Osmanlı sultanlarının naatları bestelendi

Kültür Bakanlığı’nın destekleriyle çıkan ‘Sultani Naatlar’ albümü, Osmanlı sultanlarının Peygamberimize yazdıkları naatları iyi bestelerle sunuyor..

Osmanlı sultanlarının naatları bestelendi

 

“Kim daha az içerdi tarihî şahsiyetlerden, kim daha az sarhoştu” atışmaları gündemde son zamanlarda. Sosyal paylaşım sitelerinde, yazarlar arasında konu hararetli atışmalar eşliğinde tartışıldı. Hatta önemli bir köşe yazarı, isim isim verdi, “Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim, Fatih Sultan Mehmet de içerlerdi ve de şiirlerini, dîvanlarını boğaza nazır içkilerini yudumlayıp çerezlerini yerken yazarlardı”  açıklamasını yaptı.

Polemikler, tartışmalar aldı başını semâya ulaştı, semâda en hakkaniyetli şekilde değerlendirilir kuşkusuz. Konuya itirazı, ispatları, inkârları tarihçilere bırakmakta fayda var. Zira aksi bir durum, kraldan çok kralcılık olur, komik olur, lüzumsuz olur. Aslında Yavuz'u, Fatih'i, Kanuni'yi savunmaya ihtiyaç bile yoktur, yapılacak savunma kimin fikrini bu hususta değiştirebilir? Ancak kafası karışıklara yardımcı olacak açıklamaları sunacaklar da buyursunlar beklemesinler. Osmanlı'nın bu büyük padişahlarını savunsunlar,  her konuşanın değil, bilenin anlattıklarıyla meşgul bir ortamda mevzu tartışılsın.

Tarihte ilk naat Efendimizin nübüvvetinden 7 asır evvel yazıldıSultani Naatlar

Bu haberin konusu, savunma, ispat, inkar olmayacak asla. Bu haberin konusu, içtikleri iddia edilen padişahların da içinde bulunduğu, çoğu birçok başka özelliklerinin yanında çok iyi şairler olan Osmanlı Sultanlarının, Fahr-i Kainat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) için kaleme aldıkları naatlar. Ve de bu naatları günümüz kulağına, lezzetine uygun şekilde besteleyip, seslendiren, böylece alanında ilk ve tek olan bir albümü üreten gençler bu haberin konusu.

Naat; bir diğer deyişle ''methiye'', bir şeyi, bir kişiyi en güzel bir surette vasfetmek, methetmek anlamında bir kelime. Ancak zamanla terim daha çok Hz. Muhammed’i öven, anan şiirleri ifade eder olmuş. Tarihte, Hz. Muhammed için yazıldığı nakledilen ilk naat, Peygamberin nübüvvetinden yaklaşık 7 asır evvel, semavi kitaplardan O'nun (sav) geleceğini haber alan Ebû Kerib el-Himyeri tarafından kaleme alınmış.

Türk edebiyatında tespit edilen ilk naat ise Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'inde yer almış. Zamanla yaygınlaşan ve önce halk edebiyatında, sonra da dîvan edebiyatında örnekleri görülen naatlar önemli bir tür olarak kayıtlara geçmiş. İşte bu noktada Osmanlı Sultanları da, divanlarında naatlara yer vermiş, O'nu (sav) övmüş, yüceltmiş, salat ve selam eyleyip şefaat dilemişler.

“Sultânî Naatlar” isimli bu çalışmayı Kültür Bakanlığı da destekledi

Sultani Naatlar, Muharrem Hafızİşte bugün, bu kıymetli manzumeler tozlu raflarından çıkartılıp, meşakkatli ve de cesaret isteyen bir mesuliyetle bestelenmiş 21. yüzyılın ilk çeyreğinde. Naatları besteleyen ve yorumlayan ekip, son günlerin dizi furyasını kastederek, ''Padişahları hareme hapseden zihniyete karşılık olarak, sanata sanatla cevap verme çabası'' olarak izah ettiler projenin çıkış noktasını. Sanat yönetmenliğini Dr. Muharrem Hafız'ın yaptığı albümde, Nağmeler Topluluğu ve Dr. Ubeydullah Sezikli birlikte çalışmışlar. Özenle seçilmiş naatlar, bu sanatçılar tarafından bestelenmiş, ortaya dinlemeye doyum olmaz bir albüm çıkmış.

