Öteki hikâye: “Küçük Kara’nın Ölümü”

Emekli öğretmen İbrahim Boysal’ın "Küçük Kara'nın Ölümü” isimli romanını büyük bir heyecan ve merakla okudum. Romanın başından sonuna kadar hiç bitmeyen hareketlilik, ilgiyi diri tutarken; işlenen konu, insana farklı bir evrende yolculuğa çıkmış hissi veriyor.

Okurken aklıma, paralel boyutlarda yaşayan varlıklar geldi bir an için. Zaman zaman televizyonlarda veya arkadaş ortamlarında tartışılan ama bir türlü ne olduğu anlaşılamayan metafizik varlıklar canlandı gözümde.

Sonra zihnimdeki soyut verileri somutlamaya başladım. Aslında biz insanlar da paralel evrenlerde yaşamıyor muyuz?

Aynı şehirde zengin-fakir, güçlü-güçsüz, dertli-dertsiz hep bir arada yaşayıp gitmiyor muyuz? Daha da ötesi; içimizde yaşayan, bizim gibi iki kulağı, iki eli, başı ve gövdesiyle tıpkı bizim gibi olan insanların ne kadar farkındayız? Onların da sevinçleri, acıları, aşkları, beklentileri, hayalleri ve heveslerinin olabileceği aklımıza geliyor mu hiç?

Küçük Kara'nın Ölümü, yanı başımızda akıp giden başka hayatların hikâyesi. Türkiye'nin pek çok yöresinde karşımıza çıkabilecek, bizimle aynı havayı soluyan ama farklı kaderi yaşayan, başka hayatların hikâyesi.

Yazarın kitaba düştüğü not her şeyi ortaya koyuyor aslında:

"Tarihte, aşkla çalıp söyleyerek gezenler "Abdal" olarak bilinirdi. Bugün sadece çalgı çalarak hayatlarını devam ettirmeye çalışan bu insanlar, 'Abdal' olmanın özellikleri bozulunca 'Aptal' olarak isimlendirilmeye başlanmıştır. Bu hikâyede, şehirlerin bazen içinde, bazen kenarında, bazen de köylerde dilenip deşiren bu göçebe insanların hayatlarından bir kesit anlatılmaktadır."

Romanda şehrin kenarında, adeta paralel bir evrende yaşayan; ama arada bir hayatımıza dokunan bu insanların hikâyesinin yanı başında, bu sefer de onların hayatına paralel yürüyen başka hayatların hikâyesi içiiçe işleniyor.

Hikâyede bir değil iki "Küçük Kara" var. Biri İnce Hüseyin’in Küçük Kara’sı, diğeri ise oğullarının. Hayatları yan yana akıp giden iki nehir gibi, bazen birleşip bazen ayrılıyor. Asıl merak konusu ise hikâyedeki 'ölüm' teması. Acaba iki Küçük Kara’nın hangisi ölecek diye kıvranıp durdum sayfalar boyunca. Final ise beklediğimden daha farklı ve çarpıcı oldu.

Kitabın dili oldukça doğal. Akıp giden İstanbul Türkçesi’yle kol kola yürüyen yöresel Türkçe, yazar tarafından oldukça başarılı bir şekilde işlenmiş. Bugün hâlâ kulaklarımızda çınlayan kelimeler, dilimizin bir zenginliği aslında:

"Tokdur bea, bu benim avrat, ölücü herhal. Halı hal deel. Ayağının dabanına gurbanım. Elde avucta yok. Çor çocuk aç susuz bekleşiyor. Bir ilaç deyiversen diye bekleşiyok..."(sf. 103)

Bu anlamda Boysal, aynı zamanda bir kültür kayıtçısı. 1972-1994 yılları arasında öğretmenlik yapan yazar, kendini, bulunduğu yörenin kültürüne adamış görünüyor. Yetiştiği köyde, bölgenin eğitim ve kültür hafızasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Harkaçtığı Eğitim ve Kültür Müzesini hayata geçirmiş.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında kültür ve sanata hizmet etmeye devam eden Boysal'ın Dönük (2005), Zurba (2010), Kadirli Hikâyeleri isimli eserleri de bilenler tarafından ilgiyle takip edilmektedir.

Öğretmen kimliğinin de yüklediği sorumlulukla Boysal, içimizdeki ‘öteki hikâyeleri’ canlandırmaya ve kayıtlara geçirmeye çalışıyor. Yöreye ait olanı işlerken aslında evrensel değerleri dikkatlerimize sunuyor. Küçük Kara, okuma serüvenimde bana farklı bir kapı açtı diyebilirim. Hayata ötekilerin de gözünden bakabilme becerime önemli bir katkı sunduğuna inanıyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Celil çınkır
Celil çınkır - 2 hafta Önce

Yorum ve tahlil için teşekkürler hocam

İbrahim Boysal
İbrahim Boysal - 2 hafta Önce

İzzet bey; Kitabımla ilgili değerlendirmelerinize teşekkür ederim. İşin ehli kişilerin yapmış olduğu değerlendirmeler, yazara güç katar. Bu nedenle değerlendirmeleriniz, kültürümüze hizmet amacımın gerçekleştiğine inandırmaktadır. tekrar teşekkür ve selam ederim.

Ahmet Arslan
Ahmet Arslan - 2 hafta Önce

Abdalların yaşamını anlatan bir eser benim ilgimi çeker. Kitaplara dair diğer yazılarınıza da baktım. Daha sık yazmalısınız.

banner19

banner26