banner17

İç açıcı bir müzik camiası yok!

Arkadaşımız Nurcan Kara müzik yorumcusu ve besteci Ziya Uğur'la, albümlerinden yola çıkarak bir söyleşi gerçekleştirdi..

İç açıcı bir müzik camiası yok!

 

Ziya Uğur kimdir desem neler söylemek istersiniz?

Yaklaşık çeyrek asırdır sürgünde... Kiminin cenneti, kiminin de zindanı olan dünyada "O" çilesini çekiyor. Korku ve ümit arasında, vuslat arzusuyla sonsuza doğru yürüyor…

Yeniden Düşelim Yollara, Ziya Uğur"Sonsuza Doğru" albümünüzle sevenlerinizin karşısına çıktınız. Nasıl bir albüm oldu bu? İçeriğinden kısaca bahseder misiniz?

İlk albümü, içinde bulunduğum şartlara göre başarılı buluyorum. Maalesef öyle büyük bütçelerle, büyük ekiplerle, devâsa prodüksiyonlarla değil mütevazı şartlarda daha çok kendi emeğimizi, gönlümüzü, özverimizi ortaya koyarak bu albümü yaptık. İç açıcı bir müzik camiası bulamadık ne yazık ki; can çekişen bir ortam içinde, hassasiyetlerin günden güne azaldığı bir dönemde güzel bir iş yapmanın kaygısını, sancısını çektik.

Neticede “Sonsuza Doğru” ile yüce Mevlâ ben fakîre de söz söyleme imkânı sundu. Albümde  -bilinçli bir şekilde- tasavvufî öğeleri hâkim kılarak ve kendi imbiğimden geçirerek yeni bir dille sunma gayreti içerisinde oldum. Gelenekten beslenerek geleceğe seslenmeye çalıştım. 

Neden tasavvufî müziği seçtiniz? Ayrıca albüm bilindik tasavvuf albümlerinden farklı olarak aranje mantığıyla ve yine farklı bir alt yapıyla hazırlanmış. Neden?

Geçmişten günümüze tekkelerde icra edilerek gelen ciddi bir tasavvufî müzik kültürümüz var. Halen de icra edilmeye devam ediliyor. Edilmesi temennimizdir de. Bunu bir kenara koyduk. Peki, bu büyük kültürün günümüze yansıması nasıl olurdu acaba? Ben bu sorudan yola çıkarak böyle bir yol tutturdum.

Tabii zihinlerde tasavvufî müzik deyince belli bir kalıp geliyor. Ama benim bir tespitim var. Tasavvufun özüne uyan her müzik tasavvufî müzik olabilir. Şekil ve form olarak uymasa da. Şimdi bu yaklaşımla, bir kahramanlık türküsü de, bizim gazâ anlayışımıza göre düşünürsek, bence tasavvufî müzik olabilir; zulme karşı mazlumun yanında duran, doğruluğu metheden, israfa karşı bir tavır takınan, toplumdaki aymazlıklara vurgu yapan –örnekleri çoğaltabiliriz-  bir müzik de niyete göre tasavvufî müzik olabilir. Tasavvuf bütün hayatımızı kapsıyor.

Burada en önemli olan şey ölçüyü kaçırmamak. Bir de, dünya baş döndürücü bir hızla gelişiyor. İnsanların algıları bundan 300-500 sene öncesi gibi değil. Buna binaen kültürümüzü bir taraftan muhafaza ederek, diğer taraftan da bu büyük deryaya taze kaynaklar eklemenin kaygısını çekmek lazım.

Ziya UğurHerhangi bir enstrüman çalıyor musunuz? Yoksa çalmak istediğiniz, ilgi duyduğunuz bir enstrüman var mı?

Biraz piyano, biraz da gitar çalıyorum. Ama şunu belirtmeliyim ki bir enstrümanı iyi bir derecede çalabilmek için çok ciddi bir emek sarf etmeniz gerekiyor. Ayrıca bir ustadan ‘el almak’ bu zamanı çok daha kısaltabiliyor. Benim herhangi bir eğitim alma imkânım olmadı maalesef. Bir gün bilgisayarın klavyesinden –bir program aracılığıyla- kendi kendime piyano çalabildiğimi öğrendim. Sonra bu işin üzerine eğildiğimde, kendimi bilgisayar programlarının içinde buldum.

