banner17

Ney üflemek bir heves mi sadece

Ney üflemeye yeni başlayanlar… Bu sanatın incelikleri, Ömer Özçelik ile yaptığımız bu röportajımızda…

Ney üflemek bir heves mi sadece

Çok insan anlayamaz eski mûsikîmizden

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden (Yahya Kemal Beyatlı)Ömer Özçelik

Önemli bir soruna mısralarında yer vermiş Yahya Kemal. Acaba eski mûsikîmizden anlamayan ‘çok insan’ grubuna bizler de dâhil miyiz? Değerlerimizi gerçek manası ile bilmeyen insan topluluğu içinde miyiz? Bunu kendimize dert edindik ve gönlünde bu derde yer veren, eskilere özlemi olan, ney ve kudüm ustası Ömer Özçelik Bey’in kapısını çaldık.

Şimdi benimle, bu meseleyi dert edinen, eski mûsikîmizi anlama adına kafasındaki soru işaretlerine cevap arayanlar varsa aranızda, buyurun beraber bir tavan arası sohbeti yapalım. Gönüllerimizi gülzara daldıralım. Heybemize sorularımızı aldık ve düştük yola. Buyurun bu değişik röportajımıza…

Eminim şu an benim gibi ilk öğrenmek istediğiniz şey, insanın ruhunun derinliklerindeki hallerin nefes izlerini taşıyan neyin hikâyesi.

Ömer Bey, önce odanın soğukluğuna meydan okurcasına yanan sobaya bir odun atıyor ve başlıyor anlatmaya:

Herkesin bir hikâyesi vardır, neyin hikâyesi hakkında da birçok rivayetler var. İlk olarak, neyi üfleyen ilk kişinin Cebrail olduğu söylenir. İkincisi ise, Hz Peygamber’in Hz Ali’ye söylediği sırları, Hz. Ali’nin dayanamayıp kör bir kuyuya anlatması sonucu kuyu taşıp sazlık haline gelmiş. Kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oradan geçen bir çoban bu kamışlardan birini kesip delik açtıktan sonra üflemiş. Çıkan ses insanlara ilahî aşk sırrını anlatır olmuş. İşte neyin hikâyesi, sırrı hakkında anlatılan rivayetler bunlar; fakat gerçek mi değil mi bunu bilemiyoruz tabii ki.

Ney üflemek bir heves mi sadece
Ney üflemek bir heves mi sadece
Ney üflemek bir heves mi sadece
Ney üflemek bir heves mi sadece
Görselleri büyütmek için üzerini tıklayınız

Gerçekten etkileyici bir hikâye değil mi? Ney sesi duyduğumuzda yüreğimize dolan paha biçilmez duygu, ilahî sırrın ilhamı olsa gerek. Bu etkileyici hikâyeden sonra neyin sevdasının ilk kaynağının neresi olduğunu merak etmiyor değiliz.

Neyin sevdası ve kaynağı olan yerler eskilerin medresesi sayılan tekke, türbe ve zaviyelerdir. Bu yerler, onlara diğer ilimlerin yanında fennî ilimlerin de öğretildiği mekânlardır. Eskilerin gönülleri o kadar geniş ki, eee iş doğru kaynaklı olunca, getirdikleri kültür, birikim yanında, buna bir de dinin etkisi ile birçok şeyler neşv ü nema bulmuş. Biz güzel sanatların kaynağını, ecdadın kültürünü besleyen böyle damarlardan aldığını biliyoruz. Bunun maddi bir meta olmasını, aşkının feyzinin azalmasını asla kabul edemeyiz. Bizler onlara yetişemediğimiz için yaşadığımız gibi zannediyoruz. Tekke, türbe ve zaviyeler kapatılınca doğru ve bu işi kemaliyle yapan insanlar boş durmadılar. Yoklukla, açlıkla, güncel hayattan soyutlanarak bunun günümüze kadar ulaşmasını sağladılar, biz de naçizane bunu devam ettirmeye çalışıyoruz

Bu konuşmalarda geçmişe büyük bir özlem kokuyor, kulak verelim, belki hepimizin özlemidir.

