Nasheed nedir? En iyi nasheed sanatçıları kimler?

Cihad marşlarından mütevellit son dönemlerde sıkça duyar olduğumuz ve her geçen gün popülerleşen bir müzik türü, bir kavram 'nasheed'. Deniz Baran bu türün ne olduğunu Doğu'dan ve Batı'dan 'nasheed' sanatçılarından örneklerle açıklıyor.

Nasheed nedir? En iyi nasheed sanatçıları kimler?

Ey ümmetim, şafak gözüktü, umulan zaferi bekle
İslam Devleti hakikatın kanıyla yükseliyor,
İslam Devleti dindarların cihadıyla yükseliyor,
Onlar ruhlarını azim ve inançla hakikata sundular,
Bu yüzden Alemlerin Rabbi’nin kurallarının hüküm sürdüğü din tesis edilebilir artık!

Çevirisini okuduğumuzda bir şeyleri bize anımsatıyor sanki bu parça. “Ummat-i qad laha fajrun, Farqu bin nasr al mubeen. Dawlat’ül İslam-i Kamet, bi dine es sadeqeen” diye yukarıdaki parçanın geçtiği nasheedin girişini orijinal diliyle mırıldanırsam herhalde taşlar yerine oturacaktır. Aylardır sıkça duyduğumuz IŞİD’in marşının ta kendisi.

Söz, kılıcın sözüdür,
Yanlışlar düzeltilene kadar.

Bizim mabetlerimiz saygısızlığa maruz kalmayacaktı,
Aslanlar onu çevrelediğinde.
En aşağılık eşkıyalar bize saldırdı,
O hâlde nerede kılıçlar?
Bizim direnişçi olduğumuzu unutmuşlardı;
Aslanlar gibi savunanlarından…
Biziz o atlarıyla ezip geçenler,
İmparatorların tahtlarını.
” (https://www.youtube.com/watch?v=TqDwfhRYOTs )

Bir başka cihad çağrısını tüm coşkusuyla yapan parça. Adı, ilk mısrasıyla müsemma. Peki son aylarda bölgemizde süregelen politik kırılmalardan sonra bir anda yediden yetmişe aşina olmak durumunda kaldığımız bu dizeler ve onlara eşlik eden ezgiler neyin nesi? Bir YouTube aramasında 1 milyon sonuç çıkmakta artık. Ne oldu da birçoklarının, internette popüler olan her şeyi “IŞİD marşı” olarak adlandırdığı bu parçalar hızla hayatımıza girdi? Ya da zaten olan bir şey biçim mi değiştirdi ya da biz mi fark etmiyorduk? Bu soruları daha uzatabiliriz ancak detaya inmeden hepsinin toptan bir cevabını vermek üzere bu yazıyı yazmaya karar verdim. Yukarıdaki dizelerden veya popüler söylem ile “IŞİD marşlarından” mütevellit sıkça duyar olduğumuz ve her geçen gün popülerleşen bir müzik türü, bir kavram olan “nasheed”i masaya yatıracağız. Yatıracağız ki derin bilgisizlikler ve yanlış kanaatler ortadan kalksın.

Nasheedin kavramsal sınırları nedir?

Evvelâ “nasheed”, Türkçe deyişiyle neşide, nedir, ne değildir bunun tanımını yapmamız gerekir (ben yazıda tercihen daha evrensel kullanılan yazılışı ile nasheed yazılışını tercih edeceğim). “Nasheed”in, mana derinliği yüksek bir dil olan Arapça bir kelime olması itibariyle birçok anlamı var. Kavramın muhtevasından kopmamak için etimoloji denizine dalmaksızın sözcüğün kökeninden bahsedip günümüzde bir terim olarak ne ifade ettiğine geçeceğim.

Nasheed evvelâ “ses” ve “ezgi” anlamlarına gelmektedir. Yan anlamlarına göz attığımızda ise “şiir parçası, çocukların okullarda söylediği kısa parçalar, marş ve bir şey talep etmek için sesini yükselten kişinin sesi.” anlamlarına geldiğini görüyoruz. Demek ki müzik sanatına ait bir dal olan nasheedin sözlük anlamında yer alan tüm tanımlar bugünkü terim anlamının içini dolduruyor.

