Sain Zahoor Türkiye'de konser versin!

Üç Şerif dergâhında Sain Zahoor dinlemek vardı şimdi..

Sain Zahoor Türkiye'de konser versin!

 

Pakistan’ın, Hint müziğinin gölgesinde kalmadan, dünya müziğine kazandırdığı benzersiz yetenekler düşünüldüğünde kendine has, olabildiği kadar özgün bir müzik damarı olduğunu itiraf etmek gerek. Müziği ciddiye alan her yerde kendi dinleyici kitlesini oluşturmuş Feride Hanım, Gulam Ali, Abide Pervin, Nusret Fatih, Sabri Biraderler, Aziz Mian gibi her biri birer ekol pek çok isim saymak mümkün. Onların derviş yüreklerinden gelen sesin çağrısı yüreğine işliyor insanın. Söylediklerinden pek bir şey anlamasanız da onların danslarına, ritimlerine, bir vecd halinde sizi saran zikirlerine katılıyorsunuz.Sain Zahoor

BBC Dünya Müzik Ödüllerine aday oluşuyla tanıdık onu

Sain Zahoor Ahmed, Pakistan’ın önemli sûfi müzisyenlerinden biri. Ömrünü sufi dergâhlarında ilahiler, dinî içerikli şiirler, şarkılar, gazeller okuyarak geçiren bu otantik ses, memleketinde ilk konserini 1989 yılında vermiş. Ancak bir sanatçı olarak ortaya çıkışı 2006 yılında BBC Dünya Müzik Ödüllerine aday gösterildikten sonra başlar. Yılın Sesi ödülünü aldıktan sonra Sain Zahoor, ülkesinde plaklara okuyan, televizyon programlarına çıkan, konserler veren, herkesin tanıdığı bir ses ustasıdır artık. Bizler, maalesef, onun ismini biliyor ve kayıtlarını dinliyor oluşumuzu aldığı bu ödüle borçluyuz. Düğünlerde derneklerde, sünnetlerde mevlitlerde eriyip giden nice hafızların, gazelhanların, ozanların, âşıkların bulunduğu bir ülkenin vatandaşı olarak onun hikâyesini öğrendiğimde şaşırmadım.

Bir rüya ile gösterilen dergah

Yoksul, köylü bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Sain Zahoor, Allah’ın kendisine verdiği en büyük zenginlik olarak tanımladığı güzel sesini beş yaşında fark eder ve o günden sonra şarkı söylemeyi kendisine iş edinir.  On dört yaşında gördüğü bir rüya üzerine evi terk eder ve daha güzel şarkı söyleyebilmenin yollarını öğrenebilmek hem de kendisine rüyasında gösterilen dergâhı bulabilmek için Pencap’a gider ve rüyasındaki dergâhı da (Üç Şerif), hocasını da bulur. O günden sonra Bullah Şah’ın dergâhı olarak bilinen Üç Şerif dergâhında bizim meşk dediğimiz usulle ilk müzik derslerine başlar. Okuma yazma bilmeyen Sain Zahoor dergâhta ezberlediği Bullah Şah ve diğer bazı büyük Pakistanlı sûfilere ait şiirleri yorumlayarak tasavvufî içerikli mekânlarda oldukça özgün bir ün edinir.

Sain ZahoorPek çok sufinin şiir ve gazellerinden besleniyor

Harmoninin başına bağdaş kurup, çırpışan eller arasında, saçını başını sallayarak kendinden geçen ve şarkılarını bir inleyip bir haykırarak icra eden bildiğimiz Pakistanlı sanatçılardan farklı bir sahne performansına sahip Sain Zahoor. Kullandığı enstrümanlar ve söylediği zikir formları da bir o kadar farklı. Renkli kıyafetleri içerisinde, elinde kendisinin dekore ettiği süslü bir Yektar’a, ayak bileklerine taktığı zillerin (Ghungroo) sesiyle ritim vererek, bir şaman gibi raks ederek büyülü sesler çıkartan biri. Bu haliyle (video paylaşım sitelerinde izlediğim görüntü kayıtlarından edindiğim tecrübeye dayanarak) televizyonlara ya da stüdyolara pek de yakışmadığı hissi uyandı bende. Her bir hareket ve ritminde caddelerde, dergâhlarda şarkılar söyleyen insanların özel tavırları ve yüksek enerjisi var.

Kadife gibi bir dokunuşa sahip duygu yüklü sesi dinleyende ince çatlaklar oluşturuyor. Bullah Şah’tan Mevlana’ya kadar pek çok sûfînin şiir ve gazellerinden beslenen Sain Zahoor’un mırıldandığı sözlerin anlamını kavrayamasanız da yüzüne ve sesine vuran ilahi anlamın etkisini görebiliyorsunuz.

Belki bir gün burada da konser verir

Onun insanlarla cömertçe paylaştığı müzikal yeteneğine rağmen bu güzelliğe özel çabalarla ulaşıyor olabilmek üzüntü verici. Bırakın ülkemizde onun albümlerini bulmayı, internette bile sayılı sitede albüm tanıtımlarına ve satışlarına rastlayabiliyoruz. Ama yine de bir gün İstanbul’da konser verebileceği hayalini kurmak güzel. İngiltere’de, Japonya’da, İrlanda’da verdiği konserler kadar coşkulu bir yenisini bizler için niye sahnelemesin ki? Ama öncelikle Mariza, Concha Buika, İbrahim Ferre gibi sanatçıları dinleyip albümlerini elden ele dolaştıran; sosyal paylaşım sitelerinde kliplerini paylaşan entel Müslümanlar belki bir gün onu da keşfederler.

Bu arada Nusret Fatih’i severek dinleyen herkesin onu da seveceğini düşünüyorum. Sain Zahor’u bizlere ve dünya müzikseverlerine tanıtan herkese teşekkür ediyoruz.

Sain Zahoor'u buradan dinleyebilirsiniz.

 

Zekeriya Şener, ‘bu sesi dinlemeyen eksik kalır’ dedi

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2012, 23:48
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13