banner17

Yirmi Beşinci Yılında 'Yılların Ardından' ile Geldi Grup Genç

Grup Genç, yakın zaman önce 22 eserlik yeni bir albüm çıkardı: Yılların Ardından. Haksöz dergisi de Nisan 2018 sayısında, Grup Genç ile hem bu albümleri, hem de 25 yıllık müzik serüvenleri üzerine bir söyleşi yapmış. Fatih Pala albüme ve söyleşiye değindi.

Yirmi Beşinci Yılında 'Yılların Ardından' ile Geldi Grup Genç

Yaşam sürdüğümüz şu topraklarda, 25 yıl önce (1993), inançlarının ve bu inançlarından kaynaklı olarak yerine getirmeleri gereken salih amellerinin yüklediği büyük ve içli sorumlulukla ezgi ve marş söyleyen bir ekibimiz var, isimleri Grup Genç olan. Bugün hâlâ aynı isimle yollarına devam ediyorlar. Gençliklerinden bir şey kaybetmediklerinin mesajını da vermiş oluyorlar böylece isimlerini koruyarak.

Müslümanca bir zihne ve Müslüman coğrafyanın derdine sahip olanların genelinin bilip tanıyacağı isimdir Grup Genç. İlk albümleri olan “Şehadet Vakti”ndeki Kara Zulüm’ü, Mescid-i Aksa’yı Şehidler Ölmez’i, Şehidan Ey’i, Şehadet Çağrısı’nı dinlemeyen kalmış mıdır acaba? Dinleyip de sevmeyen var mıdır acaba? 1990’ların Bosna, Cezayir, Filistin, Çeçenistan direnişlerini ezgi ve marşlarıyla duyurmaya, gündem etmeye çalışan dertli Müslüman bir grup olarak yola koyulmuşlardı onlar. Sonra ikinci albümleri “Kan Toprağa Düşünce”yi çıkardılar 1995’te. Daha sonra bu iki albümü; 1997’de “Yüreklere Yürüdük/Fecre Doğru”, 1999’da “Sevdaları Yaşamak”, 2001’de “Yarının Adı Umut”, 2002’de “Sevdalılara” ve 2011’de “Sözü Var” izledi.

Grup Genç, yakın zaman önce, 25’inci yılları anısına geçmişteki albümlerinde seslendirdikleri eserlerin bazılarını, hatta en sevilenlerini diyelim, yeniden besteleyip yorumlayarak ve bir tane de kendi ifadeleriyle “manifesto” niteliğindeki “Birlikte” isminde yeni eser ekleyerek 22 eserlik yeni bir albüm sundular sevenlerine, dinleyenlerine, kendileriyle birlikte yıllar geçse de gençliklerinden bir şey kaybetmeyenlere… (Yeni esere güzel de bir klip yapmışlar ki izlemeye değer. İzleyin, hak vereceksiniz.) Albümlerine ise “Onlarca Yıldır Binlerce Yürekle…” jeneriğiyle “Yılların Ardından” adını koymuşlar.

Yeryüzünü iman, adalet ve merhamet yurdu kılma ideali

Yayın hayatında 27’nci yılının içinde olan Haksöz dergisi de Nisan 2018 sayısında, bu güzel grubumuzla “Yılların Ardından” adlı bu albümleri ve 25 yıllık müzik serüvenleri üzerine güzel bir söyleşi yapmış. Söyleşiyi yapan her ne kadar “Haksöz” imzasını kullanmış ve kendini mahfuz eylemişse de, kendisinin, hem solo albümler çıkaran hem de Grup Yürüyüş’ün solistlerinden ve aynı zamanda derginin yazı işleri müdürü unvanına sahip olan Mehmet Ali Aslan olduğuna dair bir tahminde bulunma hakkımızı kullandık.

