Bugünün 'yıldız' algısına neler sebep oldu?

Günümüzde müzik yıldızı kimdir dendiğinde pek çok isim sayabiliyoruz. Fakat bu 'yıldız'lıkta sadece ses icrası yeterli değil. Ali Saran, müzikte 'yıldız' olgusunu yazdı..

Bugünün 'yıldız' algısına neler sebep oldu?

Geleneksel müziğimizin 19. yy'a kadar olan bölümüne baktığımızda eserlerin, sazendelerin (saz icracısı) ve hanendelerin (ses icracısı) günümüzdekilerden ne kadar farklı olduğunu çok rahatlıkla görebiliriz. Bu farklılığın tarihsel, ekonomik, kültürel, siyasi ve sosyal alanlarda meydana gelen değişikliklerin sonucu olduğu aşikar. Bestelerin uzunluğu, usul çeşitliliği ve içeriği bu zaman içerisinde epey değişmiş. Bununla birlikte sazende ve hanendelerde de büyük değişiklikler görmekteyiz. Mesela eski dönemde saz icrasında virtüözlük aranmamış. Bunu dönemin eserlerinin virtüöziteye gerek duyulmadan çalınabiliyor olmasından çıkarabiliriz. Halbuki günümüzde saz icracısısın hedeflerinden en önemlisi virtüöz derecesine yükselmek. Bir diğer değişiklik ise hanendelerde: Geçen iki asır içerisinde hanendeliğin, sahne duruşu ve kılık kıyafetten tutun da şarkı söyleme tekniğine kadar pek çok konuda değişikliğe uğramış olması. Bu yazımız, iki asırlık değişimin sonunda “yıldız”ın nasıl ortaya çıktığı üzerine olacaktır...

19. yy’dan sonra yapılan bestelerin pek çok konuda öncekilerden farklı olduğunu söylemiştim. Şarkı formunun popülerleşmesi ile birlikte müziğin tüketilen bir şey olduğunun fark edildiğini düşünüyorum. Şarkı sözlerinin genellikle karşı cinse duyulan aşk temalı olması da bunun sebebi olabilir. Pek çok müziksever bu durumdan rahatsız olmuş, eski müziğin sanat değerinin bu yeni müzikte yeterince var olmadığını düşünmeye başlamıştır. Öyle ki bugün klasik müziğimizin en önemli bestecileri arasında saydığımız Hacı Arif Bey bile bu sebeple pek çok eleştiri almıştır.

Pek çok sanatçının asıl derdi müzik olmaktan çıktı

Asıl konu olan şarkıcılıkta "yıldız" olgusuna gelecek olursak sanırım ilk olarak Münir Nurettin Selçuk’tan bahsetmek gerekir. O döneme kadar şarkı söyleme geleneği saz icracıları ile birlikte oturarak icra edilirken, M. Nurettin ilk defa ayakta şarkı söyleme geleneğini başlatmış sanatçıdır. (Muhtemelen ondan önce de ayakta şarkı söyleyenler olmuştur ancak bunu sahnedeki duruş, tavır olarak ele alacak olursak bu bir ilktir.) Münir Nurettin şüphesiz 20.yy’ın en büyük seslerinden ve bestecilerinden biridir. Ancak şarkı söyleyen kişinin saz çalandan yahut bestekardan daha ön plana çıkması da onunla birlikte başlamıştır. Ama yine de tabii ki Münir Nurettin'i bugün bizim bildiğimiz yıldızlar ile karşılaştıramayız.

Eğer bugün yıldız diye bahsettiğimiz şarkıcılara geçmişten bir örnek vereceksek bu kesinlikle Zeki Müren olmalıdır. Zira onun hayatına kısaca baktığımızda şarkıcılığının bir döneminden sonra sadece sesi yahut besteleri ile değil, özel hayatı, konuşma biçimi, kıyafet tercihleri gibi aslında bizi çok ilgilendirmeyen konular ile gündemimizde yer almış olduğunu görürüz. Tabi ki Zeki Müren de zamanla bu yolu tercih etmiştir; 50’li yıllarda radyoda, 80’lerde ise gazinolarda icra ettiği eserleri dinlediğimizde aradaki fark uçurum gibidir.

Bu konuda radyodan televizyona geçiş süreci de çok büyük önem taşımaktadır. 1927’de kurulan radyo 30’lu yıllarda çoğunluğu müzik içerikli olmak üzere günde 3-4 saat yayın yapıyordu. Sadece radyo programı değil, özellikle 40’lı yıllardan itibaren Ankara radyosu bir konservatuar gibi müzisyenlerin eğitim aldığı bir okul görevi görmekteydi. Başta Mesut Cemil olmak üzere pek çok değerli sanatçı radyo sayesinde halk tarafından bilinir, dinlenir oldu. 70’lerde televizyonun yaygınlaşması ile birlikte ise sanatçılar sadece sesleri ve sazları ile değil, yüzleri ve kılık-kıyafetleri gibi müzik ile ilgili olmayan konularla da bilinmeye başladılar. Dolayısıyla pek çok sanatçının asıl derdi müzik olmaktan çıktı.

Günümüzde ise müzik yıldızı kimdir dendiğinde pek çok isim sayabiliyoruz. Ama aslında saymadığımız isimlerin de büyük çoğunluğunun bu işe yıldız olmak hayali ile devam etmekte olduğu kesin. Kıyafetleriyle, fotoğraflarıyla, müzikleri ve tarzlarıyla pek çok şarkıcı en tepede olan yıldızlardan etkilenip onları örnek alıyorlar. Kısacası bugün özellikle popüler müzikte ses icrası tek başına pek bir önem ifade etmiyor.

Münir Nurettin ile başlayan sürecin, televizyon gibi görselliği ön plana çıkaran araçlar yardımıyla hızlıca bugün anladığımız manada “yıldız” olgusuna sebep olduğunu görebiliyoruz. Buradan yola çıkarak sorabileceğimiz soru, varlığını inkar edemeyeceğimiz bu olgunun popüler müzik dışında kalan müziklerle nasıl bir ilişkisi olduğu...

 

Ali Saran anlatttı

Yayın Tarihi: 09 Temmuz 2014 Çarşamba 13:36 Güncelleme Tarihi: 12 Temmuz 2014, 16:33
banner25
YORUM EKLE

banner26