Peki nasheed kelimesini “ezgi” olarak ele alırsak ortaya çok geniş bir kavram çıkıyor ise, bizim bugün terim anlamıyla kastettiğimiz nasheedin kavramsal sınırları nedir? Her türlü ezgi seslendiren nasheed sanatçısı olsa yani münşit sayılsa, nasheed okuyanların sıradan şarkıcılardan bir farkı olmazdı. İşte bu noktada etimolojiye saplanıp kalmadan nasheedin tarihsel sürecine rotayı kırmamız gerekiyor. Arapça kaynaklarda işaret edilen birkaç isim bize kavramın, tarihsel yolculuğunda terimsel olarak kıvamına ulaştığı noktayı yakalatıyor. Bu isimler 70’li yıllarda yaşayan 4 Suriyeli nasheed sanatçısı: Ebu el Cuud, Ebu Ratıb, Ebu Mhaissen ve Ebu Mahmud.

Önemle belirtmek gerekir ki, bu isimler birer nasheed sanatçısı olduğundan ötürü nasheed kavramının bu isimlerle ortaya çıktığını söylemek tutarsızlık olur. Fakat günümüzde bir müzik çeşidi olarak terimselleşen nasheedin somut olarak kavramsal sınırlarını çizmede bu isimlerin ortaya koyduğu prensipler en büyük yol göstericimiz olarak duruyor. O yüzden bu 4 Suriyeli’nin “nasheed”de neler olması gerekir yaklaşımını baz alacağız. Bu noktada da mevzubahis 4 sanatçının 3 açıdan sınırlamalar ortaya koyduğunu görüyoruz:

1. İçerik açısından: Sözlerin anlamı İslami veya İslami meselelere dair bir şey talep eder mahiyette olmalı. (Bu talepkârlık meselesi nasheedin lûgattaki yan anlamında da mevcuttu.) Yani sıradan ezgiler değil, İslami içeriğe sahip parçalar nasheed oluyor. “IŞİD şarkısı” denip geçilemeyecek kadar geniş bir konseptin mevcut olmadığını görelim.

2. Ezgi açısından: Müzikte konservatif melodilerin kullanılması gerekliliği. Konservatifi tam olarak nasıl çevirmem gerekir bu hususta bilemedim. Ancak kavramı zıttından tanımlarsak daha kolay olacak; örneğin disko müziği gibi bir melodi ile nasheed olmaz.

3. Kayıt açısından: Bu hususta kastedilen şey de aslında stüdyo kaydı gibi temiz bir kayıt yapılması. Oldukça şeklî olan bu nokta kavramsal açıdan nasıl bir özellik katıyor ben de tam anlayamadım açıkçası. Ancak kaynakta o döneme değin genelde konser kayıtları öne çıkarken nasheed ile uğraşanların ayrıca temiz kayıt yapması, farklılık yaratan bir durum olsa gerek diye düşündüm.

Velhasıl, nasheed kavramının hem etimolojik hem de tarihsel açıdan incelenmesi ile yüzde yüz sınırlarını belirleyememekle beraber elimize bir tanım geçiyor. Bu tanımın merkezinde yer alan faktör ise, ezginin/ eserin İslami tandanslı olması. Hatta nasheed iptihâl ve dua içeren bir İslami ilim olarak da sunuluyor bazı kaynaklarda. Ayrıca her türlü marşın da nasheed olarak adlandırılabileceğini ve böylece kesişimi olan farklı tanımların nasheed kavramı altında toplanabileceğini de not edelim. Meselâ Arap ülkelerinin marşlarına nasheed de denirmiş, İslami içeriğe sahip olmasa dahi. Bir diğer örnek; cihad şarkıları olarak geçen nasheedlerin bir kısmı ise hem İslami tandanslı ezgi/ şarkı hem de marş olmaları itibariyle iki açıdan da kavrama oturuyor.

