Ne çok ihmal ettiğimiz şey var

Adı adalet ile özdeşleşmiş, adaleti canlı karakter haline getirmiş Hz. Ömer’e (r.a) bu güzel hasleti kazandıran önemli sebeplerden biri, her akşam “Bugün Allah için ne yaptın?” diye kendisine sormasıydı. Bu her mü’min için gerekli olan bir iç hesaplaşma, yani vicdan muhasebesidir. İslam ahlakı insana öncelikle ‘ölmeden önce ölünüz, hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz’ hassasiyeti kazandırmaya çalışır.

Diriliş ve hesap inancı insan üzerinde etkili bir öz denetim duygusu oluşturur. Yaşam tarzının oluşmasında, karar vermede ve tercih etmede etkin bir rol oynar. Hz. Ömer’e bu soruyu sorduran,  kendini sorgulamayı âdet ve ahlâk haline getiren sebepleri Kur’an ayetlerinde aramalıyız.

Allah, daha ilk surenin (Fatiha) başında din gününü / hesap gününü, ikinci surenin (Bakara) başında ise ahireti hatırlatır. Allah'a ve ahirete iman insanın ahlakını güzelleştirmede ana unsurdur. İslam’ın ve imanın diğer esasları bu inanç üzerine bina edilir. Hz. Ömer'e her gün bu soruyu sorduran şey ahirete ve hesap vermeye olan sağlam inancıdır.

Bu inanç Dicle kenarında kaybolan bir kuzudan onu sorumlu tutar.

Bu iman devlet malını kendi özel işlerinde kullanmaya engel olur.

Bu anlayış “Allah görüyor” diyerek süte su karıştırmayı reddeden kızı oğluna eş olarak seçtirir.

Bu hassasiyet hizmetçisini kendi devesine bindirip devenin yularından çektirir.

Bu takva sofraya konan yağ ve bal için “Buranın halkı sofrasında bunları bulup yiyebiliyor mu?” diye sordurur.

Bu düşünce oğlunun hediye ettiği elbisenin bile halkına hesabını verdirir.

Ben yaşadığım çevrede adliye sarayına gidip mahkemeye çıkacak kimselerin mahkeme öncesi telaşını gördüm. Günler öncesinde hâkime ne diyeceklerini düşünüyor, delil ve şahit arıyorlardı. Çalıştığım kurumlarda müfettişlerin teftişe gelmesinden önce yaşanan telaşa ve tedirginliğe şahit oldum.

Hesap gününe iman insanın hayatına çekidüzen veriyor, yanlışa düşmekten alıkoyuyor. Eğer hesap gününe olan bakışımız hayatımıza etki etmiyor, düzen ve nizam vermiyor, öz denetim sağlamıyorsa ahiret konusu içimizde bilgi boyutundan iman boyutuna geçmemiş demektir.

Sahabe toplumu hesap gününe olan imanlarını diri tutabilmek için sürekli Kur'an'ın uyarılarını dikkate alıyorlardı. Günümüz insanına ilginç gelebilecek olan Hz. Ömer'in her gün kendisine sorduğu o sorunun ve o hassasiyetin temellerini Kur'an'da buluyoruz. Onu yönlendiren ayetler Allah'ın kitabında hâlâ mevcut. Okuyucularını ve uygulayıcılarının bekliyor:

“Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, "Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım" der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.”

Bu ayetleri okuduktan sonra Hz. Ömer'in kendine sorduğu o sorudan da ilham alarak, yataklarımızı mezarlarımız varsayarak, her günümüze; “Geri dönüşün olmayacak, ama varsayalım sana bir günlük daha fırsat verildi. Hadi şimdi kalk ve yapman gerekenleri yap.” diyerek başlasak. Her günümüzü son günümüz gibi yaşasak, her namazı son namazımız gibi kılsak, sevdiklerimize son görüşümüz gibi baksak, her şey nasıl daha değerli olmaya başlar, değil mi?

Ne çok ihmal ettiğimiz veya terk ettiğimiz şey var. Dilenecek özürler, ödenecek haklar, dikilecek fidanlar, okunacak kitaplar, yazılacak yazılar, gidilecek yerler, öpülecek eller, okşanacak başlar, silinecek gözler, doyurulacak açlar, verilecek sadakalar, mazlumlar; analar, babalar, eşler, çocuklar, tövbeler, dualar, söylenecek sözler…

Sözlerin en güzelini Allah Mü’minun suresinde mü’minlere hatırlatıyor. Gönül gözüyle okuyup, can kulağıyla dinleyelim:

“O zaman kimlerin tartıları ağır gelirse işte bunlar kurtuluşa ermiş olacaklar. Tartıları hafif gelenler ise kendilerini ziyan etmiş olanlardır. Onlar cehennemde ebedî kalacaklar. Ateş yüzlerine vuracak, orada dudakları çekilmiş, dişleri görünür bir halde bulunacaklar. Size âyetlerim okunurdu da onları yalanlardınız değil mi? Derler ki: "Rabbimiz! Azgınlığımıza yenik düştük; biz bir sapkınlar topluluğu olduk. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; eğer (çıkar da) bir daha ettiklerimize dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız." Allah buyurur ki: "Yıkılın karşımdan! Ve artık bana bir şey söylemeyin!"[1]

 

[1] Mü’minun, 99-108

YORUM EKLE
YORUMLAR
Halil Armağan
Halil Armağan - 9 ay Önce

İsmail kardeşimden Allah razı olsun. Diline yüreğine emeğine sağlık.

Nesip Parlak
Nesip Parlak - 9 ay Önce

İsmail hocam kalp güzelliğin,sevgin,samimiyetin yazına akmış ordan da kalbime aktı.Allah razı olsun.