O gece destan yazdı bu millet

Esaret yakışmazdı bize. Köle olmadık asla. Vatan kutsaldı bizim için. Millî ve manevî değerlerimizin her şeyin üstündeydi. Millet ve memleket sevdasıyla doluydu yüreğimiz. Mazlumların umudu, dünyanın gözbebeğiydik.  Allah(cc) içindi yolumuz.

Türkiye’mizin sesi her zamankinden daha gür çıkıyordu son zamanlarda. Birliğimiz ve beraberliğimiz kıskandırıyordu herkesi. Gücümüze güç katmıştık. Projelerimiz göz kamaştırıyordu. İşte bundandı rahatsızlıkları. Büyük ve yeni Türkiye’yi kabullenemiyorlardı.

Düşünmeyen, idrak etmeyen, ibret almayan, ihanette sınır tanımayan asalaklar topluluğu alet olmuştu bu oyuna. Kafası Yahudi, gövdesi Amerikan yapımı Çin malı robotlar iş başındaydı. Hedefe giden yolda her şeyi mübah gören muhterisler bir hesap yaptılar, kapkaranlık... Ama Allah (cc)’ın hesabını unutmuştu sahtekâr taşeronlar. Kâr ettiklerini sanıyorlardı ya dibine kadar zarar etmişlerdi. Sanki başarılı olsalar memleket onlara kalacaktı. Kime hizmet ettiğini bilmeyen yan sanayi ürünü arızalı kafalar… İmalat hatası oyuncaklar… Şeytanın vaizleri… Çağdaş mankurtlar…

Bir de bu hainler başarılı olsun diye bekleyenler varmış. Hayal âleminde kendilerine yalancı bir dünya kurmuş, rüyalarla ve uydurma vakalarla amel eden tedaviye muhtaç hastalar… Vah ki ne vah… Hiç mi düşünecek kafanız kalmadı? Bu kadar mı sarhoş oldunuz? Allah (cc)’ın kitabında, Hz. Peygamber(sav)‘in hayatında nerede var bu yapılanlar? Siz kime iman ettiniz?  Sizin rehberiniz kim?

***

Hava iyice kararıyordu, alçak emeller devredeydi artık. Kumpaslar, yalanlar, hırsızlıklar görülmüştü de bu kan kokan akıl almaz, vahşi bir yöntemdi. Gökten, yerden ölüm yağıyordu milletimizin üzerine. Ocaklar sönüyordu bir bir. Gökyüzünde şehitler… Yavrular yetim, eşlerin gözünde yaş, analar-babalar buruk…

Kahraman milletimiz 15 Temmuz gecesi tarih yazdı. Başkomutanımızın talimatıyla “Ya Allah! Bismillah! Allahuekber!” nidalarıyla inledi meydanlar. Ellerde ay-yıldızlı al bayraklar… Dillerde dua… Tekbirler, tevhidler, esmalar... Yeni bir istiklâl mücadelesiydi bu. Tanklar, tüfekler, uçaklar, helikopterler aciz kaldı o gece bu direniş karşısında. Tir tir titredi hainler. Kanlar döküldü, bacaklar koptu, kollar kesildi, bedenler parçalandı. Ölmek vardı, dönmek yoktu. Bir ölüp bin dirildi millet. Bu yol ki Hak yoluydu, bunu zalimler nereden bilsindi?

Kefenler giyilmişti o gece. Geri dönüş yoktu. Allah(cc) için, İslam içindi bu kutlu yürüyüş. Son kalesiydi İslam’ın Türkiye’miz. Bu kale düşerse yetim kalacaktı Müslümanlar. Müstekbirler sevinecekti olanlara. Buna müsaade edemezdi kahraman milletimiz. Bütün bir ümmet ele ele, omuz omuzaydı o gece.

Ve Allah’ın yardımı geldi. İçerdeki ve dışardaki bütün düşmanlar hiç de beklemedikleri bir şekilde Osmanlı tokadını bir daha yediler. Ellerini ovuşturuyorlardı ama Allah(cc) hesaplarını bozdu. Elleri ayaklarına dolaştı, betleri benizleri attı sonra. Kahraman milletimiz destan yazdı. Kazanan Türkiye’miz oldu nihayetinde. Zafer inananlarındı artık.

***

Vatanımıza, millî-manevî değerlerimize, tarihimize, coğrafyamıza ve devlet kurumlarımıza her zamankinden daha çok sahip çıkmamız gerektiğini şimdi daha iyi anlıyor olmalıyız. Devlet ve millet birlikteliğimizi her daim devam ettirmeli ve tedbiri elden asla ve asla bırakmamalıyız.

Bütün Türkiye olarak bu uğurda mücadele eden her kesimden kahraman vatandaşlarımızdan, şanlı polislerimizden ve yiğit askerlerimizden “Allah(cc) razı olsun.” diyoruz. Şehit kardeşlerimizin şehadetlerinin kabulünü temenni ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Kahraman gazilerimiz için her daim dua ediyoruz. Var olsunlar.

“…Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac-40)

YORUM EKLE

banner26