Oryantalist bir faaliyet olarak CIA’in Arapça pdf kitap arşivi

Amerika Merkezî İstihbarat Teşkilatı'nın (CİA/ Central Intelligence Agency) bir Arapça kitap arşivi olduğunu biliyor muydunuz? Herhalde biri çıkıp bize böyle bir arşivden söz etseydi çok şaşırırdık. Fakat böyle bir arşiv gerçekten var. Hem de bu arşivde tamı tamına 24.168 kitap oldukça kaliteli baskılarla pdf formatına sokulup internet ortamında paylaşıma açılmış. Bu arşivden bahsetmeden önce aynı kıtada dahi bulunmadığımız Amerikalıların neden böyle bir çaba ortaya koyduklarından biraz bahsedelim.

Bilindiği üzere Batı Doğu'yu yüzyıllardır tanımanın ve Doğu üzerinde söz sahibi olmanın peşinde. Onların Doğu'ya olan sistematik ilgileri Endülüs'ün ve İstanbul'un fetihlerine kadar geriye gidiyor. Doğu karşısında böylesine ağır darbeler alıp geriye düşen Batı, bu kriz noktalarında Doğu'yu gerçek manada tanıma kararı alıyor. Bu tarihlerden sonra İslam topraklarını gezmeye başlayan Batılı seyyahlar önce yanlarında Doğu'nun bağrından kopardıkları kıymetli eserleri, ardından gemiler dolusu değerli eşyayı Batı'ya taşıyarak Doğu'yu adeta hem maddi, hem manevi, hem de zihni olarak baypas edip sömürüye açık bir hale getiriyor (Yücel Bulut, "Oryantalizm", DİA, TDV Yay., İstanbul, 2007, c. 33, s. 429).

Batı bu çalışmalarını daha sonraları oryantalist/ müsteşrik dediğimiz Doğu bilimcilerin yardımıyla yapmaya başlıyor. Burada oryantalizmin ne olduğunu kısaca bilmemiz gerekecek. Oryantalizmin en kapsamlı tarifi Edward Said’e aittir. Buyurun bu konuda onun tanımına birlikte göz atalım:

“Antropolog, sosyolog, tarihçi yahut dilbilimci olsun özel yahut genel bir açıdan Şark’ı öğreten, yazıya döken yahut araştıran kimse şarkiyatçıdır ve yaptığı şey şarkiyattır. Oryantalizmin bir manası daha vardır: Oryantalizm Şark ile uğraşan toplu müessesedir; yani Şark hakkında hükümlerde bulunur. Şark hakkındaki kanaatleri onayından geçirir. Şark’ı tasvîr eder, tedrîs eder, iskân eder, yönetir; kısacası Doğu’ya hâkim olmak, onu yeniden kurmak ve onun âmiri olmak için Batı’nın bulduğu bir yoldur” (Oryantalizm mad. s. 428).

Oryantalistlerin asırlar boyu işte tam da bu amaçla çok ciddi çalışmalar yaptıklarını, öyle ki yukarıda belirttiğimiz gibi İslam beldelerini şehir şehir dolaşıp dosyaladıklarını bilmekteyiz. Örneğin 1798’de Mısır’a bir çıkartma yapan Napolyon, yanında kalabalık bir müsteşrik ilim heyeti götürmüş ve bu heyet Mısır hakkında 3 yılda 24 ciltlik bir külliyat hazırlayıp Mısır'ı ayrıntılarına kadar tahlil etmiştir (Naif Yaşar, Oryantalistlere Göre Kur'an'ın Kaynağı ve Metinleşmesi, Ankara Okulu Yay., 2017, s. 18).

