Nevzat Kaya'nın dilinden Fuat Sezgin ve Süleymaniye Kütüphanesi

Uzun süredir yazmıyordum ama bunu yazmalıyım artık diyeceğim bir güzel insanla tanıştım. Cebinde kurşun kalem ve silgi taşıyan bir adamla tanıştım. Bu sitenin okuyucuları, takipçileri, yazarları eminim benden önce ismini duymuşlardır; biliyorlardır. Bu yazı Nevzat Kaya ile geçen yarım günün tahkiyesidir. Nevzat Kaya Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi’nin emektarı, 24 yılının 12 yılı müdür yardımcılığı 12 yılı da müdürlük yaparak geçmiş. Hayatını vermiş, kıymetli yazmalara hayat vermiş, foto filmler, cd’ler, dijital ortama aktarma, sergiler, kütüphane envanterine kazandırılan eserler; Dr. Nevzat Kaya için kütüphanede kaybolmuş ve elbette kütüphanede kendini bulmuş diyebiliriz. Artvin Yusufeli ilçesi Bakırtepe Köyü’nde doğmuş.

Fuat Sezgin’in ilme olan iştiyakı

Nevzat Kaya Hopa’ya Artvin’e gelecekti, bu ziyaretin programını yapmak ve Nevzat Kaya’ya en azından Hopa’da Arhavi’de refakat etme işi bana düşmüştü. Heyecan ve merakla bekledim vakti. İlkin Arhavi İmam Hatip Lisesi’nde öğrencilerle buluştu Nevzat Kaya hoca. İlk kez orada gördüm kendisini, İmam Hatip gençliğine Fuat Sezgin’in fedakârlıklarından dem vuruyor, ‘masada ne kadar çok kalıp ne kadar çok çalışabilirlerse o kadar kıymetli insan olacaklarını’ duyurmaya çalışıyordu. Heyecanla, inançla, Fuat Sezgin’i, Fuat Sezgin’in hayatından süzülenleri sahip çıkacak birileri olsun diye… Israrla, kelimelerini seçerek, haliyle, özenle hazırladığı notlarından kontrol ede ede aktarıyordu. Program bitince ruhları kaplarına sığmayan öğrencilere hocalarından biri ‘Nevzat Kaya hocayı gördüğünüzü unutmayacaksınız, ne kadar şanslı olduğunuzu ilerde hissedeceksiniz’ diye sözü bağladı, ne kadar haklıydı.

Nevzat Kaya hocayı biraz yorduk belki de; iki güne beş yerde konferans ayarlandı. “olur, gelmişken konuşurum” demiş. Sabah Arhavi İmam Hatip Lisesi’nden sonra öğleden hemen sonra Hopa İmam Hatip Lisesi ve saat üçte Hopa’da bulunan Artvin İlahiyat Fakültesi… Ben özür ifade edecek helallik isteyecektim. Daha o ilk programda “Bizim evde iki kelime bulunmaz. Biri keşke, biri de yoruldum kelimesidir” deyince yapmamız gerekenleri sahiplenen ve koşturan Nevzat Kaya’ya hayranlığım daha da arttı, o bahsi hiç açmadım.

Kendini kütüphaneye kilitleten bir âlim

Fakültede öğrencileri derslerden topladık yüz yirmi kişilik salon konferansın başlarında doluydu ama nasipsizlik belki de, sonlara doğru biraz seyreldi öğrenci arkadaşlar. Nevzat Kaya hocam, Fuat Sezgin’den, onun yaptığı ilim yolculuklarından, kitaplarından, kitaplarını yazarken gösterdiği titizlikten, ne kadar çok çalıştığından, çalışmayı hayat tarzı haline getirdiğinden bahsetti. Misal olarak Nevzat Kaya’nın aktardığı Fuat Sezgin’in bir yazma eserin peşine düşüp Hindistan’da bir kütüphaneye gitmesi, tatile denk gelmiş olsa bile kütüphaneyi açtırıp, “Seni bekleyemem” diyen görevliye “Beni içeriye kilitle sen git” diyen Fuat Sezgin’in bize ve öğrencilerimize söyleyeceği çok şey var.

Süleymaniye Kütüphanesine verilen bir ömür ve hasat edilen incelikler

Daha sonra farklı farklı anekdotlarla Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi’nin hikâyesi… Kitaplara, kitapların süslerine, harflerine, güzelliklerine âşık bir ilim adamının heyecanını gördük Nevzat Kaya’nın sesinde, hâlinde, tavrında. “En sevdiğim bezeme budur”, “Bakın buna miklab denir”, “Bu müellif nüshasıdır” diye diye o ölçülü heyecanını, muhabbetini bize ve öğrencilerimize çok içten hissettirdi. En son Nevzat Kaya’nın, Niğde’den gelip elinde çok kıymetli bir eser bulunan, “Ben bunu emanet edecek yeri arıyordum nicedir” diye elindeki kitabı kütüphaneye bağışlayan şahsın hikâyesini anlatırken gözlerinin dolduğunu ben yakıdan gördüm, salondaki herkes o latif muhabbeti hissetti.

Modern eğitimde, işleri profesyonelce yapmanın getirdiği o soğukluk iliklerimize kadar işlemiş bulunuyor. Bunun gerekliliğine inanmış ve bunu da matah bir şey gibi her yere sirayetini bir kazanım gibi görüyoruz. Nevzat Kaya gibi yaptıklarımız, sözlerimiz lisandan göğsümüze inmediği için başkalarına da bir şey duyuramıyoruz. Bilemedim. Cesamete bürünmüş nezaket, muhabbet, iş aşkı, azim, fedakârlık, sorumluluk sahibi olmak… Başka şeyler de söylenebilir ama Nevzat Kaya hocam ve onunla aynı düzleme düşen güzel insanlar çok şey söylüyorlar bize; anlattıklarını, hissettiklerini anlatacak duyuracak çok kıymetli istidadları var. Biz ise cılız omuzlarımızdaki sorumluluğu hangi dille duyuracağız, hangi yeteneğimiz hisse kapı aralayacak. Nevzat Kaya’nın imlediği, gösterdiği, yaşadığı hayata sahip çıkmamız, baş üstü etmemiz gereken bir hayat. Bir incelik olarak hemen yanı başımızda ama aramızdan çekilecek ipince bir bağla bağlıyız o inceliklere. O incelik nedir? Nasıl gösterebilirim size? Bunu size anlatacak kelimelerim yok, çünkü bende de o inceliklerden bulunmuyor. Ben cebinde mendil, çakı, ayna, tarak taşıyan güzel bir nesilden bahsedince Nevzat Kaya cebinden bir kalem ve silgi çıkardı. Bir adam cebinde niye kurşun kalem ve silgi taşır? Bunu mahcup ama kararlı, tertemiz ve kendinden emin bir edayla çıkartır gösterir? Bunu anlarsak o kalemi, o silgiyi, o incelikleri, o duruşu, o sahiciliği, o sıcaklığı anlayabileceğiz belki. Bu yazı işte o inceliklere sahip olmanın kıymetini ihsas ettirmeyi hedefleyen bir yazıdır, işte bu kıymetli insanlara bir selamdır.

YORUM EKLE