Âşıkları tanımıyoruz bayım!

Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla Bor Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Gezici Halk Ozanları (Âşıklar) Bayramı çok renkli geçti. İşte izlenimler…

Âşıkları tanımıyoruz bayım!

Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla Bor Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Gezici Halk Ozanları (Âşıklar) Bayramı çok renkli geçti. İşte izlenimler…

Âşık geleneğinin yaşatılmasında önemli bir gelişme olarak gördüğümüz bu bayram Bor ve Niğde’de yapıldı.

Bor’daki şölene katılamadım ama Niğde’de tıklım tıklım dolu bir salonda yapılan Âşıklar Bayramı’nı baştan sona izleme imkanım oldu…

Niğde İl Kültür Merkezi Salonu 17 Ekim Cumartesi saat 19:00’u gösterirken dolmuştu. Âşıklar salonda yerlerini almış, ses ve ışık ayarları yapılmış bir şekilde tören başladı.

Törenin ilk konuşmacısı İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Öncel Koç’tu. Kültür Müdürü Koç, bu tür etkinliklerin çok önemli olduğuna değinerek; kültürümüzün yaşatılması için çalışmalara destek verilmesi gerektiği üzerinde durdu.

Koç’tan sonra kürsüye gelen Bor Belediye Başkanı Sıtkı Erat, âşıklık geleneğinin bu kadar güzel olduğunu bugüne kadar bilmediğini, âşıklarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek; bütün misafirlere hoş geldiniz dedi.

Erat, sıkmamak için uzun konuşmadı belki ama keşke neden böyle bir bayram yaptıklarını, amaçlarını ve bundan sonra sürüp sürmeyeceğine kısaca bir değinse iyi olurdu diye düşünmedim desem yalan olur…

1. Gezici Halk Ozanları

Niğde âşıkları bağrına bastı

Niğde ve Türkiye’nin birçok ilinden 13 halk âşığının katıldığı Âşıklar Bayramı’nı Niğdeliler çok sevdi. Âşıklar saza ve söze başlarken, aralarda ve bitirişlerde alkışlara boğuldular.

Türkiye’nin tanınmış önemli âşıkları oradaydı. Hüseyin Sümmani, Ayten Gülçınar, Amasyalı Çoban Hüseyin, Niğdeli Şinasi ve Fikret Dikmen, Sivaslı Ali Baştuğ, Nuri Çıralı, Çukurovalı İmami, Günay Yıldız, Kul Nuri, Uğur Top, Karslı Şeref Taşlıova, Mürsel Sinan ve daha niceleri…

Bayramı izlemeye gelen seyirci de boş değildi. Âşıklık geleneğini, türküleri ve atışmaları çok iyi bilen bir seyirci vardı.

Hoş geldiniz karşılamasını yapan 3 âşık büyük alkış aldı. Ozanların birbirlerine takılması da çok hoştu. Atışmalarda ve aralarda birbirlerine laf atıyorlar ve seyircinin alkışlarına mazhar oluyorlardı.

 

“Bir yoksulu doyuranın sofrasında tuz olsaydım”

1. Gezici Halk Ozanları13 âşık arasında tek bayan olan Sivaslı Âşık Ayten Çınar, “Benim sâdık yârim kara topraktır” diyerek başladı. Sivas’ın Şarkışla ilçesinden olduğunu ama Niğde’de büyüdüğünü söyleyen Âşık Ayten Çınar, saza ve söze hâkim bir şekilde ikinci türküsünü söyledi.

Şu mısraları çok hoştu ve büyük alkış aldı:

“Haklı haksız  ayıranın

Bir yoksulu doyuranın

Sofrasında tuz olaydım”

Muhteşem mısralarla başlayan gece yine çok güzel bir şekilde devam etti.

Âşıklar türkü aralarında konuştular. Sazı ve sözü doğru olan bu âşıkların cümleleri de çok anlamlıydı.

 

Amasyalı Âşık Çoban Hüseyin bir laf etti ki, hayran kaldık:

“Bu arkamda gördüğünüz âşıklar var ya, bugün popüler olan birçok sanatçının eserlerini işte bu âşıklar yazmıştır. Onlar ünlü oldu ama bizler hâlâ âşığız. Gönül eriyiz. Bu adamların değerini bilin…”

Yine Amasyalı Âşık Çoban Hüseyin’den birkaç mısra:

“Toprağa girecek tenim,

Çoban Hüseyin benim,

İdam ipi taktı gözlerim”

“Bu âşıklara sahip çıkın!”

Zaman hızla akıp gidiyor, âşıklar ikişer parça ile sahneyi dolduruyordu. Her âşık sazının teline vurmadan önce birkaç cümle ediyor, duygularını anlatıyordu.

En çok ve en anlamlı konuşanlardan birisi de Karslı Âşık Şeref Taşlıova idi. Meşhur bir hikayeyi anlatarak başladı.

“Hani bilirsiniz ya, Sivas’a senfoni gelmiş. Sivaslıları toplamışlar ve dinletmişler senfoniyi. Ertesi gün sormuşlar Sivaslılara ‘Nasıl buldun Senfoniyi?’ diye. Halktan biri demiş ki, “Sivas Sivas olalı böyle zulüm görmedi”

Âşık Şeref Taşlıova bu ünlü hikayeye atıfta bulunarak; “İşte Niğde de, Niğde olalı böyle güzel bir gece görmemiştir” cümleleriyle salonu kahkahaya boğdu.

