Onu dinleyen neden ritim tutmaz

Ahmet Bozkuş müziğimizi yazmaya devam ediyor. Ömer Karaoğlu'nu Üsküdar'daki konser vesilesi ile yazdı. Öyle güzel yazdı ki...

Onu dinleyen neden ritim tutmaz

Geçtiğimiz ramazan ayında kısmet oldu mukaddes topraklara gitmek. Bu yolculuğa tv çekimleri vesile olmuştu ve biz neredeyse tüm ramazan boyunca çekimlerden fırsat buldukça nefes almaya çalıştık “ilahi atmosferden.”

Önce Medine sonra da Mekke vardı seyahat planımızda. Mukaddes topraklardan ayrılmamıza birkaç gün kala kameraman arkadaşımla birlikte bir umre kafilesine karışıp doyasıya umre yapmaya karar vermiştik. Sağolsunlar bize rehberlik yapan abiler aralarına aldılar bizi. Genç-yaşlı kırka yakın kişiyle birlikte sabah namazından hemen sonra düştük yola. Harem sınırında ihrama girip Mekke’ye yöneldik. Umre’ye gidebilenler bu sahneyi çok sık yaşamışlardır: Otobüste hep birlikte dualar okunur, salavatlar çekilir, amin denilir edilen dualara. Biz de o havayı doyasıya çekiyorduk içimize… Otobüsün mikrofonundan gelen bir sese yöneldi algılarım. İşte bu yazı o sesten yola çıkarak yazılmıştır.

Genç bir tur rehberi olan abimiz gayet güzel bir şekilde yanık sesiyle söylemeye başladı:

“Karanlığın ortasında parlayan bir güneş gibi

İmanın doğduğu şehir; Mekke, Mekke güzel şehir…”

Ömer Karaoğlu

Ömer KaraoğluBir sanatçı neleri hatırlatabilir?

Düşündüm de; ibadet için yola çıkmış bir topluluk, bir “faninin” bestesini hep beraber söylüyor ve baki olan hislere kapılıyordu.

Bir sanatçı bugüne kadar yaptığı bestelerde, ses verdiği şarkılarda* bir kez olsun “romantik” vurgular yapmaz mıydı. Ele ele yürüyen aşıklar, denizi seyreden melankolik insanlar, efkara kapılmış delikanlar için hiçbir anlam ifade etmeyen, akıntıya karşı kürek çekerken söylenebilecek “dertli” şarkılar yapan bir adamdan bahsediyorum. Tahmin edemeyenler ve radyosunu yeni açanlar için ismini vermek istiyorum: Ömer Karaoğlu.

Nasıl bilirim?

Onunla tanışıklığım  çok eskilere dayanır. O zamanlar ben çocuktum kendisi sanatçı. Şimdi ben büyüdüm, kendisi hala sanatçı ve hala benden büyük! Elbette ki tanışıklığımız “platonik” bir durumdu. Kendisinin benden haberi dahi yoktu. Aslında bu ifadem biraz haksızlık olur sanatçıya. Eminim ki sesine kulak veren herkesi “garip bir şekilde” tanıyordur. Tanımasa bu kadar uzun ömürlü olur muydu sesi, soluğu…

Dedim ya ben büyüdüm ve o hala sanatçıydı. Yine bir tv programı** sayesinde yollarımız kesişti ve ben bu kesişmeden büyük keyif aldım. İstanbul’da üniversite okuyan yabancı öğrencilerle yaptığımız programın konuklarından biri Nijeryalı Jibril’di. Ne tür müzikleri sevdiğini, Türkçe şarkı dinleyip dinlemediğini sordum. Aldığım cevap çok albeniliydi. Ömer Karaoğlu’nu biliyordu ve daha da ileri gidip “Şehit Türküsü”nü söyleyebildiğini ifade ediyordu. Bu fırsat kaçmaz dedik ve hemen sanatçıya ulaştık. Nijeryalı bir çocukla Ömer Karaoğlu Şehit Türküsü’nü söyledi ve ben de içimden eşlik ettim bu düete. Görüntüleri mevcuttur biline…

Final bölümü:

23839Ve dün akşam… Üsküdar Belediyesi –kendilerinden Allah razı olsun- Ömer Karaoğlu konseri düzenlemiş, gitmemek olmaz. Ve gittik. Şunu bir kez daha anladım; bu adamı canlı performansla dinlemek ayrı  bir keyif ve büyük nimet.