Tabiî ki İslam medeniyetine "nâmahrem" eli değmesi aslında öyle kolay bir şey değildi. Peki Batı, Doğu'nun kılcal damarlarına kadar nasıl nufûz etti, çıkış noktaları neydi, bunu nasıl gerekçelendirdiler? Burada 18. yüzyılda ortaya çıkan “Doğu despotizmi” söylemi dikkat çekmektedir. Zira bu söylem ileride Avrupalılar’ın Uzakdoğu’daki sömürgeci faaliyetlerini meşrû göstermek amacıyla kullanılacak ve oryantalist çalışmalara yeni bir seyir kazandıracaktır. Evet, Batı bir yandan Doğu'yu etraflıca sömürüyor ve değiştiriyor, diğer yandan da tüm dünyaya bunu aslında güya "İslam'ın ürettiği şiddet söyleminden bu coğrafyayı kurtarmak ve 'demokrasi getirmek' için" yaptığı hikayesini anlatıyordu (Oryantalizm mad. s. 430).

Amerika Birleşik Devletleri’nde oryantalist çalışmalara ilgi II. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’daki çalışmaların oldukça gerisinde kalmıştı. Fakat bu tarihten sonra Amerika bu çalışmalara bambaşka bir boyut kazandırdı. Ortadoğu çalışmalarının yeni yüzünün en çarpıcı özelliği, Amerikan entelektüellerinin çeşitli ulusal güvenlik kurumları hesabına yapmış oldukları çalışmalarla aslında devletin hizmetinde görev yapmaya başlamalarıdır. Yani Amerika oryantalizmi sistemleştirdi, devlet bünyesinde ve inanılmaz imkanlar ve bir makina disipliniyle çalışmasını sağladı. Oryantalizm de o günden sonra İslam alemine kan kusturan Amerikan emperyalizmine hizmet eden bir yapı haline geldi (Oryantalizm mad. s. 434).

İşte "CİA'de böylesine geniş bir İslam eserleri arşivinin işi ne?" sorusuna sanırım şimdi daha rahat cevap verebiliz: Doğu'yu ve İslam alemini tanımak, yeniden tanımlamak, kendisine benzetip sömürülecek ve yönetilecek hale getirmek. Sırf bu çalışma bile aslında Doğu'lu ilim adamlarının halklarına karşı ne denli büyük bir sorumluluğu olduğunu gösteriyor; çalışmak, müsteşriklerden daha çok çalışmak, üretmek, fakat bu üretimi onlar gibi kötü amaçlar için değil, tüm insanlığın faydası için kullanmak. Ne yazık ki günümüzde bu yolun ne samimi talipleri var ne de dertlileri.

Yeniden arşive dönecek olursak bu arşivde tefsir, hadis, fıkıh gibi temel İslam bilimlerine ilişkin eserlerden tutun da hoca-talebe münasebetlerini düzenleyen edep literatürüne ait eserler ve elbette siyasi içerikli eserler gibi çok geniş bir kitap yelpazesi mevcut. Ayrıca arşiv İslam dünyasında eserleri ve görüşleriyle kitleleri peşinden sürükleyen kanaat önderlerinin leh ve aleyhlerinde yazılan kitapları da muhtevi. Ve tabiî ki İslam'ın demokratik sisteme bakışını anlatılan eserler de yine bu arşivde kendilerine yer bulmuş. Yani kim bilir kaç yıl biriktirip dijitalize ederek bir araya getirdikleri bu kitaplar onlara çok rahatlıkla Doğu ve İslam medeniyeti hakkında bilgi sunuyor. Şunu da unutmayalım ki bunlar yalnızca erişime açtıkları eserler...

Amaçları her ne olursa olsun buradaki kitap birikimi meraklıları ve ilim ehli için güzel bir arşiv niteliğinde.

Bu vesileyle bu arşivi bizlere haber veren Doğan Mert Demir (@doganmertdemir), Mollayâne (@mollayane) ve Felâtûn (@felatunilahi) adlı Twitter kullanıcılarına teşekkür ederiz.

Arşive şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

https://www.cia.gov/library/abbottabad-compound/index_converted_documents.html

YORUM EKLE

banner26