Dünyada çok geniş bir yelpazede nasheed üretilebiliyor

Nasheedin tanımına dair bir diğer tartışma ise çok genel bir İslami tartışmaya bağlı olarak varlık gösteriyor. Kimilerine göre İslami bir müzik dalı, bir sanat olan nasheed sadece insan sesiyle ortaya konabilir; zira enstrüman haramdır. Kimisine göre ise böyle bir haramlık ön kabulü olmadığından ötürü, bu faktör kavramsal tanıma girmez. Tabi günümüzde nasheed adı altında uluslararası çapta ortaya konan eserlere baktığımızda bu tartışmaların kimi çevrelerce çoktan pas geçildiğini görebiliriz. Evet, bu hususa dikkat eden çevreler var. Nasheedlerin önemli bir kısmı hâlâ fon müziği olmaksızın sırf erkek sesiyle söyleniyor. Tabi bu pek de kolay bir iş değil, günümüzde hâlâ bu prensiplere riayet etmek isteyenler elektronik nimetlerden faydalanıp bolca ses efekti katarak enstrümansızlıktan doğan boşluğu gayet güzel şekilde kapatıyor. O meşhur “cihad” marşlarının ekseriyeti bu şekilde. Öte yandan bu prensipleri uygulamayan da birçok eser mevcut. De facto olarak “nasheed illa da enstrümansız; sadece insan sesi ve efektlerle olur” gibi bir evrensel tanım mevcut değil yani. Nitekim artık kavram daha çok içerikle tanımlanmakta. Hâliyle dünyanın birçok bölgesinde, çeşitli müzik teknikleri ve enstrümanlarla ve en önemlisi de hip-hoptan, elektronik müzikten arabesk diye tanımladığımız tarza kadar çok geniş bir yelpazede nasheed üretilebiliyor. O yüzden artık 4 Suriyeli meşhur münşitten alıntıladığımız “konservatif müzik olmalı” kriterine dahi yüzde yüz uyulduğu söylenemez.

Nasheeddeki “İslami” içerik tanımı sadece Allah ve Peygamber zikrinden ibaret olmayıp siyasi, sosyal, tarihi ve pastoral her türlü ögeyi içerir. Yani İslami kaygılarla veya perspektifle pekâlâ gündelik hayata dair konulara değinilmesi de nasheed için yeterlidir. O meşhur mücahit grup marşları veya modern hayatın deformasyonundan bahseden şarkıların hepsi birer nasheed olmuş oluyor.

Bu yazıda amacım bol bol nasheed parçalarını/ şarkıcılarını sizlerle paylaşmak, yukarıda tarif ettiğim geniş yelpazeyi gösterebilmek için ne kadar farklı isimlerin ve türlerin aynı kavramın kapsamına girebildiğini sergilemek. Esasında da nasheed tanımına dair dar algıları kırmak. Bu sebeple kendimce yüzlerce eser arasından seçtiğim şarkıcıları ve parçalarını yazının devamında yoğun olarak sizlerle paylaşacağım. Bu isimlerin bir kısmını çok iyi bildiğinize de eminim; hatta şimdiden söyleyeyim, nasheedin kamuoyundaki dar tanımına saplananlar “Aa! Bu da mı nasheed yani?” diyebilir.

Batılı münşidler ve neşideleri

Nasheed, esasında çatı bir kavram. Ben de bir profesyonel olmadığım için bu kadar geniş kapsama sahip bir kavramı nasıl alt kategorilere ayırabileceğimi bilmiyorum. Kimi yorumlara göre kaside kültürünün bir devamı olan nasheedler bana kalırsa artık bu kılıfı çoktan yırtmış durumda. Bu sebeple kendimi pek fena sayılmayacak bir nasheed dinleyicisi olarak gördüğümden kafamda yaptığım bazı ayrımları (popüler akımlara göre) sizlere kategori olarak sunacağım. Tashihe pekâlâ açıktır…

Birinci temel grubu çok kaba bir tabirle “Batılı münşidler” olarak toparlayabilirim. Bu grubun ilham öncülerinden biri Yusuf İslam (Cat Stevens) denebilir. Yusuf İslam’ın kendine özgü bir tarzla İslami müzik konusunda yeni bir sayfa açtığını söylemek abartı olmak. Bugün, o dönemlerden bu yana, Batı ülkelerinde gitgide artan Müslüman nüfus ve üst üste binen jenerasyonlar vesilesiyle Batı kültürü içine angaje olmuş çok daha fazla Müslüman genç olduğu aşikar. Bu nesiller içerisinde İslami kültürüne sanat yoluyla sahip çıkıp hatta İslami değerleri eserlerine taşıyıp bunu angaje olduğu kültürde sırıtmayacak biçimlerde yapmak isteyen birçok sanatçı/ şarkıcı olması da oldukça doğal bir durum. Bu kategorideki nasheedler Batı müziği diye algıladığımız türlerde ortaya çıkıyor, hatta pop müziğe yakın olanları mevcut. Ayrıca birçoğu enstrüman kullanmama gibi prensipleri gözetmiyor, yabancı dil bilmeyen birisi bu parçaları dinlediği zaman birçoğunu herhangi bir pop müzik veya soft rock müzik sanabilir.

