Osmanlı’da matbaa neden gecikti?

Batılılaşma hareketi, son üç yüz yıllık tarihimize damgasını vuran, yön veren bir hadisedir. Batılılaşmayı, Osmanlı Devleti ordularının Batılı devletler karşısında savaş kaybetmeye başlaması, toprak kayıplarının yaşanması ve bu sebeple, en başta askeri alanda olmak üzere, bütün bir medeniyet yönünden, neden Batı’dan geri kaldığımız hususundaki arayışların neticesinde Batı’ya yönelme ihtiyacının doğması olarak tarif edebiliriz. Burada, Batılılaşma konusuna dair önemli bir çalışmadan söz etmek istiyorum. Ali Budak’ın yazdığı ve ilk baskısı 2008 yılında gerçekleşen bu çalışma, Batılılaşma ve Türk Edebiyatı Lale Devri’nden Tanzimat’a Yenileşme ismini taşıyor. Benim elimdeki kitap, 2013 tarihli ikinci baskıdır. Bilge Kültür Sanat Yayınları arasından çıkan kitap, 2008 yılında Edebiyat Sanat Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından İnceleme Eseri Ödülü’ne layık görülmüş. 2009 yılında da Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA)’nin Üniversite Ders Kitapları Kayda Değer Telif Eser Ödülü’nü kazanmış.

Ali Budak, eserinde Batılılaşma hareketini bütün yönleriyle ele almakla beraber, özellikle Osmanlı Batılılaşması ile edebiyat arasında sıkı bir münasebetin bulunduğuna dikkatleri çekmektedir. Uyanış, Yenileşme ve Batılılaşma başlıklarını taşıyan üç bölümden oluşuyor eser. Uyanış başlığını taşıyan ilk bölümde, Lale devri, Matbaacılığın kurulması süreci ve basılan ilk eserler, Matbaanın gecikme sebepleri, İbrahim Müteferrika hakkında detaylı bilgi veriliyor. Edebiyat alanında da, başta şair Nedim olmak üzere, tarih kitapları, münşeat kitapları ve sefaretnameler etraflı bir şekilde incelenerek orijinal örnekler üzerinden yorumlanıyor.

Daha XV. yüzyılda Osmanlı’da matbaa vardı

Batılılaşma konusunda bir türlü sıhhatli bir sonuca varamadığımız tartışmalardan birisi de, matbaanın neden geciktiği hususudur. Matbaanın gecikmesinde; dini taassubu öne çıkaran ve bunun bir Hıristiyan icadı olduğunu, bu makinelerde eser basmanın küfür olacağı gibi dini kaygılara dayanan ve yaygın bir şekil alan yaklaşımları, Ali Budak dar çerçeveli olarak nitelendirmektedir. Matbaanın gecikmesinde sosyo-ekonomik boyutların bulunduğunu ve bunların gecikmede önemli rol oynadığını yerli ve yabancı ilim adamlarının görüşlerine müracaat ederek meseleyi ayrıntılı bir şekilde ve daha geniş bir perspektiften değerlendirmektedir.

Kitaptan edindiğimiz bilgiye göre Osmanlı Devleti’nde matbaa daha önce azınlıklar tarafından kurulmuştur. Azınlıklar daha XV. yüzyılda matbaa kurarak bu yönde faaliyetlerde bulunmuşlar. 1493 yılında İbranice Arbaa Turim (Dört Emir) isimli eser ve bu tarihten sonra daha başka birçok İbranice eser Yahudiler tarafından İstanbul’da basılmıştır. 1627 yılında da İstanbul Patriği Kyrillos Lukaris’in Ortadoks Rum ve Parotestan kiliselerini birleştirmek için bir matbaa kurmuştur. 5 Kasım 1707 yılında da Cosimo di Carbognano’nun Ermeniceye çevirdiği Havariyan Tarihi yayınlanmıştır.