Bilgisayar üzerinden yapılanlar ya da yapılabilecekler aklımı başımdan almıştı doğrusu. Daha yeni yeni normale döndüm diyebilirim. Bu programların içerisindeki o sanal dünyada zaman nasıl geçiyor, hayat nasıl akıyor, fark edemiyorsunuz. Artık bilinçli bir şekilde biraz daha uzaktan takip ediyorum, zamanı daha temkinli kullanmaya çalışıyorum. Çünkü hayat gerçekten çok kısa ve yapmamız gereken daha çok iş var. Tabii Rabb’imiz ömür verir ve nasip ederse.

Bu albümü çıkarma serüveni nasıl başladı?

Onu hiç sormayın. Bu, çok küçük yaşlarda idealist insanların, ortamların içerisinde olmamdan ve bir şeyler yapma sancısı çektiğimden dolayı ortaya çıktı. Önce kendi kabiliyetime ve kapasiteme göre bir yol belirledim. Kısa ve orta vadede planlar yaparak, adım adım ilerleyerek “Sonsuza Doğru” albümünü tamamladık ve Cenab-ı Allah’ın lütfuyla hedeflediğimiz zamanda albümü dinleyicilerin beğenisine sunduk.

“Sonsuza Doğru”dan sonra bir albüm daha çıkardınız? Peki bu albümün içeriği nedir?

Evet. Yeni albümümüz “Yeniden Düşelim Yollara” üzerinde yaklaşık altı-yedi aydır fiilen çalışmaktaydık ve onu da müzikseverlerin beğenisine sunduk. Bu albümde gerek eserlerin niteliği ve çeşitliliği, gerekse aranje tercihiyle güzel bir hava yakaladığımızı düşünüyorum. Albümde benim beste ve güftelerimin yanı sıra usta şairler Abdurrahim Karakoç, Bahaettin Karakoç, M. Necati Bursalı ve Hüdâi Hz.’lerinin güfteleri, müziğimizin önemli isimlerinden Selçuk Küpçük ve Hakan Bayraktar’ın besteleri yer alıyor. Ayrıca Hasan Sağındık Ağabey de şiir yorumlayarak albüme renk kattı

Demo - Yeniden Düşelim Yollara

Türkiye’de ve dünyada beğendiğiniz sanatçılar var mı? Kimler?

Eskisi gibi çok takip edemiyorum ama popülerlik kaygısı olmadan iyi müzik yapan her ismi ve her grubu dinliyorum.

Zamanda yolculuk yapılabilse hangi zamana gitmek isterdiniz, diye bir soru da sorsak?

Buna Ziya Uğur’un ve sanırım bütün Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetinin vereceği cevap farklı değildir. Tabii ki Asr-ı Saadet devrinde efendimizin yanında, onun yolunda, onun kalbinin attığı o gül çağında sahabe-i kiram efendilerimizin Ebubekir’lerin, Ömer’lerin, Osman’ların, Ali’lerin safında olmak isterdim. Bu aşkın tarifi yok. Cenab-ı Mevlâ bekâ âleminde bizi onlardan ayırmaya.

Çoğu sanatçı, "Albüm kapı aralamak, konser birebir paylaşmaktır " diyor. Siz konsere çıktığınız zaman ne hissediyorsunuz?

Sorumluluk... Bütün gözlerin üzerimde olduğu o anda ben şahsen büyük bir sorumluluk hissediyorum. Yanlış bir söz söylemekten ve onun esiri olmaktan çok korkuyorum. Paylaşım hadisesi ise kişiye ve topluluğa göre değişmekte açıkçası. Bazen, zaman ve zemin bir araya geldiğinde o havayı yakalamak mümkün olabiliyor.