Ayrıca bu nasheedlerin günümüzde dünya çapında popüler olduğunu, YouTube vb. sitelerde on milyonlarca tık aldığını ve ciddi video klip prodüksiyonları ile sunulduğunu belirtelim. Batılı İslami STK’lar (ABD’deki ISNA, İngiltere’deki Islamic Relief gibi) bu tip şarkıcıları oldukça öne çıkarıyor, onlara programlarında yer veriyorlar. Nitekim Maher Zain, Sami Yusuf gibi bu kategorideki nasheedlerin en popüler münşidleri olan isimler Türkiye’de de çok meşhur. İşte Yusuf İslam’dan bugüne süren gelişimin son vardığı nokta denebilecek isimler arasından en popüler olanlardan birkaç tanesi aşağıda. Demin adlarını zikrettiğimiz Maher Zain ve Sami Yusuf dışında, Kanadalı Dawud Wharnsby, Britanyalı Tom (Hamza) Robertson (ki şahsen gerçekten beğendiğimi söyleyebilirim), Bangladeş asıllı Kamal Uddin, Güney Afrika asıllı Zain Bikha (Batı müziğine angaje olmanın zirve noktası denebilir Bikha’nın parçaları), Omar Esa ve nasheed grubu olan Labbayk Group gibi birçok ismin bu kategoride isminin zikredilmesi gerekir.

Zain Bikha- Allah Made Everything- https://www.youtube.com/watch?v=klZJcX9YtnQ

Dawud Wharnsby- The Story of Ibrahim (AS) https://www.youtube.com/watch?v=cp-it-HlhEo&list=PL89C808E054B32E40&index=2

Sami Yusuf- Wherever You Are https://www.youtube.com/watch?v=-bx8RE1GAgg&list=RD_ZEc2lX8xlU&index=7

Tom Robertson& Sami Yusuf- What You’ve Become https://www.youtube.com/watch?v=uyHXv_pjjEI

Maher Zain- Forgive Me https://www.youtube.com/watch?v=BBif2s1SS1U&index=40&list=RD_ZEc2lX8xlU

Maher Zain- Worldy Life https://www.youtube.com/watch?v=Gxxdjdd30Zc&index=25&list=RD_ZEc2lX8xlU

Tom Robertson- Ignorant Minds https://www.youtube.com/watch?v=_ZEc2lX8xlU&feature=youtu.be

Amerika çıkışlı bir müzik türü olan hip-hop da nasheedlerin Batı tarzlarına angaje oluşu hususunda ayrıca ele alınabilecek ilginç bir mesele. Aslında ülkemizde de Sagopa Kajmer başta olmak üzere birçok hip-hop şarkıcısının başarıyla İslami içerikli parça üretebildiğine şahit olduğumuzdan ötürü bize çok da garip gelmeyebilir bu durum. Fakat yine de kliplerinde break dance figürlerini görebildiğimiz nasheedler hâlâ tuhaf geliyor. Native Deen, Kamal Saleh, Danimarka çıkışlı grup Outlandish ilk akla gelen isimler arasında ancak daha nicesi mevcut.

Native Deen- Ya Taybah https://www.youtube.com/watch?v=j-n02ucZ-AE

Daha Doğulu münşidler ve neşideleri

İkinci temel grubu yine kaba ve amatör bir tabirle “daha Doğulu münşidler” olarak adlandırayım. Aslında demek istediğim Müslüman coğrafyalarda yetişen veya buralarda mesai harcayan isimlerin, kökenlerinin ait olduğu coğrafyanın ezgileriyle nasheed üretmesi. Daha önce hakkında yazdığım yazı ilgi gören Mısırlı Hamza Namira bu kategorinin en iyi örnekleri arasına girer. İlk temel gruba soktuğumuz Sami Yusuf ve Maher Zain’in de Arap&Türk ezgileriyle harmanladıkları güzel nasheedler mevcut ki bunları aşağıda link olarak sunacağım. Ortadoğu ötesinden örnek vermek gerekirse de Malezyalı Raihan ve Pakistan asıllı Junaid Jamshid’i sayabiliriz.