“Yeni nesil popçuları değil bizi örnek almalı” diyen Âşık Taşlıova, “Avrupalı Beethoven’e, Mozart’a sahip çıkmış. İngilizler Shakespeare sahip çıkmış. İşte Türk Dili’nin mimarları burada. Siz de bu âşıklara sahip çıkın” cümleleriyle ayakta alkışlandı.

1. Gezici Halk Ozanları

Fikret Dikmen her şeye rağmen “İnat” dedi

Niğdeli şair ve ozan Fikret Dikmen ağabeyimiz de oradaydı. Fikret ağabey, önce bir rüyasını anlattı. Şiir şeklindeki rüyasında kısaca “savaşların olmadığı, barış ve kardeşliğin olduğu” bir dünya rüyası kurdu bize…

“İnat” adlı şiiri muhteşemdi ve alkış aldı. İşte bir dörtlük:

“Haklılardan kuracağım mangamı
Haksızlarla edeceğim kavgamı
Asırlara vuracağım damgamı
Boşa akıp giden çağlara inat”

Âşıklar Bayramı’nın diğer bir Niğdeli ozanı da Şinasi Yıldız, önce sazına yazdığı bir şiirle başladı. Saza böyle güzel mısralarla seslenildiğini hayretle izledik. Sonrasında bir Niğde türküsü olan “Sarı Yıldız”ı seslendirdi. Bol alkışlardan nasibini de aldı.

Atışmalar harikaydı. Âşıklar söze ve saza hükmediyordu. Birbirleriyle atışmaları programın en güzel taraflarından biriydi. Birbirlerinin keline, boyuna laf atarken; karşısındakini tavşana, maymuna ve İnek Şaban’a benzettikleri mısraları alkışlarla kesiliyordu.

Atışmaların sonunda âşıklar birbirlerinin gönüllerini almasını da biliyorlardı. Normal bir zamanda kavga çıkaran bu sözler Kültür Merkezi Salonunda hoş bir sedâ olarak kaldı gitti…

1. Gezici Halk Ozanları

Ayrıntılar… Göze takılanlar…

Törende gözlemlediğim birkaç ayrıntıya yer vermek istiyorum bu bölümde…

- Bu işlerden anlayan birkaç seyircinin yanındaydım. Her âşığı tanıyor ve yorum yapıyorlardı. Kısacası bu işin erbapları “anlayarak”; salondaki, merdivendeki ve benim gibi yeni çömezler de “anlamaya” çalışarak ozanları izliyordu.

- Salonda az sayıdaki çocuk da hareketli parçalarda hemen eşlik ediyordu. Onlar da bundan anlıyordu.

- Âşıklar sanki sahnede üşüdü gibi geldi bana. Esiyordu galiba sahne. Sık sık üşüdüklerini belirten hareketler yaptılar ve zaman zaman içeri girip ısındılar gibi geldi bana. Ama emin değilim… Bir sorun vardı oralarda…

- Sahne arkasındaki ağaç ve lalelerden oluşan iki afiş dikkat çekiyordu. Yan yana konulan bu afişlerdeki ağaç ve lale kültürümüzü simgeliyor ve çok hoş bir görüntü oluşturuyordu. Ağacı Osmanlı’nın simgesi Erguvan ağacına benzettim.

- “Âşıkla aşık oynanmış.” Sahnedeki afiş yine reklamcıların kurbanı olmuş. Sahnenin en üstünde yer alan; “Türkiye Gezici Halk Ozanları (Aşıkları) Bayramı” yazısında Âşık kelimesinin şapkası unutulmuş ve “aşık” olmuş. Bu da anlam karışmasına neden olmuş. Belki önemli değil ama bazıları takıyor işte.

- Sahnenin en yaşlı âşığı ise ünlü Âşık Sümmani’nin torunu olan Hüseyin Sümmanioğlu idi. İsmi söylenmedi bir ara unutuldu galiba. Sonradan “onur konuğu” olarak düzeltildi. Yine de çıktı dedesi Âşık Sümmani’den çok güzel bir parça okudu.

- Gönül isterdi ki, televizyonlardan birisi buradan canlı yayın yapsın. Canlı olmadı ise tamamını banttan versin. Galiba yoktular…

- Salon tıklım tıklım idi. Demek ki kaliteli programlar olduğu müddetçe Niğdelilere bu salon yetmeyecek. Yeni büyük salonlar olsun istedi gönlüm…

1. Gezici Halk Ozanları

Son söz “Çok güzel hareketler bunlar”

Niğde’nin ve kültürünün gelişmesinde, kültürel etkinliklerin bizi de geliştirmesinden çok önemli gördüğüm bu etkinliğe emeği geçen, gelen, getiren, düzenleyen herkes büyük bir teşekkürü hak ediyor.

Niğde ve Bor Belediyelerinin bu kültürel etkinlik atakları her zaman desteklenmeli diye düşünüyorum. Bu bayramın da gelenekselleşeceği sözü verildi. Bu sözün unutulması en büyük temennimiz.

Âşıklar bizden biri…

Âşıklar bizim canımız…

Âşıklar gönül eri…

Gönül erlerine böyle bir akşam için gönülden selamlarla teşekkür ediyoruz…

Tadı damağımızda kaldı…

Yine bekleriz…

Yolunuz, bahtınız açık; sazınız ve sözünüz daim olsun…

Fotoğraf Galerisi İçin: //www.dunyabizim.com/gallery.php?id=100

 

H. İbrahim Tongur, âşıklarla aşık atılmayacağını anladı…

Yayın Tarihi: 21 Ekim 2009 Çarşamba 17:13 Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2009, 08:37
banner25
YORUM EKLE

banner26