Nisa suresinden ayet asılması bir aldatmaca

Abdurrahman Açıkgöz, Harvard’a asılan Nisa suresinden bir ayetin nasıl sunulduğunu sorguluyor..

Nisa suresinden ayet asılması bir aldatmaca

 

Harvard Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’nin girişine Kur’an’dan bir ayetin asılması, geçtiğimiz günlerde gündemimizi epey meşgul etti. Kısaca şu söyleniyordu haberlerde: “Dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olarak gösterilen Harvard Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Kütüphanesi’nin girişine Kur’an’ı Kerim’den bir ayet astı. Sergide kullanılan deyişler, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenci ve öğretim görevlileri tarafından tavsiye edilen 150 ifade arasından seçildi. Nisa Suresi’nin 135’inci ayeti en önde gelen 3 deyişten biri olarak kütüphanenin girişinde sergileniyor.”

İlk önce bu haberde hafif bir “kabul edilmişlik, kulübe alınmışlık” duygusu sezdim: "Adaletin dünyadaki menbaında bizim kutsal metnimiz de itibar görüyor" gibi. Bu sunum bana biraz rahatsızlık verdi. Sonra kendi kendime şöyle dedim, “yahu hikmet insanlığın ortak malı”, yani Harvard’ın bu ayetteki hikmete itibar etmesi nihayetinde iyidir, bunun için komplekse girmenin ya da burada kötü niyet aramanın âlemi yok. Ve bu hislerle işin aslını göreyim, şu duvarı bir temaşa edeyim diye düşünüp Harvard'ın kendi internet sitesinde bu haberin ayak izlerini aramaya başladım. Ama maalesef bizdeki haberlerde bahsedilmeyen bir adaletsizlikle karşılaştım.st augustine

Ayet nasıl sunulmuş?

Burada da görebileceğiniz gibi, Harvard Hukuk Fakültesi’nin kütüphanesine girdiğinizde sizi karşılayan duvarda üç tane “adalet mottosu” (words of justice) bulunuyor. Bunlardan birisi Hristiyan itikadının referans isimlerinden St Agustin’den, birisi “demokrasi ve insan hakları” diye formüle edilebilecek küresel post-modern itikadın kutsal metni sayılan Magna Carta’dan, bir diğeri ise İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an’dan alıntılanmış. Buraya kadar her şey çok güzel.

Fakat bu bilginin verildiği web sitesinde, kütüphanenin duvarında göremediğimiz bazı elemanlar var: Resimler. St Agustin’in mottosu bu azizi resmeden bir çizimle birlikte sunuluyor, Magna Carta’dan yapılan alıntının yanında ise bu metnin orijinal nüshasından taranmış bir parça görüyoruz. Zaten görsel olarak beklediğimiz de bu… Peki, Kur’an’dan yapılan alıntının yanında ne var? Kur’an'ın ilgili bölümünün bir sureti mi, yoksa İslam’ı temsilen mesela bir Kâbe fotoğrafı mı?

Hastalıklı mizah anlayışlarına bir meze mi?

magna cartaTahmin ettiğiniz gibi bunların hiçbiri değil, ellerinde bebekleri olan bir grup çarşaflı kadın resmi var. “Akıllı” hukukçu kardeşlerimiz bunun gerekçesi olarak, ayetin genel olarak kadınlardan bahseden Nisa (kadınlar) suresinden alıntılanmasını gösteriyorlar. Ama çok şükür biz bunu yemiyoruz.

Gerekçe açık: Her fırsatta İslam’ı “kadınlara karşı adaletsiz ve baskıcı” olmakla itham eden söylemin, kutsal metnimizle sefilce dalga geçme girişiminden başka bir şey değil bu. Bir an akla gelebileceği gibi, "bu görsel seçimi kararının ne kadar üniversite yönetimi, ne kadar web sitesini hazırlayanlar tarafından alındığı" çok da mühim değil. Mühim olan “kadınları çarşaflara hapseden ve ellerine bebekler tutuşturan” İslam’ın, “aman adalete dair neler de söylemiş” olduğunu, hastalıklı mizah anlayışlarına meze yapmak.

Bizim bebekli ve çarşaflı bacılarımızı nasıl da hapsettiğimizi çeşitli vesilelerle haber vermeleri çok nazikçe. Fakat maalesef ticarileştirmek üzere "özgürleştirdikleri" kendi kadınlarına neler olduğunu pek hatırlamak istemiyorlar.

 

Abdurrahman Açıkgöz yazdı

Yayın Tarihi: 22 Şubat 2013 Cuma 17:14 Güncelleme Tarihi: 22 Şubat 2013, 17:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tespih
tespih - 8 yıl Önce

haber

banner26