Sultânî Naatlar” isimli bu çalışma Kültür Bakanlığı’nın destekleriyle 2012 Nisan’ında piyasaya sürülmüş. Sultanların kaleminden sadır olması hasebiyle ''Sultânî'', Efendimize ithaf olması sebebiyle de ''Naatlar'' başlıklarının birleşmesiyle, isim espriyi doğru yerden yakalayarak isabetli bir şekilde seçilmiş.

Albüm satışa çıktığı günden itibaren çok sayıda konserle tanıtımı yapılmış. Elbette daha geniş bir kitle tarafından dinlenmesi, takdir edilmesi, desteklenmesi gereken bir çalışma. Destek derken, önemli bestekar Göksel Baktagir'i muhakkak anmak ve Kanuni'nin naatlarından yalnızca biri olan ''Nûr-i Alemsin'' için yaptığı nihavend bestenin de çalışmanın içinde yer aldığını hatırlatmakta fayda var. Hakan Alvan'ın desteği ve aynı naatın şehnaz makamında bestesi de albümde mevcut.

Bu “Osmanlı Padişahı” portresinin ana hatlarını Muhammedî bir muhabbet oluşturuyor

Genç sanatçılardan Dr. Muharrem Hafız, Ahmet Şafak el-İmam, Ömer Faruk Canural, Semih Özdemir çalışmanın en zahmetli kısmını üstlenmiş, Padişahların yazdığı kıymetli naatları özenle bestelemişler,  İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Dini Musikisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Ubeydullah Sezikli bu güzide bestelerin üzerine naatları seslendirmiş.Sultani Naatlar, Muharrem Hafız

Çalışma, aslında genel bir naat derlemesi projesiyken, son dönemlerde çizilmeye çalışılan Padişah portresinden rahatsız olan proje grubu, konuyu Sultanların naatlarıyla sınırlandırarak önemli de bir mesaj vermeyi hedeflemişler. Kanuni Sultan Süleyman'ın ''Muhibbî'', Yavuz Sultan Selim'in ''Selimî', Fatih Sultan Mehmet'in ''Avnî' mahlasıyla yazdığı naatların yanında, 3. Murad, 3. Selim, 1. Ahmed, 3. Ahmed, 2. Mustafa ve 2. Osman'ın naatlarına da yer verilmiş. Çalışmada genç kuşağın bestelerinin haricinde, 3. Selim ve 4. Mehmet'in de birer bestesi icra edilmiş.

Nisan 2012’de çıkan albümün ilk baskısı tükenmek üzere. Yeni baskının çalışmaları da devam ediyor. Hal böyleyken, musikî alanında gösterilen bu çabanın boşa bir çaba olmadığı, çizilmek istenen Osmanlı Padişahı portresinin ana hatlarını Muhammedî bir muhabbetin oluşturduğu gözlerden kaçmamalı. Padişahların bu eserleri boğazda ne yudumlarken yazdıkları konusunun da ilgi ve tartışma alanımızın dışında olduğu bilinmelidir.

Bugün Peygamber'e (sav) ve O'na (sav) muhabbeti ifade edenlere karşı oluşmuş cephe, yapılan atışmalar, çatışmalar, sevimsizlikler, zavallılıklar yanında, bu tarz çalışmaları çoğaltmak, yaymak, yaygınlaştırmak, seviyesiz boyutlara inebilecek bir müdafaadan çok daha kıymetlidir. Mü'min kendine yakışır şekilde bu görevi izzetle ifa etmeli, herkes kendi alanında bu tavrı korumalıdır.

Sultanlar, Sultanlar Sultanı'na (sav) naatlarını yazmış, gençler bestelemiş, bize de bu çalışma üzerinden payımıza düşen faydayı biçmek, şefaat için tekrar tekrar niyazkâr olmak nasib olmuş; âlâ, aliyyül âlâ!

 

Büşra Tosun Durmuş şefaat diledi

"Tanrı'nın Has Kulusun" - Kanuni Sultan Süleyman

Beste: Dr. Muharrem Hafız, Yorumlayan: Ubeydullah Sezikli

Güncelleme Tarihi: 16 Eylül 2012, 02:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13