banner17

Tahrir devrimindeki çizgilerini bozmadılar

Cairokee, 'Cairo (Kahire)' ve 'karaoke' kelimelerini birleştirmiş bir grup gencin, kendi tanımlarıyla, hayallerini gerçekleştirmek üzere kurduğu bir grup. Deniz Baran yazdı.

Tahrir devrimindeki çizgilerini bozmadılar

Daha önce “Mısır gençliği neleri takip ediyor?” sorusunun cevabı olacak birçok kişiden bahsettim yazılarda. Siyasi alandan kültür-sanata kadar gençliğin takip ettiği isimlerden yola çıkıp arayışlarını ve hislerini bir nebze anlayabileceğimizi varsaydım. Mısır ile olan yakın münasebetim sayesinde oradaki gençlerin gündemini rahatça takip edip gözlem yapabiliyorum zira. Ve özellikle de sanat (müzik, sinema diye daraltabiliriz) dünyasında hızla popülerleşen isimlerin hep Devrim sonrası süreçte Mısırlı gençlerin karmakarışık olmuş zihinlerine hitap eden isimler olduğunu görmek bu gözlemleri bir yerde değerli kılıyor. Bu yazıda bahsedeceğim konu ise –aslında keşfetmekte geç kaldığım- Cairokee isimli müzik grubu. Daha önce Hamza Namira, Ramy Essam gibi politik veya düşünsel meselelere dair sanatını icra eden isimlerden bahsetmiştim ve Cairokee’yi de hemen bunların yanına not etmek gerekiyor.

Cairokee, “Cairo (Kahire)” ve “karaoke” kelimelerini birleştirmiş bir grup gencin, kendi tanımlarıyla, hayallerini gerçekleştirmek üzere kurduğu bir grup. Modern müziğin tüm nimetlerinden yararlandıkları gibi geleneksel ezgileri de şarkılarına çok iyi yediriyorlar. Sanırım bu, Mısırlı şarkıcıların oldukça başarılı olduğu bir konsept diyebiliriz. Grup üyelerinin politik arka planları ait hissettikleri toplumsal kesimler hakkında pek fikrimiz yok ancak şunu çok iyi biliyoruz ki Cairokee de diğer hakkında yazı yazmaya değer bulduğumuz sanatçılar gibi bir zamanlar Tahrir’in sesi olmuş bir fenomen. O günden bu güne kadar da Mısırlı gençlerin direnişini, fiili veya zihni mücadelesini, yaşadıkları acıları ve heyecanlarını yansıtıyorlar. Bu sebeple politik anlamda da geniş kitlelere hitap eden bir çizgileri olduğunu söylemek pek yanlış bir tespit olmaz.

Tahrir eylemlerinin alevlendiği dönemlerde parladılar

Cairokee’nin kökeni 2003’e kadar dayanıyor aslında. Grup üyeleri okul yıllarında hayallerine ulaşmak için ilk adımı atarlar. Pink Floyd’dan ilham aldıkları söyleniyor ki şu anki tarzları da bunu kanıtlıyor gibi. Bir süre İngilizce şarkılara cover yapan grup bir süre sonra kendi deyimiyle “kendi dillerinde hiç şarkı yapmamayı utanç olarak görüyor” ve Arapça ilk bestelerini yapmaya koyuluyor. Grubun parladığı zaman ise Tahrir eylemlerinin alevlendiği dönemlere denk geliyor. Nitekim böyle zamanlarda kendi sesine tercüman olanları sever tepkili ve öfkeli halk. İşte doğru zamanda o duygulara tercüman olabilenler bir anda sivriliverir ve insanların takip ettiği bir figüre dönüşür. “Sout El Horeya (Hürriyetin Sesi)” şarkısı, yayımlandığı 2011’de çok kısa bir sürede 2 milyon izleyiciye ulaşarak adeta bir fenomen haline gelir. Rekor kırıp o kadar kısa sürede en çok izlenen videolar arasında yerini alacaktır nitekim YouTube’a düşen klibi…

Cairokee bu başarının ardından bir büyük hamle daha yapar ve “Ya el Midan (Ey Meydan)” şarkısıyla Tahrir’in en coşkulu olduğu dönemlerde kitleleri kalbinden vurur. Yine milyonlarca kez izlenen o şarkının insanlara coşku veren bir diğer özelliği ise, 20 yıldır müzik hayatına ara vermiş olan ünlü Mısırlı sanatçı Aida el Ayouby’nin de bir düet ile Cairokee’ye eşlik etmesidir. 2011’de çıkan “Matloob Zaeem” albümü böylece büyük sükse yapar.

Duruşlarını bozmadılar

Cairokee’nin gençlerdeki yerini sağlamlaştıran ise çizgilerini Tahrir’in coşkulu günlerinden sonra da korumalarıdır. Devrim’in 1. yıldönümünde yani 2012 sonlarına doğru Mısır devrimcileri, geçici askeri rejimin sinsice uyguladığı zulümle baş etmeye çalışırken “Ethbat Makanak (Duruşunu Koru)” diğer seslenirler halka. Hüznün nüfuz ettiği sesleri ve video klipleri belki de duruşunu koruyanların başına daha sonra geleceklerin habercisi gibidir adeta. Yine aynı dönemin yükselen TV yıldızlarından olan ünlü sunucu Bassem Youssef de bu şarkının video klibinde Cairokee’ye destek olacaktır.

Grup elbette sahip oldukları çizgiyi korumak amacıyla takip eden yıllarda da Tahrir’de yer almış veya Tahrir’i benimsemiş gençlerin önemli bir kısmına tercüman olurcasına sanatını icra etmeye devam etti. Olaylı seçimler sonrası gelen hükümete de yeri gelince karşı durdular, darbe rejimine de… “Adaleti söyleyene hain derler” sloganıyla yollarına devam ettiler. 2014’te yayımlanan “El Sekka Shemal” albümünde Cezayirli ünlü şarkıcı Souad Massi gibi isimlerle çalıştılar ve yine oldukça iz bırakan bir eser ortaya koydular. iTunes verilerine göre rekor seviyede indirme gerçekleşti.

Son olaraksa 2015 yılı içerisinde “Naas W Naas” albümünü yayımladılar. Birkaç yıl içinde gelinen durumu dokunaklı şekilde anlatan şarkılar içeren bu albüm yine şaşırtmadı ve kısa sürede büyük popülariteye sahip oldu. Bazı şarkılarda eğlendirmek istediler ama aynı zamanda ülkesinden ve gelinen noktadan mutsuz olan Mısır gençliğinin yıpranmış duygularını ve hayal kırıklıklarını da müziğe döktüler ara ara. Özellikle albüme ismini veren “Nas W Nas” şarkısı, ülkelerinin geleceği için gözünü kırpmadan can vermiş, kendini feda etmiş gençlere adanmış bir şarkı olarak Devrim’i hissetmiş tüm gençleri derinden etkiledi, etkiliyor.

“…O sessizlik içinde ölenler ki buradan ayrıldılar Mısır’ı ayakta tutarak,
Bir daha hiçbir şey buna yaklaşamayacak,
Bir kahraman bütün orduya bedeldir…

Cairokee - Naas w Naas

 

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2015, 14:02
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20