Önden giden bir atlı: Muhsin Başkan

O Muhsin başkandı. En çok bu isimle anılır ve konuşulurdu. Onun başkanlığı, içi boş olan bir başkanlık değildi. Özgül ağırlığı olan, manevi ağırlığı olan bir başkanlıktı.  

O bir dava adamıydı. Onun davası İslâm davası idi, İslâm’a bağlı bir dava idi. Türk-İslâm ülküsü, Türk-İslâm medeniyeti, Türk-İslâm birliği idi. Nizami alem davası, İlahi Kelimetullah davası idi. 

Onun tarihimizden gelen, tarihimize bağlı mefkuresi vardı. O aynı zamanda bir ilim adamı idi. Cezaevinde yatmış, işkence görmüş ve Yusufiye Medresesi’nden mezun olmuştu.

Milletine âşık, kara sevdalı bir yiğitti. Bir Anadolu Alperen’i, Bir Anadolu delikanlısı idi. Anadolu kültürü ile yoğrulmuştu. Anadolu kültürünü yaşayarak gelmişti. Şöyle bir sözü vardır. “Ben toprağı saksıda, köylüyü sinemada, çileyi de edebiyat kitaplarında okumadım. Ben bunları yaşayarak geldim” derdi. Sade, temiz ve samimi idi.  

7,5 yıl cezaevinde yattı ve cezaevi yıllarıyla ilgili “Ne kaderime küstüm ne devletime küstüm çünkü inanmak, iman etmek var ise bir şeye… Bedel ne ise ona da katlanılır, Yarabbi kahrın da hoş, lütfun da hoş dedik.”

Vatan sevgisiyle Hakk’a yürüyen bir liderdi.

En önemli sözlerinden birisi de, “Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız doğru gideceğiz.” idi. Söylediklerini yaşayan bir liderdi. Konuştuğu zaman dinlenen ve izlenen bir liderdi.