Grup Genç, bunca yıldır edindikleri müzikal birikimle birlikte, birçok hikâye biriktirdiklerini ve bundan yola çıkarak “Grup Genç”in ne olduğunu, dünden bugüne durdukları yeri nasıl tarif ettiklerini söylemelerini isteyen soruya şöyle cevap vermiş: “1990’lı yıllarda yeni bir ivme kazanan İslami hassasiyete sahip yerli bir farkındalık oluşturma gereği ve gayreti, sanatı ve hususiyetle müziği dışarıda bırakamazdı. Bu gayret içinde ruh bulan, kendi sesini arayan bir çabanın meyvesidir Grup Genç. Dünden bugüne sesi ve sözü, arayışımızı, kendimiz için bir olma, olgunlaşma, yol alma ve yol açma çabası olarak gördük, görüyoruz. Hangi söze, hangi solukla nasıl ve ne şekilde ses vermeliyiz? Bu soru etrafında bir pervane gibi dönüp, bunun cevabına dair bir uğraş veriyoruz.”

“Çeyrek asırdır müziğinizle Müslümanların sesi olmaya çalışıyorsunuz. İslam coğrafyasının farklı yerlerinde ortaya konulan mücadeleleri müziğinize yansıtıyorsunuz. Bu kararlılığın bunca sene şaşmadan bu günlere taşınması neye bağlı?” sorusunu ise; kendileri için vatan ve gönül coğrafyasının sınırlarını “Mü’minler, ancak kardeştirler” ilkesinin belirlediğini ve eserlerine ilham olup onların gün yüzüne çıkmasında en önemli etken olarak bunu gördüklerini; yeryüzünü iman, adalet ve merhamet yurdu kılma arzu ve idealinin ezgi ve marşlarının en coşkulu ilhamı olduğunu, bu ideal uğruna her nerede bir mücadele varsa şarkıların da orada sesini araması gerektiğini belirterek cevaplamışlar.

Söyleyişlerimiz diri ve direngen kılmalı insanı

Haksöz dergisinin, Afganistan’dan Çeçenistan’a, Irak’tan Filistin’e, Bosna’dan Tacikistan’a kadar halkı Müslüman olan toprakları, bizim insanımızın ezgi ve marşlarını dinleyerek tanıdıklarını; buradan hareketle hâlihazırda Suriye’de devam eden savaş dolayısıyla -haklı bir beklentiyle- ne tür eserler sunabileceklerine dair düşüncelerini almak maksatlı sorularına, Grup Genç’in cevabı şu oluyor: “On yıllardır tekrar eden bir kahrı her düzeyde yaşıyoruz. Bir çile dolduruyoruz öncelikle, sonu hayra çıksın bu olanların inşallah. Keşke bunlar olmasa da biz savaştan ve kederden söz eden şarkılar söylemesek. Bununla birlikte ‘önden gidenlerin öyküsü’nü şarkılar mı belirledi yoksa şarkılar mı bu öykülerden doğdu, anlamına gelebilecek soruların cevabı yok aslında. Öyküler ve şarkılar, birbirini takip eden mevsimler gibi, hangisi diğerini çağırıyor bilemezsiniz. Şarkılar, öykülerin; öyküler, şarkıların bir parçası.” Sonra da Yüreklere Yürüdük/Fecre Doğru albümlerinde bulunan “Coşku” ismini verdikleri Bosna konulu eserlerinden bahsederek, Bosna’yı, Halep’in ve Şam’ın izleyip de insanların umutlarının ve geleceklerinin tarumar edilmesi durumlarına keşke şahit olunmasaydı diye hayıflanıyorlar.