Yalnız bizi her zaman sahnede göremeyenler için bir tavsiyem var. Biraz iddialı olacak ama benim eserlerim öyle ayaküstü ‘fast-food’ tarzı tüketilecek eserler değil. Bu eserler dingin bir kalple dünya telâşesinden uzak, tefekkür halinde anlaşılabilecek eserler. Cevizi yiyebilmek için önce kabuğunu kırma zahmetinde bulunmak gerek. Meraklısına…

Peki, bu müzik türünün kişiliğiniz üzerinde etkisi oldu mu?

Oluyordur herhalde. Böyle stüdyoda çalışırken popçu genç bir müzisyen geldi. Biz de o sırada yeni albümden “Sen benim her şeyimsin”i dinliyoruz. Bu arada tanışma faslı, sohbet derken şöyle bir yorumda bulundu: “Simanız, kişiliğiniz ve yaptığınız eserlerle muhteşem bir şekilde örtüşüyor.” Hep söylerler –çok hoşuma gider bu söz-: “Her küp içindekini akıtır.” Bu söz, sanatla sanatkârın arasındaki bağı çok güzel bir şekilde özetliyor ve başka bir söze hacet kalmıyor.

Sizce gençler neden tasavvufla ilgilenip, onunla içli-dışlı olmalıdır?

Çünkü tasavvuf, insan-ı kâmil olmanın-kemâlata ermenin sistematik biçimidir. Arkadaşlar bu işler böyle kolay işler değil. İnsanoğlu çok zayıf bir varlık. Nefis bir lahza boş bırakmaya gelmiyor, şeytan her an tetikte. Bütün bunlarla mücadele edebilmek için insanın güçlü bir iradeye sahip olması gerekiyor. Bunun için de “nefis terbiyesi” gibi menzili uzun, zahmetli bir yoldan geçmek şart. Eğer Rıza-i İlâhi’ye varmak istiyorsak, yarı yolda kalmak istemiyorsak bir bilenden bir şeyler öğrensek hiç fena olmaz.

Ziya Uğur

Bundan 10 sene sonraki hayatınızda bugünden farklı neler olacak? Ya da neler olmasını isterdiniz?

Şayet Mevlâ ömür verir de on yıl sonrasını görmek nasip olursa, pişman olmayacağım bir konumda olmak isterim. Çünkü zaman geri alınamayan çok kıymetli bir nesne. Bakınız Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: ”Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalanmadan önce sıhhatini, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve ölümünden önce hayatını.” Efendimiz (s.a.v.) böyle buyuruyor, zamanın kıymetini bilmemizi emrediyor.

Şimdi insanlar yıllarca bir konu üzerinde ihtisaslaşmaya çalışıyorlar; çalışıyorlar da ancak yaş kırka, elliye geldiğinde birazcık bu konularda bir şeyler söyleyecek seviyeye geliyorlar. Ben bundan on yıl sonra istikametimin doğru olmasını ve menzilimde büyük mesafeler kat etmeyi yüce Mevlâ’dan niyâz ediyorum.

 

 

 

Nurcan Kara konuştu

Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2010, 21:34
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ağah
Ağah - 9 yıl Önce

Çok mutlu oldum. Ziya Uğur'la böyle harika bir sitenin röportaj yapmasına. Emeği geçenlerin ellerine sağlık...

adeM tuzcU
adeM tuzcU - 9 yıl Önce

Sevgili kardeşim Ziya Uğur ile böylesine sıcak bir söyleşi yaptığınız için sizi tebrik ediyorum Nurcan Kara hanımefendi.Piyasanın bu kadar kirletilmiş olduğu bir dönemde hem bir müzisyen,hem de bir prodüktör olarak Ziya Uğur kardeşimi tavizsiz ve kaliteden ödün vermeyen bu çalışmalarından dolayı kutluyorum.Aranje mantığında ki modern uslupla tasavvuf müziğine yenibir ses ve yenibir uslüp getirdiğine inandığım bu değerli çalışmaların kıymetinin bilinmesi en büyük temennim.

banner8

banner19

banner20