banner17

Bugün popüler ama ya yarın?

Marjinalliğin sembol ismi Küçük İskender oldu Türkiye'de. Şimdi ise marjinallerin popüler olduğu bir devirdeyiz. Hakan Arslanbenzer yazdı.

Bugün popüler ama ya yarın?

Köprülerin altından çok sular aktı. Siyasette, günlük hayatta olduğu gibi şiirde de eski alışkanlıkların yerinde yerler esiyor. Otuz sene önce sandalyelerin havada uçmasına neden olacak (uçan tekmelere neden olmuyorsa) işler bugün moda oldu. O zamanın havaları ise bugün uzun hava yerine konulup kısa kesilmesi isteniyor. Şairin rolü ve kimliği değişti.Birhan Keskin -Soğuk Kazı

1975: Kritik bir yıl

1975 çoğu insana bir şey ifade etmez. En fazla bir tanıdığımızın doğum yılı, kült bir filmin yapım yılı ya da sadece 1970'lerin sayısal olarak ortasıdır. 75'in Filistin-İsrail çatışmasına son şeklini verecek Lübnan iç savaşının başladığı yıl olduğunu çok az insan hatırlar. Amerika'nın Kıbrıs'ın fethi yüzünden Türkiye'ye silah ambargosu uygulama kararının yılı olduğunu ise uzmanlar dışında nerdeyse bilen yoktur. Kıbrıs Türk Federe Devleti aynı yıl kuruldu. 75'te ABD–Vietnam savaşı sona erdi. Türkiye'de TRT üç kanaldan radyo yayınına başladı. Türk diplomatlarına yönelik Ermeni terörist saldırıları yoğunlaştı. 1975 başlarında petrol krizi sona erdi.

Neydi petrol krizi? OPEC üyesi ülkeler, başta Arap ülkeleri olmak üzere, İsrail-Filistin savaşında Batı ülkelerinin İsrail'e yardım etmesi nedeniyle petrol satmama kararı almıştı. Bunun sonucunda Batı ekonomileri ciddi bir sarsıntı yaşadı, borsalar ve piyasalar çöktü, vs. Yaklaşık iki yıl süren bu krizin Ortadoğu'ya dönüşü çok ağır oldu tabii. Petrol krizinin sona ermesiyle Lübnan iç savaşının başlamasının aynı yıl olması düşündürücüdür.

Tofaş, ilk Hacı Murat üretimini 1975'te yaptı. İskenderun Demir Çelik fabrikası Rusların işbirliğiyle tamamlanıp üretime başladı. Adalet Partisi (Demirel), MHP (Türkeş) ve CHP'nin (Ecevit) mitinglerinde olaylar çıktı, birçok siyasî cinayet oldu ve üniversiteler karışmaya başladı. Eurovision şarkı yarışmasına ilk defa katılıp sonuncu olduk. 1975'te çok ciddi bir ekonomik kriz yaşadık ve Türk lirasını devalüe ettik; 1 ABD doları 15 Türk lirası oldu. Bazı Afrika ve Pasifik ülkeleri sömürgecilerinden bağımsızlaştılar veya bağımsızlık yolunda son hamleyi yaptılar.

Kısacası, 1975, bildiğimiz dünyanın ayak seslerinin duyulduğu, postmodern dünya diyebileceğimiz ortamın yaratılmaya başladığının göstergelerini içinde barındıran bir yıldır. Al Pacino'nun kafası karışık eşcinsel bir banka soyguncusunu oynadığı Dog Day Afternoon filminin 1975 yapımı olması şaşırtıcı değil bu yüzden. Postmodernizm, çoğul ve karışık kimlikler, cinsel özgürlük hatta sapkınlığın hoşgörülmesi, sanatta ve düşüncede belirsizlikler... 1975'te itilen kapıdan girmiş şeyler biraz da. Türkiye'de de 1975 yılının tartışmaları arasına ilk defa sivil toplum, sanatta deneycilik, bilgide bilimdışı arayışlar girmiştir diyebiliriz.

Fakat bütün bu “acayiplikler” 80'lerin ortasına kadar henüz belirleyici olabilmiş şeyler değildi. Çoğunluk tarafından hiç farkedilmiyordu ve bu tür şeyleri fark edenler de “burjuva züppelikleri” olarak damgalayıp geçiyordu.

