Pakdil'in amcasının mektubu

Okuyucu Mektubu deyip geçmeyelim. Dergileri ayakta tutan dinamiklerden biridir okuyucu mektupları. Dergiler için okuyucu kadar önemli olan bu mektupların ne kadar değerli olduğunu Mavera dergisinin ilgili sayfasını düzenleyen rahmetli Cahit Zarifoğlu’nun gayretlerinden biliyoruz. Mavera dergisinin bu sayfalardan başlanılarak okunduğunu, bugün birçok yazar, şair, gazeteci ve akademisyenin ilk ürünlerini Mavera’ya yani Okuyucularla sayfasına gönderdiklerini, en önemlisi işe edebiyatla başladıklarını biliyoruz.

Bazıları o mektuplarda söylenenleri kendine kılavuz etti, şiir, deneme ve hikayelerini Mavera’da yayımlamakla kalmadı, kitaplarını yayımladı, dergiye yazı işleri ve yayın müdürü bile oldu. Yani, kendi yazı işleri müdürünü, genel yayın yönetmenini yetiştirmiş bir dergidir Mavera. Adının deşifre olmasını istemeyen, Zarifoğlu’nun, gönderilen metin hakkında söyleyeceklerinden rahatsız olabilecek veya arkadaşları arasında o eleştiri ile anılmak istemeyen bazı kalem erbabı, edebiyat heveslisi kişiler müstear isimle göndermişler mektup ve ürünlerini. Şimdi bunları tek tek sıralamanın yeri değil burası. Merak eden Mavera’ya bakar ve bulur.

Okuyucu Mektupları  babında bendeniz size başka bir metne dikkat çekmek istiyorum. Bu mektubu Nuri Pakdil Usta’nın amcası yazmış. Yıl 1958. Kemaleddin Şenocak, Ankara’da İslam adlı bir aylık mecmua çıkarmaktadır o yıllarda. Mecmuanın yazarları arasında Mustafa Runyun, Ömer Nasuhi Bilmen, Prof.Dr. Şakir Berki, H.Tahsin Yaprak gibi artık aramızda olmayan Hakkın rahmetine kavuşmuş birçok ilim adamı vardır. Abonelerin gönderdiği mektupları Okuyucu Mektupları adıyla yayımlayan dergi,  Hacı Âhmed Pakdil ZİYAİOĞLU’na ait bir mektuba da yer veriyor. Mektup, Maraş, 29 Kasım 1958 girişiyle başlıyor ve şöyle devam ediyor: 

«Muhterem Kemaleddin Şenocak

İslâm Mecmuası Sahibi - Ankara

Kıymetli mecmuanızın 19 sayılı nüshasını  hürmetle aldım. Biz okuyucularınıza hitaben ve çok haklı olarak kemâl-i nezâketle itaben yazdığınız mektubu okudum. Bu ve buna mümasil mühami umurda umumî olarak alâkasızlığımıza çok müteessirim. Üzerinde durup düşündükçe teessürüm arttı, içtimaî heyette herkes kendine terettüp ve teveccüh eden vazife-i diniyye ve içtimaiyyede manevî ve ahlâkî mes'uliyetini idrak ederek hareket edecek olsaydı bu günkü hale gelmez ve bu derekeye düşmemize imkân hasıl olmazdı.

Cenab-ı  Hak, bu günümüzü aratacak duruma düşürmesin.

İsim ve adresler ile adedi... baliğ olan abone listesi leffen takdim kılınmış ve yekûn bir senelik abone bedelleri idarehane adresinize çıkarılmıştır.

Şayanı takdir ve tahsin olan mesainizde muvaffakiyetler diler...» 

Hacı  Âhmed Pakdil ZİYAİOĞLU 

Bu mektup yazıldığında Nuri Pakdil 24 yaşındadır. Pakdil’in eserlerinden öğrendiğimize göre babası ilim ehli bir kişidir. Nuri Usta da Edebiyat dergisinde babasının adını yaşatmak için Emin Ziyaioğlu müstearını kullanmıştır.

Pakdil'in amcasının da ilim ehli olduğunu bu mektupla öğreniyoruz. Bu mektubu, İslam mecmuası gibi ilmi bir dergiyi Maraş’tan takip eden bir amca olarak Hacı Âhmed Pakdil ZİYAİOĞLU’yu da rahmetle analım ve ruhuna Fatiha gönderelim diye yayımlamak istedim. Görüldüğü gibi yazı kaybolmuyor ve mektuplar da rahmetle anılmaya vesile olabiliyor.