Dün akşam kalbimde ve zihnimde çakan şimşekler bana Mekke’de düşündüklerimi hatırlattı:  “Bir sanatçı, bir kez bile karavana sallamaz mıydı?”

Her şarkıda ayrı bir coşku ayrı bir ayar var. Resmen “ayar yapıyoruz” kulaklarımızın frekanslarına. Ama öyle “balans ayarı” filan değil bildiğiniz “yirmi dört ayar!” Konserde kendimce notlar çıkardım ve bunları sizlere sunmaktan büyük onur duyuyorum:

Ömer Karaoğlu dinleme klavuzu!

  1. Eğlenceye gidiyormuş gibi çıkılmaz evden büyük hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Mümkünse biraz Necip Fazıl, Mehmet Akif, Osman Sarı okumanız tavsiye edilir.
  2. Her kültürel etkinlikte olduğu gibi buraya da “lütfen çocuk getirmeyiniz!” demek istiyorum ama onlar da mahrum kalmasınlar bu nimetten diyerek merhamete geliyorum.
  3. Sanatçıya; kağıda, peçeteye yazılmış istek uzatmayınız Allah aşkına. Emin olun sizin ne istediğinizi o çok iyi biliyor. Hele hele her şarkıdan sonra “Abi, Şehit tahtındayı söyle!” şeklinde bağırmayınız. Öncelikle o şarkının adı “Şehit Türküsü” olup, sanatçı her konserini onunla noktalamakta ve bu eseri “vacip” olarak ifade etmektedir.
  4. “Bu ses bu adamdan mı çıkıyor!” ritüelini yerine getirenler bilsinler ki “evet, bu ses bu adamdan çıkıyor!”
  5. “Şarkılara neden ritim tutulmuyor, eşlik edilmiyor?” diye düşünmeyin. O esnada, kimisi eski güzel günleri hatırlıyor, kimisi enerji depoluyor, kimisi ağlıyor, kimisi de ritim tutmayı zaten bilmiyordur…
  6. Son olarak: “Lütfen Ömer Karaoğlu albümlerini alalım ama bu aldığımız albümün korsan olmamasına dikkat edelim.”

Ömer Karaoğlu’na da bir çift sözüm var: Abi, aynen devam… Sen iyi şarkılar söyle. Söyle ki “kurtuluş haberi olsun dünyaya!” 

Dipnotlar: 

*Yazarımız “şarkı” kelimesini kasıtlı olarak kullanmıştır. Siz istediğiniz kelimeyi koyabilirsiniz yerine.

** Samanyolu Haber TV –  İstanbul Misafirhanesi 

 

Ahmet Bozkuş dayanamadı, yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2011, 10:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
S.M.
S.M. - 9 yıl Önce

Dinleyen, ritim tutmaz, ıslık çalmaz, zira edibin söylediğini basitleştirir bu..
Vakar sahibidir zira kelam sahibi, dertlidir..
Meseleyi iyi anlayanlardan olup, bu sebeple benzi sarıdır..
Dinleyeni de o sözcüklerin anlam ve vakarına sadık kalmak durumundadır..
Hasılı, dinlemek sorumluluktur..

ayşegül sena kara
ayşegül sena kara - 9 yıl Önce

Ömer Karaoğlu dik ve onurlu duruşun adıdır. Hep bahsettiği "yürek coğrafyamızın" acılarını, direnişini, türkülerini anlatan abimizdir. Onu dinlemek ve şarkılarını anlayıp hissedebilmek ayrıcalıktır.

banner19

banner13

banner26