banner17

Hangi bahçenin gülüsün Hüseyin!

Osmanlı'nın son mersiyehanı vefatının 35. yılı münasebetiyle geçen hafta Fatih'te yâd edildi..

Hangi bahçenin gülüsün Hüseyin!

Osmanlı'nın son mersiyehanı ünvanının sahibi merhum Hüseyin Sebilci, vefatının 35. yılı münasebetiyle Fatih Ali Emirî Kültür Merkezi'nde yâd edildi.  

Hüseyin Sebilci Anma
(+)

Murat Özer'in düzenlediği anma gününde Celal Yılmaz, Doç. Dr. Emin Işık ve Memduh Cumhur, merhum Sebilci ile ilgili hatıralarını paylaştılar. Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç ise uzmanlık alanları arasında yer alan tarîk-i Uşşâkiyye ile Osmanlı'nın son mersiyehanının alakasına dikkat çeken değerli bilgiler arz etti. Söyleşileri müteakip Ender Doğan'ın solistliğinde mutribânın dinletisi gerçekleşti.  
  
İlerleyen saatlerde hediye kabilinden birkaç sürprizle karşılaştık. Evvela Serzâkir Sebilci'nin kayıtlarını dinleme şerefine erdik; kapanışa doğru ise Celal Yılmaz Hoca'nın, Sebilci'nin banttan gelen sesine iştirak ederek gerçekleştirdiği düeti. Güftesi Şemseddin Sivasî hazretlerine atfedilen "Teşne lebler bu gece kân il galtân oldu" mısraıyla başlayan bu mersiye salondakileri hüzne gark etti.

Hamdülillah pür safâyız Halvetî Uşşâkîyiz  

Ahmet Gül'ün 1999'da hazırladığı "Hüseyin Sebilci'nin Hayatı ve Dînî Besteleri" başlıklı yayınlanmamış yüksek lisans tezinde belirtildiği üzere, Hüseyin Sebilci 1894 yılında İstanbul'da, Çarşamba semtindeki Çukurbostan'da dünyaya gelmiştir. Annesi Âmine Hanım, babası ise İhsan Bey'dir. Kasımpaşa'daki Uşşâkî dergâhı şeyhi Sadettin Efendi'nin torunudur.  
  
Mahmut Erol Kılıç'ın ifadesiyle, eskiden insanlara ‘hangi bahçenin gülüsün’ diye sorulurmuş. Çünkü eskiden insanlar, bahçe vazifesi gören tekkelerde, hudâyinâbit olsa da, bir bahçıvanın elinden sulanarak yetişirlermiş. Mûsikî sahasında ustalığının yanı sıra edeb abidesi olarak tanınan Sebilci de bu meclislerde terbiye görmüş, ilk tâlimini Kasımpaşa'daki Âsitâne-yi Uşşâkiyye'nin son postnişîni olan amcası Burdurlu Mustafa Sâfi Efendi'den almıştır.  
  
Sebilci'nin, elinde mazharıyla bir yandan usûl vurarak seslendirdiği, Uşşâkiyye’ye intisâbını dile getirip meşrebini ele veren, güftesi Şeyh Ahmed Hüsâmî Efendi'ye ait uşşak makamındaki ilahisini, anma gününü düzenleyenlerin bir başka armağanı olarak dinledik.

Vâsıl-ı feyz-i Hudâyız Halvetî Uşşâkîyiz  
Hâk-i pây-i Mustafâyız Halvetî Uşşâkîyiz  
Çâr-i yâr-i bâ-safâya kul ü kurbân olmuşuz  
Bende-i âl-i âbâyız Halvetî Uşşâkîyiz  
"

Hüseyin Sebilci Anma

Bir zâkirbaşına verilen icazet   

Anma gününde Mahmut Erol Kılıç da hediyesini, tercüme ettiği, Sultan-ı Zâkirân Yaşar Baba'nın zâkirbaşılık icazetinden bazı bölümleri okuyarak sundu. İcazetnamenin aslı Arapça olup vakt-i zamanında -bundan yedi sekiz sene evvel imiş- İstanbul dergisinde tercümesi ile beraber yayınlanmış.  
  