Küçük İskender -Sarı Şey12 Eylül'le gelen

Sonra 24 Ocak kararları alındı ve 12 Eylül askerî darbesi oldu. 24 Ocak 1980'de liberal ekonomi kararı alındı, uygulanmasına ancak 1984 yılında başlanacak olsa da. 12 Eylül 1980'de ise Türk Silahlı Kuvvetleri hükümet ve meclisi ortadan kaldırarak memlekette idareyi ele aldı. Bu idarenin güvenlik ve günlük hayat açısından, kişi hak ve özgürlükleri bakımından “sıkı” bir yönetim olduğu sıkça dile getirilir; fakat bu sadece rejim ve muhalifleri konusunda böyleydi. Yumruklarını sıkmış gençler kovalanırken, cezaevlerine doldurulurken, cinsellik ve eğlence, ‘kendi olmak’ (ezoterizm ve hedonizm arasında bir şey), yabancı kültürü edinmek gibi gaileleri olan gençliğin önü açılıyordu. 1970'lerin filmlerinde bile kötü gösterilen davranış tarzları, “şimdiki gençler ilginç” denilerek alttan alta destekleniyordu.

Şiirde 80’ler

Hikâye uzun, Ramazan gecesi kısa. Onun için direkt şiire geçelim. “Şiirde 1980'lerin ilk yarısı 70'lerin slogancılığının mistifiye edilmiş halidir” desek abartmış olmayız. Sağcı, solcu, İslamcı dergilerin devrim ve halk türküleri 12 Eylül darbesinden sonra yerini siyasî fakat belirsiz imalara bırakırken bir sulugözlülük, bir ağlamaklılık hali şiire hakim olmuştu.

Yıkıcı ve kurtarıcı şair portresi, yerini, yıkılmış ve kurtarılamayacak kadar hüsrana gömülmüş mazlum şair portresine bırakmıştı. Nazım Hikmet ve Necip Fazıl simge karakterler olmayı sürdürüyorlardı, fakat yeniden Ahmet Haşim'in, Yahya Kemal'in hatta divan şairlerinin günü gelmişti.

1983-1984 yıllarının dergilerinde yapılan şiir dosyalarına baktığımızda toplum-birey, mazlum ve kara halklar, benlik ve cinsellik gibi konuların çarpıcı olmaya başladığını görürüz. Toplumcu alışkanlıklar yerini bireyci tutumlara bırakıyordu. Bireyci tutumlar içinde benlik, beden ve özellikle eşcinsellik, kadınlık konuları fark ediliyordu. Küçük İskender'in çıkışı bu açıdan ilginçtir.Birhan Keskin

İskender'in Küçük'ü

Gerçek adı Derman İskender Över olan Küçük İskender'in seçtiği şair ismi birçok şeye dikkat çeker. 1984'te çıkan bu genç şairin şöhreti, deklare bir eşcinsel olmasıyla bağlantılıydı. Bir yandan hapishane edebiyatının gündemi tuttuğu 1980'li yıllarda gerçek yenilik İskender'in ortaya çıkmasıydı. İskender'in şiiri ve şiirinden daha çok da özel hayatı ve sözümona siyasî tavrı inkar edilemeyecek derecede öne çıkıyordu. Türkiye'de ilk defa bir eşcinsel deklare tavrı seçiyordu, şiiriyle, davranışlarıyla. Adı da hemen kondu: Marjinal.

Marjinal ve marjinallik konusu, içeriği fazla tartışmaya açılmadan bazen şokla bazen alıştıra alıştıra bünyemize sokuldu. Marjinal deyince şiirde özellikle Küçük İskender'in akla gelmesi kendi başına bir dönem oluşturur. Bugün adı konmuş veya konmamış marjinaller çok. Ama ilk anda sadece Küçük İskender bu donu giymişti. Marjinal çokça yerilse ve lanetlense bile asıl etkin yayınlar ve etkinlikler kapsamında korunan, desteklenen ve önerilen, övülen bir şey oldu. 1990'ların başında toplumla bağlarını iyice atmış şiir ortamı marjinali içselleştirmişti bile.

