banner17

Mûsikî onun için bir zaruretti!

'Gönülleri ömürlendiren mûsikîşinas' Yusuf Ömürlü için bir vefa programı düzenlendi.

Mûsikî onun için bir zaruretti!

Yusuf Ömürlü, sanat hayatının 60. yılında, İBB Kültür A.Ş.’nin düzenlediği “Yaşayanlara Saygı” programına konuk oldu. “Türk Müziğine Adanmış Bir Ömür” adını taşıyan, açık oturum, mini konser ve sergiden oluşan etkinlik, 12 Haziran Cumartesi günü, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Yusuf Ömürlü'ye vefa programı
(+)

Açık oturumda, Yusuf Ömürlü’nün koro şefliği ve bestekârlığının yanısıra yazdığı ve neşrettiği binlerce nota, yetiştirdiği yüzlerce talebe ile mûsikî geleneğine tahsis edilmiş ömrüne tanık olan dostları Ergun Balcı, Emin Işık ve Özcan Ergiydiren konuşmacı olarak, Mehmet Nuri Yardım ise oturum başkanı olarak hazır bulundu. Mini konserde ise Elif Ömürlü Uyar ve Vasfi Emre Ömürlü sahne alarak babalarının bestelerini icra ettiler.

Mûsikî sizin için bir zarurettir

İlk konuşmacı olan Ergun Balcı, Yusuf Ömürlü’ye Türk mûsikîsine yaptığı üstün katkıdan dolayı duyduğu minneti dile getirdikten sonra Samiha Ayverdi’nin Yolcu Nereye Gidiyorsun? isimli romanında yer alan, Sâmiha Anne vasfıyla iklimine dâhil ettiği sâliklere hitaben yazdığı “Mûsikî, belki herkes için bir tesellî, bir şifâdır; fakat sizin için bir zarûret, muhakkak bir ihtiyaçtır” cümlesini aktardı.

Sinn-i kemâle ermeye bir sene kala isabet eden nüzûl sonrasında, mûsikî Yusuf Ömürlü için yine ömür ve şifa olmuştur. Eşi Ertem Hanım’ın ifadesiyle her zaman şükretmiş, isyan etmemiş ve bu hastalığı, kendisine mûsikî ile meşgul olması için verilen bir hediye olarak kabul etmeyi bilmiştir. Ayrıca azmedip sol elini kullanmayı öğrenmiş, Ali Rıza Şengel ve Abdülkadir Töre’nin tespit ettiği dokuz ciltlik ilâhi külliyatını yeni notalarla yazıp neşrederek, mûsikîyi zaruret derecesinde derk ettiğini bir kez daha ifade etmiştir.

Türk müziğinde çığır açan beşinci sanatkâr oldu

Yusuf Ömürlü ve Ergun Balcı
(+)

Balcı’ya göre, dahî virtüöz Tanburî Cemil Bey, mûsikî tarihimizde saz icracılığı konusunda bir çığır açmış, Münir Nureddin Selçuk ise ses icra geleneğine, klasik hançere ve göğüs sesinden farklı olarak sağlam baskılı “kafa sesi”ni ekleyerek yepyeni bir usul ortaya koymuştur. Mesut Cemil Bey, Münir Bey’in solist olarak yaptığı yeniliği tamamlar nitelikte Türk mûsikîsinde koral müziği uygulayan ilk sanatçıdır. Halk müziği söz konusu olduğunda ise Muzaffer Sarısözen, Yurttan Sesler Topluluğu’nu yetiştirerek toplu halk sazları çalma geleneğinin başlatmıştır.

Bu çığır açan dört sanatçı, Yusuf Ömürlü’nün değerini, Türk mûsikîsindeki ehemmiyetli mevkiini anlatmak içindir. Zira Balcı’ya göre Ömürlü tasavvuf mûsikîsine yeni bir açılım kazandırmıştır: “Tasavvuf mûsikîmizi, koro icraları dinleterek geniş halk kesimlerine kabul ettiren iki sanatkârımız var: İstanbul'da Yusuf Ömürlü, Ankara'da Ahmet Hatipoğlu. Bu misyonu başlatma önceliği az farkla Yusuf Ömürlü’ye ait.”

Yusuf’un Amentüsü

Balcı, Cibali’den Kubbealtı’na Yusuf Ömürlü isimli biyografi kitabında sık sık tekrarladığı “Yusuf’un Mûsikî Amentüsü” olarak adlandırdığı bölümü okudu:

Yusuf Ömürlü, öyle biliyordu, öyle inanıyordu, içine öyle doğuyordu ki; Allah’ın inâyetiyle başlangıcı belli olmayan bir zamanda yüreğiyle perçinlediği büyüklerinin himmetiyle, inançlı gayretiyle mutlaka iyi mûsikînin yanında olacak ve başkalarına da öğretecekti.

Bu ‘iyi mûsikî’ de, sanat ürünü olma özelliğini taşıyan, insan gönlünü yücelten, yeryüzünün çok geniş bir alanında yüzyıllardan beri çalınıp söylenen, aslî özelliklerini kaybetmemiş, milli benliğimizi kavrayan bir mûsikîydi, yani Türk mûsikîsiydi.”

