banner17

Dergiciler TYB Yıllığı'nı umursamıyor

Ülkenin yazarlarından birçoğunu bünyesinde toplayan bir kuruluşun Yıllığın bölümleri için birden fazla yazardan yazı isteyecek gücü ve potansiyeli olmalıydı..

Dergiciler TYB Yıllığı'nı umursamıyor

 

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 34 yıllık mazisinde yirmi beşinci Yıllık olarak yayınlanan Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı 2012 Nisan ayının sonlarına doğru okuyucusunun elinde oldu. 2012’nin başında olması gerekirdi aslında ama Yıllık hazırlıkları sanıldığından uzun sürüyor. (Görüyorsunuz, işe yetersiz bir mazeretle başladık)

Zamanında çıkmayan yıllıklar, o yıl için önemini nasıl koruyacak?

Yıllık 2012’de yazısı bulunanlardan biri olarak yazdığım bu yazının başında hemen belirtmeliyim ki, zamanında çıkmayan yıllıkların o yıl için önemini koruması oldukça zordur. Çünkü zaten yılın başlarında bazı dergiler müstakil şiir ve öykü yıllıkları yayınlıyor. Bu durum TYB Yıllığının -öncelikle- şiir ve öykü bölümlerini kadük bırakmaya yetiyor zaten.Osman Özbahçe

Yıllığa dair biriktirdiğim gözlemlerim

Son iki yıldır, TYB Yıllığı üzerinde Osman Özbahçe’nin gayretleri ve emeği göze çarpıyor. Bu gayret olmasa, sanırız, Yıllık için yazmaya istekli olacak fikir ve sanat erbabını bulmak giderek zorlaşacak. 2007 Yıllığından itibaren “Dergiler” bölümünü yazıyorum ve o yıldan beri iki yan başlık altında toplayabileceğim birtakım gözlemler biriktirmiş bulunuyorum:

1. İlgisizlik duvarı

Yıllığın ilgili bölümünde hakkında bir şeyler yazdığım dergilerin yönetenleriyle veya yayın ekibinden bir kişioğluyla TYB Yıllığı hakkında konuşurken, sohbet icabı durumdan söz ediyorum; muhatabım soran gözlerle yüzüme bakıyor. Bu durumda Yıllık’ta yazılanları kimse takip etmiyor; takip gereği de duymuyor izlenimine kapılıyorum ister istemez. İlk birkaç Yıllık’ta gerçekten emek sarf ederek, yazdığım dergilerin o yıl içinde çıkmış bütün sayılarını görerek, hemen hepsinden ayrıntılı bir biçimde söz ederek yazmıştım.

Yazdıklarımın kalın bir ilgisizlik duvarına çarptığını görünce bu azmim kırıldı. Kendimi; “Yıllığın sadece yayınlandığı yıl içinde okunup tüketilen bir meta olmadığı, yıllar, yıllar sonra bu Yıllıkları eline alan bir araştırmacının, o yıl içinde olan bitenin bir fotoğrafını bu Yıllıklarda görmesinin, yıl içinde görülüp değerlendirilmesinden çok daha önemli olduğu” zehabıyla motive etmeye çalıştım. Bir yerden sonra bu motivasyon da yetersiz kalmaya başladı. Nitekim 2012 Yıllığı’nın “Dergiler” bölümüne yazdıklarım sadece bazı notlardan oluşabilmişti. 2012 Yıllığı için daha kapsamlı bir şeyler yazmak için kendimi -tabir caizse- zorladım; ama ortaya koyduğum değerlendirmeleri bizzat kendim yetersiz buluyorum. “Zaten pek kimseye de ulaşmıyor veya ulaşanlar da okumuyor” diye düşünerek kendimi teselli edebilir miyim bilemiyorum.

2. Toplam altı yılda kocaman bir tepkisizlik

2007’den 2012’ye toplam altı yıl; dile kolay! Dergicilik piyasasının TYB Yıllığı’nı umursamadığını düşünmeme sebep olan etkenlerden biri de bu zaman dilimiyle ilgilidir. Bir kere, yıl içinde kendi imkânlarımla zaten takip ettiğim dergiler dışında hiçbir dergi yönetimi bana ulaşma ihtiyacı duymadı. ‘Dergimizden Yıllık’ta söz etmiyorsunuz; sanırız takip edemiyorsunuz. İsterseniz gönderebiliriz’ cinsinden bir ‘tehdit’ veya teklif almadım.

