiyat ve şiire doğmuş bir millet nasıl olur da "edebiyatı özelde şiiri malayani görür? Görebilir çünkü narkoz öyle böyle değil. Hayli etkili, hesaplı kitaplı falan yani.. Müşkilin halli için millet olmak yeter... Millet miyiz peki?

 

Ahmet Tek sordu

Yayın Tarihi: 17 Temmuz 2009 Cuma 08:58 Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2009, 09:55
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Abduh
Mehmet Abduh - 13 yıl Önce

Bu yazıyı röportaj(lar) şeklinde yayınlamayıp da sorulan soru ve görülen problem üzerine sağlam bir fikir/eleştiri yazısı yayınlandığı zaman bir şeyler düzelmeye başlayacaktır. Hep işin kolayına kaçarak bir şeyler yapamayız.

Ali Sözer
Ali Sözer - 13 yıl Önce

Ali Görkem Userin ne güzel söylemiş. Tebrik ederim. Günümüz şair ve edebiyatçıları bunu söyleyemiyorlar. Ayrıca, şunu kabul edelim, "şiirimiz bugün bir ucube"den başka bir şey değil. Mısralarda ne Türkçe'nin tadı var, ne de şiiri nesirden ayıran o şiirsellik. Her yazdığının şiir olduğunu iddia eden bir güruhla karşı karşıyayız. Kendisi şiire doğru çıkacağına, şiiri kendine doğru çekiyor, kendi peşinde koşturuyor. Birbiriyle hiç alakası olmayan onlarca şiir anlayışı var. Hangisi şiir acaba?

Ahmet Nacar
Ahmet Nacar - 13 yıl Önce

müslüman bir toplum için uygarlığın ve gelişmişliğin ilk belirtisi ibadette ve yaşantıda samimi olarak zuhur etmektir.samimiyet zevale erince arkasında koskoca bir yalan bırakır.bu yalanla kimse kimseyi kandıramaz .özellikle cahili eğitim sistemlerinin ne idüğü belirsiz müfredatlarıyla şair , romancı, nesirci yetiştirerek milyonları kitapla buluşturmak ancak böyle oluyor.inandığını anlayan ,anladığını yaşayan ,yaşadığını anlatan ve anlattığının idrakine varan nesiller yetişirse o zaman milyonlar

İki Gözüm
İki Gözüm - 13 yıl Önce

Tam olarak neyi ölçmek istiyoruz bu soruyu sorarken, hangi kaygıdan hareket ediyoruz? Şiirin, daha genelde de edebiyatın dünyamıza, hayata verdiklerini, verebileceklerini belki hep geniş bir zaman içerisinden görmeye çalışmamız gerek, bu hem bizim daha ümitli,çalışkan olmamız için, hem de okur olarak yöneldiğimiz insanların varlığını geçerli ve ayakta tutmak için vazgeçilmez. Hakiki bir şiirin kaybolduğunu gören var mı? M. Kutlu'nun 5402'sini, Füruzan'ın Edirne'nin köprülerini unutan var mı?

bilge kotan
bilge kotan - 13 yıl Önce

ilgisiz miyiz?

seyyah seza
seyyah seza - 13 yıl Önce

ilgi ne öyleyse?

Eyüp YILDIRIM
Eyüp YILDIRIM - 12 yıl Önce

Eminim ki muazzam bir ilgi görse edebiyat ve şiir bu sefer insanlar, bu ne ilgi diye yakınacaklar! Sanatı ve edebiyatı değerinden fazla da büyütmenin bir anlamı yok. Sanat, netice itibarıyla yapay bir şeydir ve hakikatle bir ilgisi yoktur çoğu zaman. Sadece bu öyledir demeye getirir sanat ve edebiyat ve şiir. Bu öyledir'e bırakın da insanlar ilgi göstermesinler...

Demek istediğim her şeye değeri ne ise o değeri verelim ve olduğundan fazla da abartmayalım. Unutmayalım ki , insanların çoğunun.

banner26