Hem Mektepli Hem Alaylı Bir Sanatçı: İsmail Altunsaray

Anadolu abdallarının-ustaların diyarı Kırşehir’de doğup büyümüş bir sanatçı olan İsmail Altunsaray, Kalan Müzik’ten 'Derkenar' isimli bir albümle dinleyicilerine bir merhaba daha sundu. Orhan Gazi Gökçe albüm hakkında yazdı.

Hem Mektepli Hem Alaylı Bir Sanatçı: İsmail Altunsaray

Türk müziğinin en güçlü damarlarından olan halk müziğinin, şifahi kültürün zayıflaması ile birlikte dilden dile, gönülden gönüle aktarımı artık çok mümkün değil. Bir hafıza kaybına da işaret eden bu durum aslında büyük bir tehlikeye işaret ediyor. Ezberimizde kaç ninni, kaç türkü kaldı? Arama motoruna sormadan kaç tane şiiri tam olarak okuyabiliriz? Bu önemli sorular şimdilik teknolojinin sağladığı bazı kolaylıklar sebebiyle bir önem arz etmiyor ancak teknolojinin nankörlüğü meselesi bundan sonraki süreçte tartışılması gerekecek diye düşünüyorum. Neden mi? En basitinden evinizdeki kasetleri dinleyebiliyor musunuz? Ya da disketleri okuyabiliyor musunuz?

Bu sorularla birlikte aslında sizi yeni bir albümden haberdar etmek istiyorum. Anadolu abdallarının-ustaların diyarı Kırşehir’de doğup büyümüş bir sanatçı İsmail Altunsaray, Kalan Müzik’ten “Derkenar” isimli bir albümle dinleyicilerine bir merhaba daha sundu.

Altunsaray, Abdal aşiretine mensup olmamasına rağmen Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve Çekiç Ali gibi efsanelerden feyz alarak sanatını, bağlama ve vokal icrasını ve tavrını geliştirmiş, bunlarla konservatuarda aldığı nazari bilgileri harmanlayarak hem alaylı hem mektepli nadir sanatçılar arasına girmiştir. Sesi, tavrı ve kişiliği ile Neşet Ertaş ekolünün yeni kuşak içindeki onlarca temsilcisi arasında bir adım öne çıkmıştır.

Orta Anadolu’nun bozlaklarını, kırık havalarını özgün bir şekilde yorumluyor

2011 yılında yine Kalan Müzik’ten çıkardığı “İncidir” isimli albümü ve çeşitli TV programları ve konserlerle isminden söz ettiren İsmail Altunsaray, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümünde 2009-2011 yılları arasında “THM Repertuarı Öğretim Görevlisi” olarak görev yapmış ve birçok uluslararası saygın müzik organizasyonlarında önemli görevler almıştır. Örneğin, 22 Nisan 2009 tarihinde Avrupa’nın en prestijli konser salonlarından Berliner Philharmoniker Chamber Music Hall’da, “Bozlak ve Flamenko” sentezinin başarıyla gerçekleştiği bir konsere imza attı. “Alla Turca: Orient and Occident Meet for a Cultural Dialogue of Instruments and Voices” başlıklı konserde, kendisine kopuz ve perdesiz gitarda Erkan Oğur ile İspanyolların dünyaca tanınmış Flamenko gitaristi Paco Pena ve geleneksel anlamda dünyaca tanınmış vokallerinden biri olan Miguel Ortega eşlik etmiştir.

Orta Anadolu’nun bozlaklarını, kırık havalarını Muharrem Ertaş’tan, Çekiç Ali’den ve tabi ki Neşet Ertaş’tan tevarüs ettiği tavır ile özgün bir şekilde yorumlayıp dinleyicilere bu kültürün devam etmesi adına umut veren Altunsaray, son albümünde de bekleneceği gibi ağırlıklı olarak Orta Anadolu türkülerine yer veriyor. Albümde, “Senin Yüzünden”, “Sen Benimsin Ben Seninim”, “Gülüşün Gülden Güzel”, “Suda Balık Oynuyor” gibi bilinen eserlerle birlikte toplamda on eser bulunuyor.

Albümde müzik türleri arasındaki geçişkenlik gibi bir yere kadar kabul edilebilir bir sebeple mi yoksa türküleri “modernize” etme gibi yanlış bir yönelim düşüncesi ile mi kesin bir yorum getiremeyeceğim bir tavır değişikliği kulağıma değse de, bir röportajında türkülerin yozlaşması bahsine ilişkin “Yüzyıllardır ‘hakikât elçileri’ ustalarımız tarafından dilden dile aktarılmış ve gönülden gönüle köprüler kurmuş ve bugünlere taşınmış türkülerimize yapılan pervasız girişimleri Anadolu halk kültürüne yapılmış bir ihanet olarak görüyorum” ifadelerini kullanan Altunsaray’ın, kendi çizgisinde  samimi ve nitelikli işlere devam edeceğinden umutluyum.

Orhan Gazi Gökçe  

Yayın Tarihi: 16 Mayıs 2016 Pazartesi 13:43 Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2019, 23:14
YORUM EKLE

banner19

banner36