Aliya Kadına Nasıl Bakıyordu?!

Arkadaşımız Zeynep Çınal Pekuz, Aliya'nın "Özgürlüğe Kaçışım" eserinden kadınlarla ilgili kısımları taradı...

Aliya Kadına Nasıl Bakıyordu?!

Aliya Kadına Nasıl Bakıyordu?!

 

 

Arkadaşımız Zeynep Çınal Pekuz, Aliya'nın "Özgürlüğe Kaçışım" eserinden kadınlarla ilgili kısımları taradı.

 

 

“Özgürlüğe kaçışım- Zindandan Notlar” Aliya İZZETBEGOVİÇ'in, ilk baskısı Nisan 2005'te yapılan kitabının ismi. Kitap, Klasik yayınları tarafından basılmış. Eser adından da anlaşıldığı gibi Aliya'nın hapis günlerinde yazdığı notlardan oluşuyor. “Dünya mümine zindan, kâfire cennettir” kavl-i şerifinden ilham alıp, dünya zindanımıza dair öğütler derledik kitaptan.

 

Kitabın çarpıcı ifadelerinin gücü sanırız ki, yazmanın o hal ve şart altında en büyük eylem oluşundan geçiyor. Bu anlamda yazı işçilerini yüreklendiren bir tarafı da var. Bunu, “Edebiyat özgürlüktür” diyerek kitabın en başında ifade ediyor üstad. “Sinekleri öldürmeye uğraşma, bataklığı kurut”; “Sadece özgürlük, sık kullanmakla eskimez”  diyerek gençlere kısa cümlelerle yol haritaları sunuyor.

 

 

Aliya'nın tefekkürü daha da derine, bir sosyal yaraya dönmüş olan kadının toplumdaki yerine, konumuna, ne olduğuna ve şahsiyetine dair de yönlendiriyor bizi. Sadece başlık ekleyerek aktarıyoruz:

 

 

MUHTEŞEM ŞAHSİYET: ANNE

Feminist hareketin argümanlarından biri, kadının günümüze dek kendisini anne olarak ifade ettiği, şimdi ise kendisini bir şahsiyet olarak ifade etme zamanının geldiği şeklindedir. Onların muhakemesine göre anne ve şahsiyet zıt terimlerdir. Birilerinin bana bunu açıklamasını isterdim. Hep şahsiyette annelikten daha şahsi ve daha zengin bir şey olmadığını, anneliğin muhteşem bir şahsiyet olduğunu düşünmüşümdür. Feminist diyalektik karıştırmaktadır.

 

 

 

KADININ İŞİNİ TANI!

Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır.

 

Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde yarattığı iktisadi değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10 – 12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve “çalışmayan unsur” başlığı altında tasnif edilir.

 

Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde göz ardı edilişi, evi terk edip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlaki bir şeklidir. İslam kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ve ev hanımının işinin tanınması olacaktır.

 

 

ANNE OLMAYA EVET, HANIM OLMAYA ASLA!

 

Sadece Rus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde her yıl yarım milyon gayrı meşru çocuk doğuyor. Rus ailesi, esas olarak kadının konumundaki değişim sebebiyle bir kriz içinde.

 

Ailede ve hatta toplumun bazı alanlarında kadının hâkimiyeti var. Üniversite eğitimli her on kadına karşı üniversite eğitimli altı erkek var. Boşanmalar dikkat çekici boyutlarda. Çok yaygın bir sorun da kadının yalnızlığı.  Genç bir kadının parolası şu: “Anne olmak istiyorum, ama hanım olmak istemiyorum.” Gençlik geçtikten sonra bu dilek değişiyor.  

 

 

ANNESİZ VE ZENGİN OLMAK MI?

İki katsayı (coefficient) yani kadınların istihdamı ve doğurganlığı birbirleriyle karşılıklı ilişki içindedirler. Bazı milletler sosyal servetin artırılması yarışında yüksek bir bedel ödeyebilirler. İnsan hariç her şeyin mevcut olacağı şeklindeki uğursuz tahmin belki de doğru çıkacak. Şöyle bir soru sorulabilir: Maddi servetin ne kadarı mutlu bir çocukluğa değer? Anneyle birlikte geçirilen mutlu bir çocukluğun fiyatı var mıdır ve başka bir şeyle telafi edilebilir mi?

 

 

Zeynep Çınal Pekuz, Aliya'nın gözünden kadının değerini aradı.

 

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2010, 15:19
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zeynep erten
zeynep erten - 12 yıl Önce

ALIYA'NIN NE KADAR BUYUK BIR ADAM OLDUGU HEPIMIZCE MALUM. ISRALI YAHUDISI'NIN GAZZE'DE NELER YAPTIGI ORTADAYKEN ALIYA'NIN SAVASCI YONUNU MU KONUSMALIYIZ MAGAZIN YONUNU MU?

banner19

banner13

banner26