Onun sesi tüm oyunları bozan bir ses

Bu sesteki gücün tesiri, hikmeti ne ola ki? Bu sadece imanın gücü, imandan zuhur eden aşkın sözde vücut bulması belki de..

Onun sesi tüm oyunları bozan bir ses

Ömer Karaoğlu’nun sesiyle ilk tanıştığımızda ne hissediyorsak, şimdi de aynı duygularla dinlemeye devam ediyoruz. İçerimizde bir yerler sızlıyor ve çağlıyor hiç durmadan. Al-i İmran Suresinin 103. Ayetinden, “Gün Batıdan Doğmadan” kasetini dinlerken onun vesilesiyle haberdar olmuş ve bir daha hiç unutamamıştık.

Nasıl unutalım. Gür nidasıyla “yok mu diyorum Al-i İmran’da yüz üçüncüyü bilen, yüz üçüncüyü bilen!” diyerek ayeti kalbimize kazımış, bizler için o ayetin ne denli mühim olduğunu hatırlatmıştı. Sonrasında hiç bırakmadık peşini. Okulda, yurtta, gezide, yürüyüşte, eylemlerde ve evimizde… O hep bizimleydi. Konserlerini bile izlesen anlarsın onun ümmetin her ferdini bir araya nasıl toparladığını. Kol kola girersin ya da el ele verirsin ve yüreğinin en derininden ona eşlik edersin. Onu dinlerken zamanın ve mekânın ipinden kurtulur, imanın tadına varıp aşk ile coşarsın.

Eyleme geçmek için dinle!

Dünyanın tadının, tuzunun kaçtığı anlarda, parmağınızı bile kıpırdatmaya takatiniz yok iken, mecalsiz ve sadece bedenen değil ruhen de bitkin bir hal zuhur etmiş iken üzerinizde ve bir o kadar da iş yığını bekler vaziyette iken, sizi bu halet-i ruhiyeden kim çekip çıkartabilir. Bir ses ararsınız ki yankılanıp sizi silkelesin ve kendinize getirsin. Onu dinledikten sonra, “haydi cihada gidiyoruz, geliyor musun?” diye sorsalar, tereddütsüz koşarsın. İmanın tazelenir, inancın kuvvetlenir. Niçin yaşadığını, ne için yaşaman gerektiğini hatırlarsın. Umutlarını diriltir ve dahi O’nun sevgisi ile kuşanırsın. İnsanız ya, düştüğümüz, kenarından geçtiğimiz nice tuzaklardan bir taraflarımız sıyrılabilir. Belki de son anda kendimizi çekip çıkartırız. Çünkü onun söylediği marşlar kalbimizde olanın eylemlere sirayet etmesine yol verir. Hiç değilse cesaretimizi, azmimizi ve heyecanımızı tetikler.

1987’den 2012’ye dinlediklerimizden…

Mekke’de başladı yolculuğumuz, karanlığın ortasında kalmıştık, istiyorduk ki gün batıdan doğmadan kul olduğumuzun farkına varalım. Önümüze çıkan engelleri aşalım. Saf saf olup, toplanırız da her eylem yeniden diriltir bizi ve nehirler düşleriz göl kenarında. Essin rahmet rüzgârı ve biz sadece ama sadece O’nun adı için yaşayalım. Gökyüzü depremleri kuşatsın bizi de sızımız yüreğimizde her daim baki kalsın. Bütün korkulardan azade olalım lakin bizden evvelkilerin bıraktığı izler ışığımız olsun. Karayel tutsun elimizden her dem yeniden, kim bizi ayırmaya çalışırsa hani bir yanımız var ya oyunbozan yanımız, öyle bir meydan okur ki ümmet senfonisi olur çağlara nakş eder adını.

En son onu dinlediğim salonda gözlerimi kapattım ve “Rabim” dedim, “şu an bütün duvarlar yıkılsa ve dünya bu sesi işitse. Hayat durur bir süreliğine belki, merhamet iner kalpsizlerin yüreğine, sevgiyle bakar insanlar birbirine, biraz olsun sükunet ve biraz olsun huzur yayılır aramızda.” Hayali bile güzel, düşlemek bile mutlu ediyor insanı. Rabbim onu koru, ona en güzel nimetlerini bahşet ve onun ömrünü bereketlendir. Hiç yorulmasın ve sesiyle bizi diriltmeye devam etsin. Âmin.

F. Kebire Gündüz Karaaslan üzerinde hakkı olan sesin sahibini yazmaya çalıştı

Güncelleme Tarihi: 09 Ağustos 2019, 12:43
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Osman İbrahimoğlu
Osman İbrahimoğlu - 8 yıl Önce

Siz olmasaydınız kimi dinleyecektik? Nasıl dolduracaktık boşaltılan yüreklerimizi? Nasıl açacaktık köreltilen gözlerimizi? Karaoğlu ve bu yola baş koyan tüm ozanlara,hakkımızı ödeyemeyiz doğrusu! O kadar az kişiler ki,kıymatlerine bilelim,ne olur...

banner19

banner13

banner26