Dışarıda Takvim Birliği Tamam, Ya İçeride?

Geçtiğimiz haftalarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Uluslar arası Hicri Takvim Birliği Kongresi yapıldı. Neticesi de alındı. Peki ya kendi içimizde? Kâmil Büyüker yazdı.

Dışarıda Takvim Birliği Tamam, Ya İçeride?

Geçen haftalarda toplanan Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi, vahdeti kaybetmiş İslam coğrafyasında bir umut ışığı yeşermesine vesile oldu. Öyle ki Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in ifadesiyle, bu toplantı “İslam âlemindeki 60 yıllık ihtilafa son verecek” meyveleri olan bir toplantı idi. Nihayetinde Suudi Arabistan, Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri, ABD, Katar, Fas, Mısır ve Ürdün'ün de bulunduğu 50'ye yakın ülkeden ilim adamları, astronomlar ve karar merciinde bulunan yetkililerin katıldığı kongrede takvim birliği kararı çıktı. Bunu başkan Görmez, “Kongreden vahdet çıkmıştır. Tek takvimin uygulanması yönünde karar alınmıştır. Bütün İslam dünyasına hayırlı olsun” sözleri ile duyurdu. Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de coğrafyamızdaki dağınıklığı bir imame gibi toparlayacak öncü role soyunuyor olması sevindirici…

Bir vakitler telefonla oruca başlayıp, telefonla oruç bozanlar vardı bu ülkede

Bütün bunlar oluyorken acaba içeride ne derece birlik ve beraberliği tesis edebildik diye insan sormadan edemiyor. Geçmişte gözle görülür bir şekilde “bir yerlerden” gelen haberle oruca başlayan, yine “bir telefonla” oruç bozan gruplar, cemaatler yok değil miydi bu ülkede? Hâlâ var ama bunun neden böyle olduğu bugüne kadar hiç sorulmuş değil. Yine kapalı mekânlarında kendi cumalarını kendileri kılan, kendi orucuna kendi usulünce başlayıp bayramı erken yapan topluluklar var bu ülkede… İçeride henüz tesis edilemeyen bu vahdetten dolayı “kardeşim derdiniz nedir, gelin bir konuşalım” deyip Diyanet’in bu noktada öncülük etmesi gerekmez mi? Uzun yaz günlerindeki oruçlarla alakalı ihtilaflar birkaç senedir sınırlı da olsa devam ediyor. Israrla bir grup “fazla oruç tutturuluyor” derken, sahuru geç yaptırıp birilerinin orucunu ifsad mı ediyorlar yoksa düzeltiyorlar mı belli değil.

“Kardeşim ben Türkiye’ye göre amel ediyorum!”

Bu hususla alakalı Allah Dostlarından Ramazan Hatıraları (Timaş yay. 2006) isimli Abdülkadir Süphandağı’nın hazırladığı kitaptan bir bölüm hatırıma geldi. Bu meselede eğer sahih bir niyet ortaya konmaz ise yapılan, fitneye sebep olmaktan başka bir şey değildir. İşte size eski ve zor zamanlardan, Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatından ibretlik bir pasaj:

“Üstadımız Türkiye takvimine göre amel ederdi. Yeni yazı takvimden hatt-ı Kur’aniye’ye çevirttirir, onu baş ucuna astırırdı. Şimdi olduğu gibi o zaman da Ramazanda bazen bir gün evvel oruç tutanlar, bayram edenler olurdu. Üstadımıza söylerdik. O hiç ehemmiyet vermezdi. Hatta bir gün Tahiri ağabey, ‘Bugün Arabistan’da bayram’ dediğinde Üstad, takvimi göstererek; ‘Kardeşim ben Türkiye’ye göre amel ediyorum.’ diye cevap verdi. Bilahare bir dersinde, ‘Ben de öyle yaparsam, fitneye vesile olur’ demişti.” (s.101-102)

Acaba kaçımız tevhid’in, vahdetin bozulmaması adına imanın hayata yansıyan bu güzel edebini tesis edebiliyor? Siz siz olun fitneye sebep olmadan iyi düşünün!

 

Kâmil Büyüker

Yayın Tarihi: 08 Haziran 2016 Çarşamba 14:33 Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2016, 11:55
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Okur
Okur - 5 yıl Önce

1982' ye kadar Diyanette temkinli takvim kullanıyorduSorun Diyanette yine temkinli hicri takvime dönebilirBirçok cemaat temkinli hicri takvim kullanıyorHala camiler dışında birçok yurtta mescitte teravih cuma kılınıyor bence yazar önce nedenlerini sorgulamalı.

Abdulkadir
Abdulkadir - 5 yıl Önce

Fitneye yol açmamak bir ilim ve aksiyon adamının en büyük özelliği. Kamil kardeşim güzel bir noktaya temas etmissin. Maşallah tebrikler

banner26