berceste dergisiBir istisna: Kayseri’de çıkan Berceste dergisi adresimi istedi ve dergiyi düzenli olarak göndermek istediklerini bildirdi. Böylece mümkün olduğunca geniş tutulmasını gerekli gördüğüm Türkiye dergileri yelpazesine bir katkı sağlanmış oldu. Haa bir de Hurufat dergisini çıkartan gençler, nereden buldularsa adresimi, ilk 10 sayılarını topluca gönderiverdiler; ‘istiyor musunuz?’ diye sormadan. Bu tam bir sürprizdi; sevindirici bir yaklaşım da diyebilirim. Ama işte altı yıl içinde sadece iki cemîle…

2012 Yıllığı’nın artıları yok mu?

2012 Yıllığı’nı geçen gün TYB binasına giderek aldım. Bir müddet bir liste arandı ve ismim sanırım ‘Yıllık verilenler’ listesinde işaretlendi. Elimde bir adet Yıllık yola revan oldum. Bu seneki Yıllık gerçekten çok eli yüzü düzgün görünüyordu. 2008, 2009, 2010 Yıllıklarının o berbat sayfa düzeni gitmiş, yerine sevimli bir harf karakteriyle ve derli toplu sayfa düzeniyle göz okşayıcı bir görünüm gelmiş. İşaret edilen yıllara ait Yıllıklarda grafikerin kafasına göre metin içindeki bir cümleyi bold harflerle yan başlık olarak çekmesi, paragraf başlarına rastgele tireler koyması gibi saçmalıklar bu Yıllıkta görünmüyor.İbrahim Ulvi Yavuz

2012 Yıllığı için bölümleri kaleme alan zevât da gerçekten iyi seçilmiş. Yıllığın “şiir” bölümünü Mustafa Aydoğan; “hikâye” bölümünü Necip Tosun; “roman” bölümünü Güray Süngü; “dilimiz” bölümünü Osman Özbahçe; “sinema” bölümünü Yavuz Altınışık; “basın” bölümünü Murat Erol yazmış. Doğrusu iyi seçilmiş bir yazar kodrosu. Sonra Yıllık’ta bir “folklor” bölümünün olması; “olaylar ve insanlar” bölümünde İbrahim Ulvi Yavuz’un yıl içinde meydana gelen olayları başlıklar hâlinde, ay ay sıralaması ve o yıl ölen fikir, sanat ve siyaset adamlarının biyografilerini vermesi de cabası. Bunlar gerçekten güzel.

Güzelliğin eksikleri olmaz mı?

Yazdığım “dergiler” bölümünü en başta kendimin beğenmediğini vurgulamıştım. Yukarıda belirttiğim bölümlere tek tek baktığımda ise eski TYB Yıllıkları gözümün önüne geldi. O yıllıklarda bir bölümü genellikle iki-üç kalem birden yazar; böylece birinin eksik bıraktığı tarafı diğeri tamamlayarak, o yılın tam bir fotoğrafının Yıllık sayfalarına yansıması sağlanırdı. Bu kez yazanlar gerçekten işinin erbabı isimlerdir ama hâliyle konuyu en çok ilgilendikleri tarafından ele almış bulunuyorlar. Oysa bu çabanın eklerle beslenmesi gerekirdi.

Mustafa Aydoğan“Şiir” bölümü

Şiir bölümünü kaleme alan Mustafa Aydoğan, bölümünün başlığını “2011 Dergilerinde Şiir” şeklinde belirtmiş ve Yıllık ekibine önemli bir mesajı da peşinen vermiş: ‘yıl içinde dergilerdeki şiir akışıyla sınırlandırdım yazımı’ demiş aslında. Ayrıca bu çabasını dergilerden seçtiği dört ‘poetik alıntı’ ile desteklemiş ve yıl içinde dergilerde yayınlanan şiirlerden bir seçme sunmuş. Peki, bu çaba yıl içinde yayınlanan şiir kitaplarına tahsis edilmiş değerlendirmelerle neden desteklenmemiş? Bunu sormadan edemiyorum. Eski yıllıklara bakılırsa, böyle durumlarda fark edilen eksikliğin hemen bir başka yazar devreye sokularak giderildiği açıkça görülecektir.