Her dinleyişimizde bizim de dikkatimizi çeken güftelerin/sözlerin kalitesine değinen bir soru sormuş Haksöz dergisi. Bu da gösteriyor ki Grup Genç’te sadece müzik değil, söz de büyük önem arz ediyor. Grubun -tahminimce İzzet Okumuş’un- cevabı, yine kaliteli ve şairce geliyor: “Söz, afakta ve enfüsteki bütün âlemlerin kapısıdır. Bir söz söylediğimiz zaman, bir anlam ve eylem evreninin kapısından içeri girmişiz demektir. Onun için neyin kapısını çaldığımıza dikkat kesilmek gibi bir sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz var. Bir de ‘Onun Sözü’ne ve ‘O Söz’e kapı açmak var tabi Söz’ü ağırlamak için.” Ve sonra vurucu, bir anlamda da kendi serüvenlerini özetleyici şu cümleyi kuruyor Grup Genç: “Söyleyişlerimiz; inancı, umudu, adaleti ve merhameti çağırmalı, diri ve direngen kılmalı insanı.”

İslami camiada müzik üretimini nasıl buluyorlar? 

İslami camiada müzik üretimini ve bu camiaya hitap eden sanatçıları nasıl buldukları üzerine de bir soru geliyor Grup Genç’e. Tabi bu soruya tam olarak cevap alınmadığını görüyoruz söyleşi metnine baktığımızda. Aslında sorunun cevabını ciddiyetle merak etmedik değil. Kendilerine ölçü olarak aidiyeti, sorumluluğu, estetiği aldıklarını; söz yazarken, beste yaparken, sahnede soluk ve nefes tüketirken akıllarında hep bu kelimelerin olduğunu, bunları kendilerine kılavuz edindiklerini söylüyorlar. Ama İslami camiadaki müzik üretimi ve bu müzik üretiminin failleri olan sanatçılar hakkında bir şey demeyi ya unutmuşlar ya da o nokta dikkatlerinden kaçmış. Bu haberimiz vesilesiyle umarım verir Grup Genç sorunun cevabını. Haberimiz, aynı zamanda bir eksiği giderme, bir gediği tamamlama işlevi görmüş olsun.

Yedi yıllık bir emeğin üzerine doğmuş “Yılların Ardından”

“Yılların Ardından” albümleriyle birlikte sekiz albüm sahibi olan Grup Genç, son albümleriyle, kimi sanatçıların zaman zaman yaptığı gibi bir “klasikler” çıkarma amacını gütmediklerini ifade ediyorlar. İlk dört albümün kaset teknolojiyle çıkması ve stüdyo kayıtlarına ulaşılamaması, onların üzerinde tekrar çalışmaları gereksinimi uyandırmış grubumuzda. Ve bir takvime tâbi tutmamalarına rağmen, farkında olmadan yedi yıllık bir emeğin üzerine doğmuş “Yılların Ardından”.

İster “klasikler” yapmak amacıyla, isterse başka bir saikle olsun Müslüman sanatçılarımızın bize yeni çalışmalar sunmalarını her zaman bekliyor ve istiyoruz. Mesela sözümüzün burasında yılların emektarı ve ezgi-marş dünyasının üstadı olan Ömer Karaoğlu Ağabeyimizden de büyük ve güçlü bir ses bekliyoruz. Aynı beklentiyi diğer sanat erbabımızdan da bekliyoruz tabiî ki.

Yola koyulduklarında; Abdullah Taşkıran, İzzet Okumuş, Murat Polat, Nizamettin Türeyenci, Mahir Arslan isimleriyle belirmiş bir ekip olan Grup Genç, şimdilerde İzzet Okumuş, Mahir Arslan ve Murat Polat olarak yürüyüşlerine devam ediyorlar. Kendilerini Allah (cc) için çok seviyor, takdir ediyor ve en önemlisi de hep dinliyoruz. Çok önemli, çok farklı, çok kalıcı ve çok güzel bir işin üzerinde olduklarını düşünüyor ve kendilerine hatırlatıyoruz bunu âcizane. Ey genç ağabeyler! Yolunuz açık, sözünüz kavi, besteniz yürekten olsun.

 

Fatih Pala

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2018, 13:51
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20