Abdullah b. Sebe hayal mi, hakikat mi?

Abdullah b. Sebe hakkındaki ihtilafın durumu ile ilgili olarak Ebubekir Sifil'in 'Sana Dinden Sorarlar' kitabındaki cevabını aktarıyoruz.

Abdullah b. Sebe hayal mi, hakikat mi?

Soru: Abdullah b. Sebe hakkındaki ihtilafın durumu nedir? Yani böyle biri var mı yok mu? Ayrıca Hz. Ali’nin ilah olduğunu söyleyenleri yakması olayı sahih mi?

Cevap: Abdullah b. Sebe isimli bir şahsın aslında hiç var olmadığı, onun ismi etrafında nakledilegelen olayların tamamının kurgudan ibaret olduğu, bir kısım araştırmacılarla İmamiye Şiası’na mensup bazı kimseler tarafından son zamanlarda ortaya atılmış bir iddiadır.

Bu iddianın ortaya atılış sebebi, Şia dediğimiz yapı içindeki birtakım aşırı grupların inançlarının Abdullah b. Sebe tarafından ileri sürülen görüşlere dayanıyor oluşudur.

Önemine binaen bu konu etrafında müstakil çalışmalar yapılmış, kitaplar ve karşılıklı reddiyeler kaleme alınmıştır. Halen Şia içinde -azınlık olduklarını söyleyebileceğimiz- bir kesim, böyle bir şahsın hiç var olmadığı iddiasını devam ettirirken bir kesim bu noktada daha makul davranmakta ve İbni Sebe’nin tarihsel varlığını kabul etmektedir.

İbni Sebe’nin varlığını kabul etmeyenlerin, ilmî delillere dayanmaktan ziyade meseleyi “söylem” ve “demagoji” seviyesinde ele almayı tercih ettiği dikkat çekiyor. Doğrusu böyle davranmaktan başka yolları da yok. Çünkü bizzat Şii kaynaklar İbni Sebe’nin varlığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Birkaç örnek zikredecek olursak:

1. İmam Muhammed el-Bakır’dan (rh.a): “Abdullah b. Sebe kendisinin peygamber, Emiru’l-Mümininin (Hz. Ali) de ilah olduğunu iddia ederdi. Bu durumdan haberdar olan Emiru’l-Müminin (r.a.) onu çağırttı ve durumu sordu. İbni Sebe, iddiasını ikrar etti ve ‘Evet, sen O’sun. Kalbime öyle ilham olundu ki sen Allah’sın, ben de peygamberim.’ dedi. Emiru’l-Müminin (r.a.), ‘Yazıklar olsun sana! Şeytan seni boyunduruğuna almış. Anan seni kaybetsin, bu söylediklerinden dön ve tevbe et!’ dedi. Ancak o buna yanaşmadı. Bunun üzerine onu hapsetti ve üç gün kendisini tevbeye çağırdı. Tevbe etmeyince onu ateşe atıp yaktı.”[1]

2. “(...) Sebeiyye: Abdullah b. Sebe taraftarları. İbni Sebe; Ebubekir, Ömer, Osman ve sahabeye açıktan ta’n ve onlardan teberri eder, bunu da kendisine Ali’nin (r.a.) emrettiğini söylerdi. Ali kendisini yakaladı ve bu durumu sordu. O da ikrar etti. Bunun üzerine öldürülmesini emretti. Ancak halk ayaklanıp Ali’ye gelerek, ‘Ey Müminlerin Emiri! İnsanları sizin, Ehl-i Beyt’in muhabbetine, senin velayetine ve senin düşmanlarından uzaklaşmaya çağıran bir kimseyi öldürecek misin?” dediler. Bunun üzerine Ali onu Medain’e sürdü. Ali’nin (r.a.) arkadaşlarından ilim ehli bir grup, Abdullah b. Sebe’nin Yahudi iken Müslüman olup Ali’ye (r.a.) arka çıktığını, Yahudiliği döneminde bu iddiayı Musa’dan (a.s.) sonra Yuşa b. Nûn hakkında dile getirdiğini nakletmiştir. Müslümanlığı döneminde de Hz. Peygamberin (s.a.) vefatından sonra Ali (r.a.) hakkında buna benzer bir iddia ortaya attı. Ali’nin (r.a.) imametinin farz olduğunu dile getiren ilk kişi odur.”[2]

Bir diğer Şii kaynağın nakline göre Hz. Ali (r.a.), “Biriniz namazı bitirdiği zaman ellerini semaya kaldırsın...” demiş, orada bulunan İbni Sebe, “Allah her yerde değil midir ey Müminlerin Emiri?” diye sormuş, Hz. Ali (r.a.) “Evet” diye karşılık vermiş, İbni Sebe, “O zaman niçin ellerimizi semaya kaldırıyoruz?” diye sorunca da Zariyat Suresinin 22. ayetini okuyarak rızkın da semadan istendiğine dikkat çekmiştir.[3]

İbni Sebe’nin tarihsel bir kişilik olduğunu dile getiren Şii kaynaklardan daha fazla nakil yapmak mümkündür. Ancak zikredilenlerin yeterli olduğu düşüncesiyle daha fazla nakli zait görüyorum.

Ebubekir Sifil

Sana Dinden Sorarlar 2

DİPNOTLAR:

[1] Bu ve daha başka rivayetler için bkz. el-Keşşi, Marifetu Ahbari’r-Rical, 70 vd.

[2] En-Nevbahtî, Fıraku’ş-Şi’a, 32 vd.

[3] Muhammed b. Ali el-Kummi, Men Lâ Yadduruhu’l-Fakih, I, 508-9; el-Hasen b. Ali el-Harrani, Tuhfetu’l Ukûl, 83-4. Ayrıca bkz. El-Meclisi, Biharu’l-Envar, II, 217

YORUM EKLE