Dindar yazar! Beyaztürklerin peşini bırak!

Yusuf Kaplan geçenlerde Yeni Şafak'taki köşesinde zaman ve mekan algımızla alakalı çok önemli hususlara değindi. O yazı üzerinde kafa yormamız, düşünmemiz gerekiyor.

Dindar yazar! Beyaztürklerin peşini bırak!

 

Yusuf Kaplan, geçenlerde Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde zaman ve mekân algımızla alakalı çok önemli hususlara değindi. Yusuf Kaplan’ın o yazısı üzerinde kafa yormamız gerektiği, düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim.

Üzerine çokça laf edilen, şarkıda türküde dahi koskoca bir “yalan” olduğu bağıra bağıra ilan edilen dünyayı kime bırakıyoruz.

Dünyanın bir illüzyon, bir hayal, bir vehimden ibaret olduğunu çok yerde okuduk, dinledik. Bu şahane illüzyon karşısında ağzı açık kalanlar oldu, “bırak yahu, el çabukluğu” der gibi bir tavırla bir kalemde silenler oldu. Bilhassa tasavvufî eserleri henüz sağlam bir altyapı oluşturmadan okuyanlarımızın, dünyadan kendini tecrit etme, el etek çekme keşişliğine düştüğüne şahid olduk.

Bu yanlış algı, birçoğumuzun din’in yani İslâm’ın bizi keşişliğe davet ettiğini sanmasına davetiye çıkardı. Modernliğin dünyayı yücelten tavrına karşı, dünyanın hiç olduğunu haykırarak haberi olmadan post-modern bir tavır aldı kimilerimiz.

“İki ayağımı kaldırırsam düşerim”

Dünyaya dalanlar evet, yanlış yapıyorlar ama dünyadan kaçanlar, sorumluluklarını unutanlar da yanlış yapmıyor mu? O dünyadan kaçanlar, dünyadan kaçmayı yücelme, dünyadan geçme sananlar, dünyanın bir köprü olduğunu ve köprünün  üzerine ev yapılmaması gerektiği öğüdünü ters anladılar ve hiçbir şeye yaklaşmadılar. Bir beden, bir kılıf, bir "fıkıh" içinde olduklarını unuttular. Zemini olmayan her nesne gibi muallakta kaldılar. Yani asılı kaldılar. Ne buralı ne oralı olamamak durumunu içtiler.

Niyeti ve amaçları bu olmadığı halde yarını da kaybettiler. Yarını yani ölümün öldüğü günü. Akıl gemini hiçbir yere bağlayamadıklarından ötürü gönülleri de her rüzgârda rota değiştirdi durdu. Sonunda hiçbir şeyin varlığına anlam veremediler ve bu anlam yoksunluğu onları inkâra taşıdı.

Taze, yeni bir inkardı bu. Daha köprünün başında, köprüyü dinamitlediler. Onu yok saydıkları andan itibaren üzerinde çakılı kaldıklarından haberleri yoktu. Geçilmesi için yürünmesi gerekti oysa, yürünmesi için bir varlığı olmalıydı. Yüz vermeden, kerhen bir varlık verilmeliydi.

Varlığın bir illüzyon olması Yaratıcı’ya nisbetledir. Yaratık kendisine bir varlık izafe etmelidir. Kendimi tashih etmem gerekir aslında. Varlık yerine yaratılmış demek daha doğru olacaktır. Zira tek “Varlık”, “Var” olan Yaratıcı’dır. Görebildiklerimiz ise Yaratıcı’nın üfledikleridir. Buna rağmen yaratılmış / mahluk  için bir ilüzyon bahsi mümkün değildir. Gökkuşağı bize nisbetle vardır. Kedi bize nisbetle vardır, biz birbirimize nisbetle varız.

Bu sebebten dünyayı elden çıkarma lüksümüz yok. Dünya yarına inancı olanlar tarafından yeniden inşa ve ihya edilmeyi bekliyor. Yaratıcı’dan ödünç aldıklarımızla buranın islahı için çalışmamız gerekiyor.

Mirac’dan dönen Sevgili Peygamberimiz’e, cehaletin babası “iki ayağını kaldır” dediğinde “düşerim” demişti. Her yerin bir kanunu olduğu bu misalde ne kadar canlıdır. Yedi kat gökleri seyran edip, kürsünün üstünde cevelan edip döndükten sonra buranın tabir-i caizse bir raconu olduğunu böyle söylemişti Efendimiz (s.a.s), “İki ayağımı kaldırırsam düşerim.”

