Salif Keita Portresi

Zeki Bulduk Mali'den bir sesi paylaşıyor bizlerle...

Salif Keita Portresi

Afrika, sancılı kıta.

Afrika, kanı yüzünden eksik olmayan ihtiyar.

 

Afrika, evlatlarından çok hırsızlara yataklık eden binlerce yıllık tapınakların meskeni.

 

Afrika, belgesel hayvanlarından çok kıymetlidir insanları; oysa evrimin ikinci ayağında görülecek kadar kör bakışlarla izlenir.

 

“Afrika, dünyanın kaderini değiştirecek” demişti bir vakitler Nuri Pakdil.

 

Evlatları dilini konuşamadı yüzlerce yıldır çölün ve savanların; bir faşizan Fransızca, bir ayrımcı İtalyanca, Bir kibirli İngilizce çınlar hala kentlerinde.

 

Afrika, kabile yapılmaya çalışılan binlerce yıllık medeniyetlerin hamisi oysa. 


Mali Demokratik Cumhuriyeti 1960 yılında tam bağımsız olana kadar da topraklarında Malili insanlar vardı; kara yüzleri ve aydınlık yürekleriyle. Her ne kadar gelenekler ve kast sistemi gibi halkı ayıran sınıflar olsa da! Bu geleneklerden biri “albino” olarak doğan bir çocuk öldürülmeli; bir diğeri ise “üst sınıftan olan insanlar müzikle uğraşamazlardı!” Her iki gelenekte Salif Keita'nın başına bela olacaktı. Beyaz bir zenci olarak doğmuştu; albinoydu. Zengin ve üst bir sınıf aileden geliyordu; oysa müziği çok seviyordu!

 

Salif Keita hakkında bir biyografi çalışması yapmaya kalkışanlar bu iki gerçekliğin tam karşısında dururlar Salif Keita gibi. Salif Keita, ailesinin saklaması sonunda ölümden-öldürülmeden kurtulur ama müzik yapması yasaktır. Bu yasak karşısında tıpkı Sddhartha/Buddha gibi davranır; yoksulları tanımayan Prens Sddhartha  yoksulluğu gördükten sonra saraya dönmez ve Buddha olur. Salif Keita ise kendi tabiriyle “Allah her insanı mükemmel yaratmaz, eksiklikler verir. Bendeki eksikliğe rağmen bana müziği bağışladı” yollu bir açıklama yapar. İçindeki ahengin peşi sıra gider. Bu yüzden 1990'lı yıllara kadar Fransa'da yaşar. 90'lardan sonra ise sık sık ülkesine, Mali'ye gelir. Gelme amacı ise bilhassa Afrika için yardım konserleri organize etmek ve Afrika'nın müziğini organize etmektir. Müzik yapımcılığı ve aranjörlükler yapar.

 

Dünya çapında ün kazanan filmlerde müzik icra eder. Bunlardan biri de yakından bildiğimiz “Ali”dir.

Madan, Tomorrov ve Yomore gibi enfes şarkılara gelene kadar çok ter dökmüştür Keita. Müziğinin gücü hakkında ileri geri bir şeyler demem doğru olmaz. Hatta o'nun biyografisi hakkında yazmayı da doğru bulmuyorum. Zira o, Afrika'nın ta kendisi. Yüzüne kara çalınan Afrika'ya “utanmayacaksın, açlığını belli etmeyeceksin, acındırmayacaksın, umut tam şimdi var olmaktır!” diyen adamdır. Yüzüne ve sesine sinen belirgin bir ferahlık vardır Salif Keita'nın. Ezilmeyi kabul etmeyen, fakir de olsa asla zenginden aşağı olmadığını bilen bir avazı vardır. Bu avaz ile Nelson Mandela için ve Afrika için müthiş şarkılar yapmıştır.

 

Afrika, bir albino hastası gibi görülmeye devam ededursun; bir albino'nun nelere kadir olduğunu Salif Keita en güzel bir biçimde göstermiştir. Bu da dünya üzerindeki bir çok medeniyetin kaynağı olan yaşlı Afrika'nın içinde dinamizmin ve umudun var olduğunu göstermektedir. Gelişmiş ülkeleri korkutan da Afrikanın genç ve işsiz gücü değil; bu insanların potansiyelleridir. Her ne kadar Keita, Afrika çalışmalarını “tam tam” adlı bir organizasyonla yapmış olsa da; Afrika'dan gelen ses kuru bir tam tam sesi değil; dünyanın kaderini değiştirecek insanlarının yüreklerinden gelen sestir. Ve bu sesi en güzel icra edenlerden biri de Salif Keita'dır. 'Müziğin tınısını Afrika'dan gelse de duyarım' diyorsanız, Salif Keita'ya kulak verin, derim.

 

 

 

 

Zeki Bulduk yazdı

Yayın Tarihi: 02 Mayıs 2009 Cumartesi 15:14 Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 17:33
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sara T.
Sara T. - 13 yıl Önce

ilginç harika bir yazı..

Ahmedugur
Ahmedugur - 13 yıl Önce

S.a. bütün gece uyku tutmadı inter başında,sabahın kör vaktinde kendimi bu sitede buldum iyikide bulmuşum,yazılarınız,araştırmalarınız ve de çalışmalarınız mükemmel.ALlah başarılarınızın vede çalışmalarınızın devamını getirsin..selametle.

Resul Yılmaz
Resul Yılmaz - 12 yıl Önce

Hakan Albayrak'ın dediği gibi

bir gün var ya bu mağripli çocuklar
yakacaklar paris'i

afrika ya. ezgi gibi bir şarkı. insanın tüyleri diken diken oluyor. folon: geçmiş demekmiş. sissa da sorun. başka bir internet sitesinden gördüm bunu. gelmiş gelecek sorunlarla ilgili bir şarkı herhalde?

Afrika, insanlığın kanayan yarasıdır. Bu yara derhal sarılmalıdır. Kafirin tuz döktüğü bu yarayı biz müslümanlar saracağız!

banner26