1990'ların başında çıkan dergilerin çoğu marjinal şiiri baştacı ediyordu. Bunların bir kısmı daha geniş bir dünya, modernlik-postmodernlik, insan ve varoluş telakkisine ve bilgi birikimine sahip olduğu için nispeten kana karışması ihtimali bulunan şiirler de yayımlıyordu. Birer ikişer sayı süren, en fazla birkaç sene yayımda kalabilen pek çok dergi marjinalin ulusal çapta yaygınlaşmasına yardım etti. Bunun içinde Adam Sanat'ın Küçük İskender'e tanıdığı sonsuz serbesti ile Ahmethan Yılmaz ve İbrahim Kiras'ın yarı ‘Beatnik’ yarı somut şiirci, yarı epik Geniş Zamanlar ve İki Şiir dergileri de yerini alır. Nihat Genç ve Hakan Albayrak'ın üç sayı çıkarabildikleri ve bir edebiyat dergisinden çok siyasî eylemi andıran Çete'si, Mehmet Efe'nin Yerliler'i yahut Mehmet Can Doğan'ın Araf'ı gibi çok sayıda dergi çeşitli türden marjinallikler barındırıyordu.

Sular köprülerin altından aktı, büküle büküle bir vadi oluşturdu ve bugün marjinallik gelenekçiliğin bile yapısına yerleşmiş bulunuyor. Gelenekçiyim diyenler geleneği salt biçim olarak ele aldıkları için farkında olmadan geleneği devam ettiriyorum diye onu bozuyor ve bir biçim oyununa indirgiyorlar. Geleneğin bir ilkeler, düşünceler, dünyayı tasavvur etme biçimleri bütünü olduğunu pek düşünen yok. Marjinal bir gelenekçilik hâkim şiir ortamına. Gelenekçiliği beklenmedik şekilde popüler hale getiren de bu belki.

Küçük İskenderBirhan Keskin'in ‘bestseller'ı

Bugünün popüler marjinallerinin başında Küçük İskender ve Birhan Keskin geliyor desek abartmış olmayız. Kitap satış adetleri de bunu gösteriyor. Birhan Keskin'in Metis Yayınları’ndan çıkan Soğuk Kazı'sı birkaç ay içinde 4 bin adet satmış. Küçük İskender'in Sel Yayınları’ndan çıkan Sarı Şey'i ise ikinci baskıya rahat ulaşacak, yani bin adet satışı geçecek gibi görünüyor. Murat Menteş'in, tamamen marjinal diyemeyeceğimiz (fikirleriyle klasik olduğu bile söylenebilir) fakat özellikle deyimleri ve isim tamlamalarıyla marjinal bir tarafa sahip Garanti Karantina'sının satış adetleri konusunda kesin bir veriye sahip değiliz, fakat hem fikirleri hem ifadeleriyle marjinal bir çizgide duran romanlarından dolayı Menteş de popüler yazarlardan biri. Hatta Newsweek'in geçen haftaki 40 yaş altı yazar listesinde yer alıyordu Menteş.Al Pacino

Bugün popülerleşen marjinalin…

Popülerin rengi marjinale doğru değişiyor. Bunu, ideolojilerin eski gücüne sahip olmamasına bağlayanlar olabilir. Oysa cinsel ve dinsel serbestiyi, küreselleşmeyi, bunun yanında yerelleşmeyi ve özerkleşmeyi, mikro kimliklerin ana kimliklerin yerini almasını şart koşan neo-liberalizm veya yeni dünya sistemi de bir ideoloji kabul edilebilir. “Katı olan her şeyin buharlaştığı” bir güne geldik. Marjinal artık popüler, hatta ana akım statüsüne yaklaştı. Bunun için üzülen ya da sevinenler olabilir. Biz izlemekle yetiniyoruz. Çünkü “popüler” son derece değişken bir kategoridir ve beş on yılda birçok ciddi değişmelere açıktır. Bugün popülerleşen marjinalin yarın başına ne gelir, bilinmez.

 

Hakan Arslanbenzer dikkatleri bu noktaya çekti    

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2010, 17:17
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20