Bir yerde okumuştum: ‘O gün aç bir kediye su verirsin de çok güzel ney üflersin.’ yazıyordu. Ney işi gönül işi abim. Okul görmemiş, mürekkep yalamamış bir ninenin evlat acısıyla atıverdiği dörtlükler yüreğinin yangının göstergesi. Osmanlı mekteplerinde on dört yaşındaki çocuklar beste yapabiliyordu. Onlara nasıl bir feyz verildi, ne öğretildi, saatler mi uzundu, günler aylar mı, ben bunu anlayamıyorum. Hal ehli olabilmeyi bilmiyoruz. O maddenin ne işe yaradığını, niçin yapıldığını bilmiyoruz. Layık değiliz, öyle yaşamıyoruz. “Elli sene uğraştık; ama ney karşısında mahçubuz, hakkından gelemedik” diyen üstadlara karşı şimdi biz mahçubuz. Biz onların gönüllerine nasıl ulaşırız? Bilen varsa bunun merhemini söylesin. Nasıl bir miras üzerinde oturduğumuzu bilmiyoruz.

İçi yanıyor Ömer Abi’nin belli, yılların yorgunluğu var üzerinde, yüreğinin yangınlığı söylediklerinden, hatta söyleyemediklerinden anlaşılıyor. Neden peki?

O yangınlığı, insanımızın düştüğü durumu anlatamıyorum. İnsan gönlü çok saf, çok berrak. Gönül verdiği iş için hayat mücadelesi arasında bir hobi olarak ney ile uğraşıyor. Öğrenci, harçlıklarından, otobüs, yemek parasından kısıp ney üflemeye çalışıyor. İnsanların zamanı az; tabiri caizse GDOsuz ürünlere ulaşmak istiyor. Pir aşkıyla Konya’ya gelmiş, ney isteyen bir turistin suistimal edilmesine, altmış altı yaşında bir dedenin ney üflemeye çalışıp yanıma gelince, problemin elindeki neyde olduğunu bilmemesine üzülüyorum. Mûsikî, “âşığın aşkını, fasığın fıskını artıran iki nota arasındaki bağdır” derler; ama aşk nedir, bağ nedir, bunların arkasındaki sırrı anlatmadan ticarî bir meblağ haline gelmesi ne kadar doğru. Olma yolu değil, ölme yolu olan bu el emeği işte ticaret ne kadar olmalı?

Şu an biz de tedirgin olduk doğrusu. Kime gitmeliyiz, hadi gittik diyelim, gittiğimiz insanın doğru insan mı olduğunu nereden anlayacağız? İşi erbabına soralım ondan öğrenelim.

Ney nihayetinde bir kamıştır. Doğru işler yapmak istiyorsak doğru insanlarla çalışmamız gerekir. Konuşmamızın maksadı kendimiz de dâhil tüketicimizi uyarmaktır. O berrak gönüllü insanlarımızın vakti, nefesi, hevesi parayla ölçülemez. İşin daha da acı tarafı, üfleyemeyen insanımız suçu asla neyde aramaz; ama birkaç doğru insanla karşılaşınca bunca çabasının boşa gittiğini anlarız, bir de yanlışları düzeltmek için çaba harcarız. Doğru insanları kendimiz bulmak için seçiciliği yapabilecek seviyeye gelmemiz lazım.Ney üflemek bir heves mi sadece

Rabbim doğru insanlarla karşılaştırsın. Amin. Başta kendimizi düşünerek, (malum biz de yeni üflemeye başladık neyi) neye ilk başlayanların neler yapması gerektiğini sorduk.

Ney nedir, nasıl bir misyonu vardır, bunları öğrenerek işe başlamalısınız. Önce işin ruhunu anlamalısınız, daha sonra kendinize motor gücü olacak bir arkadaş bulmalısınız. Bu iş yalnız başına zordur. Grup olarak başlanması, hem makamın öğrenilmesi hem de motive olunması açısından önemlidir. Daha sonrasında kaliteli bir ney ve iyi bir hocaya ihtiyacınız olacak. Ardından nasıl bir müzik üfleyeceğinize karar vermelisiniz; taverna mı, arabesk mi vs... Alfabeyi öğrendikten sonra ise her müzikten üflemeye çalışmalısınız, repertuarınızda birkaç değişik makam olmalı. Amacımız bir sandık dolusu gazoz kapağı biriktirmek değil, unutmamalı ki bir kırık pırlanta bile kaç sandık gazoz kapağına bedeldir. Emin adımlarla az ve öz işler yapabilmek olmalı hedefimiz.

Umudumuz sizlerde cancağızım…

 

Sümeyye Kavgacı konuştu

Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2010, 16:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
Atilla İpek
Atilla İpek - 8 yıl Önce

"Umudumuz sizlerde cancağızım…"
Ömer abiye ve bu söyleşiyi yapan siz degerli kardeşimize teşekkür ediyorum.
Eyvaallah...

banner8

banner20