Yusuf İslam & Sami Özer- Sevdim Seni Mabuduma https://www.youtube.com/watch?v=dBvhdcTbexo

Raihan- Puji Pujan https://www.youtube.com/watch?v=HLU2RNcgeyk

Maher Zain- Radithu Billahi https://www.youtube.com/watch?v=AjzE4Uj7kIM

Maher Zain- Neredesin https://www.youtube.com/watch?v=XSAdgbkPxSQ

Sami Yusuf- Hasbi Rabbi https://www.youtube.com/watch?v=qpYVyEoXEGs&index=32&list=RD_ZEc2lX8xlU

Türkçe bir örnek için… Mesut Kurtis - Aşkınla Yansın Özüm https://www.youtube.com/watch?v=WRBZP4nottE

Hamza Namira- Esmaani https://www.youtube.com/watch?v=38gWv8vozt4

Bu tipte Çeçen marşları, Hizbullah marşları gibi nasheed olarak adlandırılan marşlar görmeniz de mümkün. Bu örneklerin bir sonraki temel grupla içerikleri benzer olsa da asıl farkları enstrüman kullanılmış olması.

Hizbullah marşı- https://www.youtube.com/watch?v=3N9LPqnwogs

İran çıkışlı bir nasheed- https://www.youtube.com/watch?v=fjqX50RXQ7Y

Çeçen marşı- https://www.youtube.com/watch?v=fnWA1BcAGgQ

Nasheedin sadece insan sesi ve efektlerle icra edilebileceği prensibine sadık kalanlar

Üçüncü temel grubumuz ise nasheedin sadece insan sesi ve efektlerle icra edilebileceği prensibine sadık kalan ve enstrüman açığını kapatmak için bolca elektronik efekt kullananlardan müteşekkil. Daha önce bir kâri olarak kendisi hakkında yazsam da dünyaca ünlü bir nasheed sanatçısı olan Mishary Al Afasy, Muhammad al Muqit ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ahmed Bukhatir bu türün öne çıkan isimleri arasında sayılabilir. Bu türün, şu an nasheed deyince kamuoyunun aklına gelen parçaları barındıran tür olduğunu söyleyebiliriz. Ve belli bir radikal duruşun ürünü oldukları için yine temel olarak Ortadoğu’daki isimler arasından ve genelde de global cihad akımları tarafından bu tür ciddi şekilde yaşatılıyor. Son yıllarda bölgede patlama yapan “cihad hareketlerinin” ivmesine paralel olarak da arka plan (background) müziği barındırmayan fakat elektronik dokunuşlar sayesinde oldukça etkili ve ilgi çekici bir tınıya sahip olan bu parçaların sayısı arttı. Nitekim bu türde üretilen nasheedlerin epik ve sloganik bir havaya bürünmesi oldukça kolay ve silahlı İslami hareketlere bir karizma kattığı reddedilemez bir gerçek. Örneğin, Suriye’deki birçok silahlı grubun eğitim videolarının muhteşem prodüksiyonlar ve bu tip nasheedler eşliğinde sunulduğunu basit bir aramayla görebilirsiniz.

Yukarıda belirttiğimiz şekilde nasheed terimini tekrar hayatlarımıza sokan parçalar bu üçüncü temel gruba ait ve bunların popülerliğinin politik gelişmelerle doğrudan ilgili oluşu, bu nasheedlerin bazen bir duruş, bazen bir kimlik, bazen de bir propaganda malzemesi olması sonucunu doğuruyor. Cihad çağrısı yapan nasheedlerin silinip yüklenmesi üzerinden büyük bir siber kapışmaya şahit oluyoruz. Bu tip nasheedlere kimi zaman etkileyici klipler ekleniyor. Bu da –internet çağının katkısıyla- öyle bir fenomen doğruyor ki akademi ve basın dünyası artık bu fenomen üzerine kafa yormaya başladı. Bu yazıma başlamadan önce Euronews’in bu konuda yayımladığı bir araştırma yazısına göz atmıştım mesela. İlgi çekici detaylar içeriyordu.