Ey parlamak isteyen yazar, şair, bilim adamı ağabey

Yusuf Kaplan'ın yazdıklarından ben bunları çıkardım kendime. Bizim bir zeminimiz var. Ve bu zeminin imtihanını zaman içinde, bize verilmiş zaman içerisinde verebileceğiz.

Zamanın bize verildiğini bilmeyenler, Zamanın sahibini bilmeyenler yanlış güç odaklarına meyledebiliyor.

İşte medya dedikleri secdesiz, secde tanımaz, Allah bilmez âlem ortadadır. Büyük illüzyon. Bu abdestsiz, secde bilmez âlemde boy göstermeyi bir maharet sanan 'yazarlarımızı', 'kültür adamlarımızı', 'filozoflarımızı' gördükçe “Allahım, ilminin imtihanını kaybedenlerden eyleme bizleri, büyüklerimizi...” demekten kendimi alamıyorum.

Dünyanın hâkimi havasında tipler için, beyaz Türklerin iltifatını almak çünkü büyük bir imtihan, kışkırtıcı, ayartıcı…

Çünkü bizim ilim, kültür ehli adamlarımız bilir ki, bizim siyasiler, bizim gazeteler, televizyonlar, dergiler, dernekler, vakıflar bizim adamlarımıza iltifat etmeyi bilmezler. Gene giderler liberallere iltifat ederler. Gene yüksek telifleri, ücretleri onlara verirler. İsmet Özel'e bile vermezler, düşünün yani... Onların yayınevinden kitabın çıkarsa hoplayacağını düşünür bizim birçok yazarımız. “İletişim'den, Metis'ten, Ayrıntı'dan, YKY'den kitabım çıksa keşke. Keşke şunlar beni bir keşfetse” diye düş görüp dururlar.

Oysa keşfetseler ne? İki kullanır atarlar onlar sizi ey beyaz Türk semtlerinde dolaşmaya hevesli entelektüelim benim!

O yüzden yüzde 90'ı anlamadan suratına baksa da, yüzde 90'ının din, iman, kitap, irfan ile en ufak bir alakası olmasa bile, gidip dinci bir vakfın yurdunda konuşma yapman çok daha önemli ve bereketlidir yazar ağabey!

Orada, o salonda o yüz, yüzelli gençten 2-3'ü seni ilgiyle, merakla, kaygıyla, kafalarında bin soru ile dinliyor, dinleyecek!

On kişi olmayacaklar hiç bir zaman, bilesin ey yazar ağabey. Ey parlamak isteyen yazar, şair, bilim adamı ağabey... Ama onlar 500 bin satan gazetelerde görünmekten çok daha büyük bir şeref bahşedecekler sana. O iki üç genç...

Tabii, niyetini bozmadan oralara gitmeye devam edersen...

Yoksa izzet, şeref, haysiyet sizleri teğet geçecek... Teşekkürler muhterem üstadımız Yusuf Kaplan Bey. Sizi bilmiyorum ne kadar doğru anladım, ama böyle anladım ben. Zamanda ve mekânda izzeti kaybetmemek olarak anladım cümlelerinizi.

Yanlış anladı isem hakkınızı helal ediniz.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Yayın Tarihi: 12 Aralık 2012 Çarşamba 16:02 Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:03
YORUM EKLE
YORUMLAR
cahit saçak
cahit saçak - 10 yıl Önce

son zamanlarda sitemizde okuduğum en güzel yazılmış metinlerden biriydi bu. gıpta ettim diyebilirim. Allah(c.c.) râzı olsun inşallah. eline, gönlüne Allah(c.c.) sağlık versin yazarımızın.

büşra p
büşra p - 10 yıl Önce

yazarın maksadını aşar ya da altında kalır bilinmez, mühim olan anlaşılandır... hissene düşeni pek güzel anlatmışın kardeş, yazını dönüp bir daha okudum..

Zırtapoz
Zırtapoz - 10 yıl Önce

Şaka şaka, ama yazı çok daha geniş bir meseleyi ele alıyor. Siz bir yönüne değinmişsiniz sadece. Elinize sağlık ve eyvallah. Sağlam tespitler..

banner19

banner36