Üstada dair böyle tematik albümler çoğalmalı

Tam da Abdurrahim Karakoç’un hayatını karşılayan “Bir Ömürlük Destan” isimli çalışmada özenle seçilmiş toplam 10 şiiri yer alıyor üstadın. Albümde hem bu 10 şiir yorumcu Koray Candan tarafından okunuyor, hem de Gündoğar’ın bu şiirlere yaptığı besteler seslendiriliyor.

Üstada dair böyle tematik albümler çoğalmalı

 

Neşet Ertaş nasıl Anadolu’nun kolektif belleğindeki müziği kente taşımış ise, Abdurrahim Karakoç da aynı şekilde Karacaoğlan’dan, Dadaloğlu’ndan, Yunus Emre’den devraldığı sözel birikime yapılması gereken son müdahaleyi yaparak modern kente getirip bırakmıştır. Aslında söylediği şiirin formu klasik zamanları kapsayan bir söz diziminden oluşuyordu. Yani kafiye, hece ölçüsü gibi… Oysa tema edindiği meseleler ve modern bireyin belleğindeki algıyı karşılayan yeni söyleyişleri ile 1964’te yayınladığı “Hasan’a Mektuplar” adlı ilk kitabı ile, Anadolu insanının aynı yıllarda yaşadığı toplumsal ve siyasal dönüşümü bir halk ozanı olarak çok çabuk algıladığını söylemek mümkün. Ki kendisini mevcut halk ozanlarından ayıran temel nüans buralardan başlar. 1964 yılında yayınlanan bu ilk kitabının -ki Fedai Yayınları’nca basılmıştır- 10 bin adet sattığını, hemen ardından ikinci 10 baskısını yaptığını da ekleyelim.

Ülkedeki sosyolojik, kültürel ve siyasal dönüşümü algılamak hususunda geleneksel zihin kalıplarını aşamayan başkaca halk ozanları muhatap oldukları okurun yeni zihinsel kodlarına, algılarına ulaşamadığı için kısa sürede tarihin gerisinde kaldılar. Oysa Karakoç form olarak bu eski şiiri sürdürmesine rağmen, yine de kendisine yol aralayabilen bir kanalı kolayca buldu. Yazdığı hiciv şiirlerinde de, aşk şiirlerinde de, siyasal tonu yüksek şiirlerinde de aralamış olduğu bu yeni kanal, 1970’lerden itibarın kentlere akan Anadolu çocuklarının politik ve sosyolojik “merkez” karşısında sığındıkları en önemli limanların başında geliyordu kuşkusuz.

Abdurrahim Karakoç’un bestelenmeye müsait külliyatı nasıl hor kullanıldı?

İçinde şekil bulduğu ülkücü/milliyetçi katmana rağmen yazdıklarının itibarı hemen her ideolojik kampta saygı ile karşılandı. Bununla da kalmayıp yine farklı çevrelerden gelen müzisyenler tarafından bestelenmek için tercih edildi. “Ayrılık kolay mı deme / Unutursun Mihribanım” şiirinden başlayıp onlarca dizeleri böylece ülkücüsünden İslamcısına ve hatta devrimcisine kadar ülkenin bütün müzikal damarlarına kadar girdi. Bunun kuşkusuz bazı sebepleri var. Birincisi, belirttiğimiz gibi modern bireyin yeni durumlarını bulabiliyoruz şiirlerinde. İkincisi kelimelerin birbiri ardına dizilişinden meydana getirdiği kendi şiirsel müziği o kadar güçlü ki, iyi bir besteci zaten enstrümanını eline aldığı andan itibaren bu müziği kolayca ortaya çıkartabiliyor. Ayrıca 1970’lerde hâkim olan eleştirel bilinci yine onun sözlerinde buluruz. Protest damar o kadar güçlüdür ki, sistem eleştirisi, ezilen toplumsal katmanların yaşadıkları duygu birikimi yine onun şiirlerinde gerçekliğe dönüşür. Ki şiirlerini bestelemeyi tercih eden müzisyenlerin önemli bir kısmının bu protest tarz müziği temsil eden isimler arasında bulunması da bunun bir neticesi.