Bir medeniyet mûsikî ile kemâle erer

Yusuf Ömürlü ve Emin Işık
(+)

Nakşibendiyye müntesibi Şeyh Osman Bedreddin Efendi hazretleri, zikir meclisinde, dervişleri cûş u hurûşa getirmek için kaside okutur, def vurdurur, bir rivayete göre ney de üfletirmiş. Bunu öğrenen bir hocaefendi, Şeyh Osman Bedreddin Efendi’ye hitaben “Zikir bir ibadettir; sen bu kadar irfanınla, ilminle, bu ibadetin arasına ne diye fısk u fücur koyarsın?” diye şikayetlerini dile getirdiği bir mektup kaleme almış. Şeyh Efendi cevaben;  “Vallahi, buradaki dervişlerin daha büyük bir aşkla ve şevkle Allah diyeceklerini bilsem değil def çaldırmak, davul bile vurdururum” demiş.

Bu rivayeti aktaran Emin Işık mûsikî hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etti: “Mûsikî sadece ruhun gıdası değil, milletin ruhunun dile gelmiş halidir. Mûsikî sanatların ilkidir. Medeniyet, yerleşik düzene geçmekle başlar, mûsikîyle biter; bir medeniyet mûsikî ile kemâle erer. Ve mûsikî ile yıpranmaya başlar. Eğer bir medeniyetin mûsikîsi bozuluyorsa her şeyi bozuluyor demektir. Siz bu kültürün akıncılarısınız.” Emin Işık, bu sözlerinin ardından; “Mûsikî ile iştigal edenlere Allah en büyük ibadet hizmeti versin. Gece gündüz alnı secdeden kaldırmayan o velilere ne sevap ihsan edecekse, o saz çalanlara da Allah’tan aynı sevabı diliyorum” duasıyla konuşmasını tamamladı.

Yusuf Ömürlü
(+)

Mûsikî ile perçinlenen elli yıllık dostluk

“Çok insan anlayamaz eski mûsıkîmizden/ Ve ondan anlamıyan bir şey anlamaz bizden./ Açar altın bir anahtarla rûh ufuklarını,/ Hemen yayılmaya başlar sadâ ve nûr akını.” (Eski Mûsikî şiirinden) Mûsikîyi altın anahtar addeden Yahya Kemal’in şiirinden hareketle, tek bir klasik eserin bile insanın ufkunu açacağını, düşünce tarzını değiştireceğine inanan Ergiydiren, Yusuf Ömürlü’yle sürdürdüğü, mûsikî ile perçinlenen elli yıllık dostluğuna dair birkaç hatırasını anlattı.

Yusuf Ömürlü’yle Güzel Sanatlar Akademisi’nde tanışmış, Sâmiha Anne’nin meclislerinde arkadaşlığını koyultmuş, Ömürlü’ye talebe bile olmuştu: “Fatih’te iki katlı apartmanın bir odasında kalıyordum. Yusuf orada bize makam, usul, mûsikî öğretmeye başladı. Siyah tahta yapıldı, tebeşir alındı. Fotokopi yok o zamanlar, ozalit kopyalar getirildi. Derken bize ilk eseri meşk etti: “Derik Saçın Örmezler.” Sonra Dede Efendiler, Itriler takip etti. Hiçbirimiz müzisyen olmadık ama Türk mûsikîsinin tadını aldık. Büyük bir sanat olduğunu, derin olduğunu hissettik.”

Ergiydiren, Ömürlü ile beraber Sadeddin Heper’den mevlevi ayinlerini meşk ettiklerini aktardı. Ömürlü ayinhan, Ergiydiren ise semazen olarak Konya’daki ayin-i şerîflere iştirak etmiş, Hacı Bayram Veli için anma gecesi tertib edip, ilahî bestelemişler.

Talebelerini meşk usulüyle terbiye etti

“Ömr” kökü ile ‘ömürlendirme’, ‘ömrü uzatma’ anlamına gelen “tâ’mir etme” arasındaki alakayı ifade ettikten sonra Tuğrul İnançer şöyle der: “Mimar” Yusuf, “Fenn-i Şerîf-i Mûsikî” ile nice gönülleri ömürlendirdi. Tabir-i diğerle o fem-i muhsin, talebelerini meşk usulüyle terbiye etti. Onların gönüllerine mûsikîyi nakşetti, okudu, üfledi. Hakikatte, Yusuf Ömürlü’nün aslî mesleği mimarlıktır. Lakin kaderin cilvesi onu mûsikî hocalığına evirmiştir. Üsküdar Mûsikî Cemiyeti’nde Emin Ongan’ın yanında başlayan hocalık vazifesi, 1971’de Münir Nurettin Selçuk, Kemal Batanay ve Cahit Gözkân ile beraber başlattığı Kubbealtı Cemiyeti’nde devam etmiştir.”

Yusuf Hoca’dan hâtime:

Yusuf Hoca, bu etkinlikten duyduğu hoşnutluğu dile getirmek için Fuzulî’nin “Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir/ Ben kimem sâki olan kimdir mey-i sahbâ nedir.” beyitini okudu. Daha sonra, bu aleme gelen kulun, yaradanına sadece lafzî değil aynı zamanda tatbikî olması gereken bir şükür borçlu olduğunu beyan edip; “Ben de Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı adı altında bu şükrümü eda ediyorum. Başka hiçbir şey söylenmez" diyerek sözlerini sona erdirdi.

Sâmiha Ayverdi’nin deyişiyle hizmet, Allah’ın kula tebessümüdür.  Cenâb-ı Hakk’ın mûsikî, özellikle de ilâhî hâdimliği gibi büyük bir vazife tahsin ettiği Yusuf Hocama medyûn u şükranım.

Yusuf Ömürlü'ye vefa programı

Suleyha Şişman hocasına hürmetlerini sundu

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2010, 00:04
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20