“Hikâye” bölümüNecip Tosun

Hikâye bölümünde ise bunun tam tersi söz konusudur. Burada yıl içinde yayınlanan öykü kitapları, alanını gerçekten iyi takip eden öykücü Necip Tosun’un yetkin değerlendirmeleriyle sunulmuş okuyucuya. Müstakil olarak değerlendirilemeyen öykü kitaplarının bir listesi; 2011’da dağıtılan öykü ödülleri ve yıl içinde yayınlanan öykülerden örnekler de sunularak bu bölüm beslenmiş. Yazar, bunu yapabilmiş ve yaptığı kadarını da gerçekten iyi yapmış. Peki, 2011 dergilerinin öykü potansiyelini görünür kılan bir ek gerekmez miydi bu bölüme? Yıllık ekibinin durumun farkına varması ve söz konusu eksikliği gidermesi beklenirdi elbette.

Diğer birkaç bölüm

Belirtmeliyiz; “Dilimiz” bölümünün zayıf kaldığı da hemen göze çarpıyor. Yine “2011 Araştırma İnceleme Tenkit” bölümü de sadece yıl içinde yayınlanan kitaplarla sınırlıdır. 2011 dergilerinde bu alanda neler olup bitmiş; görebilmek mümkün değil. Yanlış anlaşılmasın, “bunu, bölümü gerçekten güzel yazmış bulunan Evren Kuçlu yapmalıydı” demek istemiyorum. Ama şiir ve hikâye bölümlerinde olduğu gibi başka yazarların değerlendirmeleriyle bölüm desteklenmeliydi.

Birçok yazar bünyesinde ama yazı isteyecek potansiyeli neden yok?

Uzatılabilir ama kısa kesmek gerekirse, TYB Yıllığı’nın hazırlığında bir motivasyon eksikliği hemen göze çarpıyor. Osman Özbahçe’nin özverili gayreti Yıllığı belli bir yere kadar kurtarabiliyor. Ülkenin yazarlarından birçoğunu bünyesinde toplayan bir kuruluşun Yıllığın bölümleri için birden fazla yazardan yazı isteyecek gücü ve potansiyeli olmalıydı. Oysa, TYB Yıllığı son yıllarda bunun tam tersi bir manzarayı belirginleştiriyor.

2001-2004 arasında Yıllığın sadece bir kez çıkmış olması ne kadar kötüyse ortaya konulan çabanın isteksizce gayret eden, konularına / alanına yeterince motive olamamış bir görünüm sergileyen bir ekip tarafından kotarılması da o kadar kötüdür elbette.

Ne diyeyim, ‘dost acı söyler’ demişler.

 

Yusuf Turan Günaydın yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Nisan 2012, 10:29
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Esra Y.
Esra Y. - 7 yıl Önce

Güzel ve faydalı bir değerlendirme olmuş. TYB, çok üyesi olan kısır bir kurum. Üye yazarlarına hiçbir katkısı da yok zaten. Şubeleri de öyle. Körler sağırlar birbirini ağırlar mantığı işte.

Saglam V.
Saglam V. - 7 yıl Önce

Öncelikle böylesine ciddi ve güzel bir yorum için teşekür ediyorum. Tespitlerin doğru ama yetersiz olduğunu da söylemeleyim. Vesayetle yönetilen ve tek bir kişiye bağlı olan hiç bir kurum, başarıyı sağlayamaz. Şu anki TYB yönetimi de vesayet yönetimidir. Derneğimn kurucusu D. Mehmet DOĞAN'ın tekelinde, "lay lay lom" ya da "küçük olsun benim olsun" mantığı ile yönetilmektedir. Dertleri, Türkiye kültürüne katkı sağlamak değil, TYB adına yayınladıkları kitaplar üzerinden para kazanabilmektir.

Salih Kutluer
Salih Kutluer - 7 yıl Önce

Yıllardır çıkan, İstanbul'un belli başlı kitapçılarında, ülkedeki tüm NT'lerde bulunabilen yani gözden kaçırılması hemen hemen imkânsız olan dergilerin bu sene "de" yıllığınızda anılmamış olmasına ne demeli? Bu yüzden olabilir mi acaba dergilerin de sizi umursamaması?

Y.T. Günaydın
Y.T. Günaydın - 7 yıl Önce

umursamasam neden yazayım? yalnız dergileri NT'lerden alma zorunluluğu mu var? birleşik'ten, kurtubakitap'tan, akçağdan, turhan'dan, dost'tan, nt'den de alıyorum. kendi imkanlarımla 15 dergi takip ediyorum ve yıllıkta çok daha fazla derginin yer almasını istiyorum. neyse bir dahaki yıl Yıllık'ın dergiler bölümünü NT'lerdeki dergileri satın alarak siz yazarsınız. Halep oradaysa arşın burada. Salih Bey'i bu kaba yorumundan dolayı kınıyorum.

banner8

banner19

banner20