Ancak hemen şunu da belirtmem gerekli ki, Abdurrahim Karakoç’un bestelenmeye müsait böylesi külliyatı zaman zaman popüler bir hal almış ve özellikle İslamcı, ülkücü müzisyenler tarafından bence hor kullanılmıştır. Salt sözlerin etkileyiciliğine kapılıp, o dizelerin hak ettiği müzikal estetiği ortaya çıkartamayan böyle sayısız çalışma buluruz maalesef. Ben, özellikle bir dönemimde kendisi ile çok yakından tanışmama, görüşmeme rağmen bu kolaycı, popüler halkaya dâhil olmamak için çok evvelden bestelemiş olduğum çalışmalarımı ilk iki albümüme al(a)madım. Oysa çok isterdim bunu. Ancak, “Artık Kuşlarını Uçur” isimli üçüncü albümümde yer verdim ilk besteme. Dosta Doğru isimli kitabında yer alan “Fotoğraf” şiirine yaptığım besteyi, aranjörüm sevgili Gündoğar da o kadar güzel orkestrasyona taşıdı ki, açıkça söylemek gerekirse Karakoç ismine yaraşır bir neticeye ulaştık diye düşünüyorum.

Karakoç’a dair tematik bir albüm Bir Ömürlük Destan

Müzik dünyamızın önemli isimlerinden Gündoğar, rahmetli Abdurrahim Karakoç için çok özel bir albüme imza attı bir süre önce. Tam da Karakoç’un hayatını karşılayan “Bir Ömürlük Destan” isimli çalışmada özenle seçilmiş toplam 10 şiiri yer alıyor üstadın. Albümün şöyle bir özgünlüğü var aslında. Hem Karakoç’un hepimizin belleğinde izler bırakan bu 10 şiiri yorumcu Koray Candan tarafından okunuyor, hem de Gündoğar’ın bu şiirlere yaptığı besteler seslendiriliyor. Dolayısı ile karşımıza üstadın şiirlerinin gayet etkileyici biçimde okunduğu bir CD’nin yanında, salt Karakoç şiirlerine yapılmış bestelerden müteşekkil tematik bir albüm de çıkıyor. Besteler ise başta Gündoğar olmak üzere, yine sevgili Hasan Sağındık (Doğmadan Önce) ve Selçuk Küpçük (Aynaların Ötesi) tarafından seslendiriliyor. Ben ilk kez bir albümde bana ait olmayan bir besteyi okudum böylece. Sağındık, içimizde en çok Karakoç şiiri besteleyen isim. Hem Abdurahim Karakoç, hem kardeşi Bahaeddin Karakoç şiirlerine Türkiye’de en çok besteyi yapan müzisyen Sağındık’tır. Bir Ömürlük Destan albümü Konya Selçuklu Belediyesi’nin bir kültür hizmeti olarak yayınlandı. Bu vesile ile Selçuklu Belediyesi’ni de kutlamak gerekli. Umarım buna benzer tematik çalışmalara farklı kurumlar da katkı sunarlar.

Yine geçtiğimiz aylarda benzer tematik bir çalışmayı İstanbul Bahçelievler Belediyesi de hazırlamıştı. Orada Abdurrahim Karakoç şiirlerine daha evvel farklı sanatçılar tarafından yapılmış ve hepimizin bildiği besteler yeniden okunmuştu. Musa Eroğlu mesela “Mihriban”ı, Hasan Sağındık “Ben Hep Seni Düşünürüm”ü… Hatta albümün aranjelerinde yine Gündoğar’ın ismine rastlamıştık. “Bir Ömürlük Destan” albümünde ise bütünüyle ilk kez dinlediğimiz özgün Gündoğar besteleri mevcut.

Açıkça söylemek gerekirse böyle bir albümü Kahramanmaraş Belediyesi de gündemine almalı. Üstadın bütün şiir külliyatının CD’lere aktarımından şiirlerine yapılan/yapılacak bestelerin okunmasına ve hatta hakkında bir belgesel ortaya çıkartılmasına kadar farklı farklı çalışmalar üretmek mümkün. Maraş deyince kaç kuşaktır herkesin belleğinde taşıdığı isimlerin başında hiç kuşkusuz Abdurrahim Karakoç gelir. Ve O’nun şiirlerini okuyarak yetişen bu kuşaklar, vefa borçlarını yerlerine getirmeliler.

 

Selçuk Küpçük yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Eylül 2013, 15:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13