Önemli sözlerinden bazıları

  • Bizim milliyetçiliğimiz ete, kemiğe, kana veya ırka değil, kültüre dayanır.
  • Bizim milliyetçiliğimiz ayırıcı değil birleştirici, çatışmacı değil barıştırıcıdır.
  • Biz, “alt kimlik-üst kimlik” gibi kavramları kabul etmiyoruz. Dinimizde bölücülüğe yer yoktur.
  • Hayat böyledir dostum geçer beklemekle, ümitlerin bittiği yerde abdest al ve sabahı bekle.
  • Bir kar tanesi olsam Mekke’ye düşmek isterdim.
  • Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya gerek yok!
  • Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne kadar zevkli bir başlangıçtır!
  • Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok!
  • Zulüm Azrail olsa da hep Hakk’ı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.
  • Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağıma, gerekirse haklı davada tek başıma yürüyeceğimi söylüyorum.
  • Böldürtmeyeceğiz, soydurtmayacağız, Türkiye’mize, mirastarlarımıza her şeyiyle sahip çıkacağız. Var mısınız? Varız!
  • Evet adım Muhsin Yazıcıoğlu, bende ve arkadaşlarımda döneklik olmaz. Biz inandığımızı yaptık. İnandığımızı yapmaya devam ediyoruz.
  • Ben Avrupa Birliği kapısında zorlanan, aşağılanan Türkiye istemiyorum. Ben kendi medeniyetimle olurum. Ben yeniden Tük-İslâm medeniyetinin inşaatını istiyorum.
  • Ben Türk’üm, Türk esir olmaz. Ben Türk’üm, Türk Devletsiz olmaz. Ben Türk’üm, Türk Bayraksız olmaz. Ben Türk’üm, Türk Ezansız olmaz. Ben Türk’üm, Türk Hürriyetsiz olmaz.
  • Bir elinde Bilgisayar, Bir elinde KUR’AN olsun.
  • Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne kadar zevkli bir başlangıçtır!
  • Güne gülümserken papatyalar, Dualar gibi yükselir ümitlerim.
  • Biz, herkesin inandığını açıkça ifade edebileceği, ifade ettiğini serbestçe hiçbir baskıya uğramadan yaşayabileceği ve bütün mezheplerin, bütün inançların, bütün fikirlerin tartışılmaz bir şekilde yaşayabileceği bir Türkiye istiyoruz.
  • Biz, Kürt’üyle, Türkmen’iyle, doğulusuyla batılısıyla, Alevi’si Sünni’siyle biriz ve beraberiz. Ortak sorunlarımız var ve onları demokrasi içinde çözeriz.
  • Bizim siyasi projelerimizin esasını, milli, manevi, insani ve demokratik değerler üzerinde yükselecek, her halükârda kudretli ve büyük bir Türkiye ideali oluşturmaktadır.
  • Slogancı, kavgacı, ezberci zihniyetten geleceğimizi aydınlatacak Alperenler değil, çetelerin güdümüne girebilecek kuklalar çıkar.
  • Önümüzde iki seçenek var: Ya ibret almayanlar gibi tarihin tekerrürüne seyirci kalacağız ya da bu ezberi bozacağız. Biz, ikinci yolu seçiyoruz.
  • Türk gençliği Türk vatanının hem ziynetidir hem de bekasının teminatıdır.
  • Nasıl ki, “halka rağmen halkçılık” fiyasko çıktıysa, milletin inançlarına ters düşecek milliyetçilik de fiyaskodur.
  • Kim Allah’ın rızasına uygun hareket ediyorsa, o bizdendir. Kim Allah rızasından uzaksa bizim dışımızdadır.
  • Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir.
  • Milletine namlusunu çevirmiş tankı asla selamlamayız. (28 Şubat süreci için.)
  • Gençliğim dedim, “Ver” dediler. İstikbalim dedim, “Yok” dediler. Kanım dedim, “Dök” dediler. Canım dedim, “Milletin” dediler. Sevdim dedim, “Suçtur” dediler. Ve çığlıkla yarıldı karanlık; sevgimi çarmıha gerdiler.
  • Eğer Anadolu’da rahat oturmak istiyorsak; o zaman Türkiye, Bosna’da olmak mecburiyetindedir, Kafkaslarda olmak, Ortadoğu’da olmak mecburiyetindedir.
  • Çerkez’iz, Laz’ız, Boşnak’ız, Azeri’yiz, Terekeme’yiz, Türkmen’iz, Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz; ama hepimiz hep beraber büyük Türk milletiyiz. Asla ve asla etnik köken değiliz.

Vatan sevgisiyle Hakk’a yürüyen bir lider, bir dava adamıydı.

“Üşüyorum” şiirinde dediği şekilde; “Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum” diyerek 25 Mart 2009 tarihinde Rabbi’ne ulaştı. Necip Fazıl’ın bir şiirinde dediği gibi:

“Ne kervan kaldı ne at, hepsi silinip gitti,

İyi insanlar iyi atlara binip gitti…”

Mütevazı bir dava adamıydı. Birkaç kez kabrini ziyaret etmiştim. Kabri de mütevazı görünümlüydü.

En son Elmalı Güreşleri’ne gelmişti. O zaman görmüştük. Elmalı’ya giderken Korkuteli’de yanına biz de katılarak Elmalı’ya birlikte gitmiştik. Güreş meydanına girince, gelişi anons edilmişti. Bütün seyirciler ayağa kalkarak alkışlamışlardı. Alkışlarıyla “Hoşgeldin” demişlerdi.

Allah rahmet eylesin.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasibe güler
Hasibe güler - 2 ay Önce

Kelimeler kifayetsiz kalıyor muhsin başkanımı anlatmaya , yerini kimse dolduramaz , lakin izinden besillerimizin gidebilmesi için çok çok çok anlamalıyız vede anlatmalıyız başkanımı , ders niteliğinde , Allah için çok seviyorum ahirettede , bilikte olmayı isterim

banner19

banner26