Matbaanın gecikmesinde sosyo-ekonomik sebepler mühim rol oynamış

Türkçe eserlerin yayınlanmasının neden bu kadar geciktiği hususunda yazar, sosyo-ekonomik sebeplerin rol oynadığını söyleyerek bunlar hakkında bilgi veriyor. Budak’a göre Osmanlı Edebiyatı, XV. ve XVI. yüzyıllarda zirveye çıkmış ve en önemli temsilcilerini yetiştirmiştir. Çok sayıda yazıcı Türk yazar ve şairlerinin eserlerini çoğaltmaya çalışarak geçimlerini temin etmektedir. Ali Budak, Evliya Çelebi’den bu görüşü teyit eden bir bilgi aktarıyor. Evliya Çelebi’ye göre yazıcılar, yani çoğaltama işini yapan “müstensihler” kendi loncalarını kurmuşlar ve ekmeklerinden olmak korkusuyla, matbaanın kendi ülkelerine gelmesini önlemek için ellerinden geleni yapmışlardır. Okuyucular açısından bakıldığında da, güzel el yazma eserlerin Osmanlılarda meydana getirdiği keyfin matbaayı geciktirmiş olduğu belirtiliyor. O yıllarda Alman, İtalyan, İngiliz, Hollanda ve Fransa matbaalarında basılan Arap harfleri Türklerin güzellik anlayışına uymamaktadır.

Ulemanın matbaaya karşı direniş gösterdiğine dair hiçbir delil mevcut değildir

Ulemanın, matbaanın yaygınlaşmasına karşı çıktığı yönündeki yaygın olan iddia ve yaklaşıma gelince. Ali Budak burada Niyazi Berkes’in görüşlerine yer vererek bu iddianın hiçbir geçerliliğinin bulunmadığına dikkatlerimizi çekmektedir. Berkes’e göre ulemadan böyle bir direniş geldiğine dair hiçbir delil mevcut değildir. Tam aksine Şeyhülislam Abdullah Efendi matbaanın açılmasına dair fetvayı hemen vermiş, ulemadan on bir kişi, ilk kitabın başına “takriz”ler yazarak bu işe destek vermişlerdir. Bu takrizlerde kitap basmanın şeriata aykırılığına dair hiçbir ifade bulunmamaktadır. Şeyhülislam matbaa açıldıktan sonra İbrahim Müteferrika’ya basılması gereken iki kitabı tavsiye bile etmiştir. Matbaanın tashih işlerine üçü kadı, biri Mevlevi şeyhi olmak üzere dört kişi görevlendirilmiştir. Yazara göre bu durum, bir karşı duruşun değil, bir işbirliğinin göstergesidir.

Batılılaşma, canlılığını muhafaza eden bir kavram ve harekettir. İlim ve medeniyet konusunda, teknolojik gelişmeler noktasında, gündelik hayatımıza taalluk eden meselelerde yönümüz hala Batı’ya dönüktür. Biz burada, çokça tartıştığımız bir mesele olan matbaanın neden geciktiğine dair tartışmaya odaklandık.

Çalışmada ele alınan dönemle ilgili olarak Batılılaşma konusu, daha geniş ve daha derinlikli bir şekilde ele alınmaktadır.

Zengin bir içeriğe sahip bulunan eser, bir başucu kitabı olma özelliği de taşıyor.

.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ibrahim izmirli
Ibrahim izmirli - 5 ay Önce

Metinbey bu aydinlatici bilgilendirmenizden doloyi tesekkur ederim . Nedeni ise osmanlida seyhulislam abdullah efendinin matbaa konusundaki destegini bilmeyen ve halada ayni zihniyetlere bi cevap tasiyor olmas munasebetiyle ilgili tekrar tesekkur ederiz. Bu nun gibi bilgilendirmelerinizi bekliyoruz.

Kürşad Tuncalı
Kürşad Tuncalı - 5 ay Önce

Çok faydalı ve aydınlatıcı bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.