Bu kategorideki nasheedleri de ilgiyle takip eden biri olarak şu ana kadar dinlediklerim arasından bir seçmeyi aşağıda sunacağım. Tabi not düşeyim, bu tarzdaki tüm nasheedler cihad temalı olmak zorunda değil, sadece genel eğilim bu yönde. Bunun aksi örneklerini de aşağıda göreceksiniz.

Ahi Ente Hurrun (Kardeşim sen özgürsün)- Seyyid Kutub’dan uyarlama nasheed https://www.youtube.com/watch?v=GWbObDLG3C4

Suriye için nasheed- https://www.youtube.com/watch?v=xxWo9UO4B3A

Muhammad Al Muqit- Soldiers of Allah https://www.youtube.com/watch?v=l8GDLy9K2Fk

Muhammad Al Muqit- Where I Find Rest https://www.youtube.com/watch?v=l8GDLy9K2Fk

Ummeti La Tequl Vehen- https://www.youtube.com/watch?v=3mHwBoe1DNg

Ash Shada- https://www.youtube.com/watch?v=-jw0zMzNVKM

BiJihadina- https://www.youtube.com/watch?v=aQN3NWb_bvw

Bir başka çok popüler, cihad temalı nasheed- https://www.youtube.com/watch?v=Zo4G_jt_QLE

Mishary Al Afasy- Khalid bin Velid https://www.youtube.com/watch?v=fzniE7S_IIk

Türkçe bir örnek- https://www.youtube.com/watch?v=u8uVrX4LwT0

Filistin için bir nasheed- https://www.youtube.com/watch?v=KOZ4rqvHrD4

Uzun bir yazı ile de olsa bu aralar sık sık duyduğumuz nasheed kavramını ve yeni yükselen fenomeni örneklerle mercek altına almaya gayret ettim. Yazının uzunluğu inşallah sıkıcılık yerine fayda getirmiştir.

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2018, 10:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
Şeyda Karaoğlu
Şeyda Karaoğlu - 3 yıl Önce

Çok, çok güzel bir yazı olmuş! Allah razı olsun. Dawud Wharnsby ve Labbayk gibi isimleri görmek sevindirdi.Hafif Batılı nasheedler demişken, Kanada'dan Nader Khan, İspanya'dan da Al Firdaus Ensemble eserleri kesinlikle tavsiye edilir.

ebu ismail
ebu ismail - 3 yıl Önce

Bilgilendirici bir yazı olmuş elinize sağlık. Yalnız cihadi neşid denince ilk akla gelen isim belki ebu ali'dir bence. Zaten yazıda onjn neşidlerinden birkaç tane örnek (al qawlu qawlu sawarim, bi cihadina vs) bulunuyor. İsmen de bahsedilse yazı daha kapsayıcı olurdu.

@_mustagfir
@_mustagfir - 3 yıl Önce

Dinlediğimi farkettikleri zaman insanların "Aa sen ışid marşı mı dinliyorsun?" sorularından sıkılıp onlara nasheed diye bir şey olduğunu "ışid marşı" tavsifinin çok basit ve gayriciddi olduğunu söyledim hep. Gerçekten profesyonelce enfes bir yazı olmuş. Şahsım adına sevindirici olan nasheed kavramı üzerine çok az yeni şey öğrenmek. Bukadar malumatım olduğunun farkında değildim. Hem güzel neşidlerin hem de "neşid" farkındalığının artması biz neşidseverlerin en büyük arzusudur. Eline sağlık Katib!

Mavi
Mavi - 2 yıl Önce

Othman al rashidi nin akith al nawasi isimli parcasi mutlaka dinlenmeli cok guzel.ayrica dunyabizim den othman al rashidi le ilgili bir dosya guzel olurdu

Tertullianus
Tertullianus - 2 yıl Önce

Nasheed نشيد in İngilizceye transliterasyonu, Türkçede neşid diyor ve neşid yazıyoruz. Bir yazı yazarken, yazının mefulu olan mefhumu önce öğrenmek gerek. Daha da güzeli neşid yerine "İslami ezgi" kavramını kullanmak. Araplar mesela "neşid vatani" dediklerinde marşlarını kastediyorlar. Yani neşid sadece "İslami özelliği olan" değil "ezgi"nin karşılığı gibi.

banner19