"Seven kimselerin şevkini ziyadeleştiren, ahenkli sesler ve nağmeler ile akıl sahiplerinin kulaklarını zevklendiren ve bu meydanın bülbüllerinin terennümleri ile de âşıkların kalplerini nurlandıran Allah'a hamd olsun" duasıyla başlayan icazetname, "Salât ve selam Muhammedü'n-nebî, el-ümmî, el-Hâşimî, el-Kureyşî, el-Mekkî, el-Medenî Efendimiz ve onun faziletli âlinin, evlâdının ve pak ehl-i beytinin üzerine olsun. Bu şerefli icazette lisanımdan dökülenler, Rabb-ı ibâdın envâ-ı zikirlerinden uygun olanlarını hâfi, kuûdî, cehrî, kıyâmî, devrânî, beyyûmî ve diğer zikir ve tevhid icrâsında inşâd etmesi için veled-i kalbim, salih genç, muvaffak, faydalı, mâruf evladımız Hacı Şerefeddin er-Rıfâiyye -Allah sesini korusun, ehl-i beyte olan muhabbetini ziyade etsin- sesler ve nağmeler üzerinde ustalaşıp mûsikî ahkâmı ile usullerini tamamladığında zâkirlerin reisi yapmak icazetidir. Allah onu hilecilerin oyunlarından korusun" diye nihâyete erer.  

Hüseyin Sebilci Anma

Zâkirbaşı kimdir?

Mahmut Erol Kılıç, İbn Arabî'nin görüşlerini, “devrî olarak seyrüsülûkta ilerleyen derviş, bazı seslere ihtiyaç duyar ki tevacüde (vecd haline) girsin” diyerek ifade ettikten sonra zâkirbaşılık vazifesini açıklar. "Sufi kaldıran" ismiyle de anılan zâkirbaşı, zikri yönetirken perde kaldırmanın yanısıra dervişânı da cûş u hurûşa getirir.  
  
Serzâkir Hüseyin Sebilci, amcası Sâfi Efendi'nin himayesinde önemli mûsikîşinaslar arasında yer almış, Bahariye Mevlevîhanesi kudümzenbaşısı Şevki Bey'den, amcası İzzet Efendi'den, Kasımpaşa'daki zâkirbaşı Şeyh Cemal Efendi'den dinî mûsikî eğitimi almıştır. Tekke mûsikîsi icrâ geleneğinin günümüze kadar ulaşmasında büyük hizmetleri bulunan Sebilci, başta Tophane Kadirîhanesi, Kasımpaşa Aynî Ali Baba Tekkesi, Karagümrük Cerrahî Âsitânesi olmak üzere bir çok dergahta zâkirlik vazifesinde bulunmuştur.  
  
Beş yıl boyunca askerlik vazifesini, dervişlerden müteşekkil bulunan Mücâhîdîn-i Mevlevî alayına katılarak ifa eden Sebilci'nin, anma gününün afişinde de yer alan, Mevlevî sikkeli fotoğrafı Şam'da askerken çekilmiştir.  

"Sebilci" Hüseyin Sebilci  

İstanbul'un kadîm geleneklerinden biri de, sebilcilerin, omuzlarında taşıdıkları kırbadan zenginlerin hayır hasenâtı olarak dağıttıkları suları, okudukları irticâlî besteler eşliğinde ikram etmeleridir. Hüseyin Efendi'ye Sebilci ünvanı bu meslekten dolayı Hafız Kemal tarafından verilir. Celal Yılmaz'ın Hafız Kemal’den aktardığına göre Hüseyin Sebilci ve ağabeyi Mazhar, küçükken Muharrem ayında sebilcilik yapar, biri "Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya" beytini okuduktan sonra, diğeri müteakip "Cibril varıp haber ver Sultân-ı Enbiyâ’ya" beytinden devam ederek sırayla su ile beraber seslerinin güzelliğini de takdim ederlermiş. Hatta atlı tramvaylar dahi bu nağmelerin letafetinden nasiplenmek için derhal durdurulurmuş. Sebilci ünvanını mahfuz tutan Hüseyin Sebilci, soyadı kanunundan sonra Okurlar soyadını alır.  Hüseyin Sebilci

Okunan ilahiler zamanın ruhuna uygun olarak seçilirdi   

Osmanlı mûsikî geleneğinde, okunan ilahiler zamanın ruhuna göre seçilir; mesela Cemâziyelevvel ve Cemâziyelâhir’de tevbe ve istiğfar ile alakalı, üç aylarda Ramazan-ı Şerif ile ilgili, Zilhicce’de kurban ve hac konulu ilahiler, Rebîyülevvel ve Rebîyülâhir’de nât-ı nebevîler tercih edilirdi. Muharrem ilahileri ve mersiyeler ise kalb-i Muhammedî rencide olmasın düşüncesiyle matem ayları olan Muharrem ve Safer’e mahsus kılınmıştı. Mersiyehanlığı ile meşhur Sebilci, Muharrem ayı gelince akla gelen ilk isim olmuş, okuduğu vakâ-i ciğersûz mersiyeleri ile ehl-i beyt ve şühedâ-yı Kerbela âşıklarının yüreklerini yakmıştır.

Kişiye göre ilahiyi okuyuş tarzı da değişirdi

1954 senesinde, hafızlık talebesiyken Sebilci ile tanışıp vefatına kadar Sebilci'nin yanından ayrılmayan Celal Yılmaz Hoca, şahit olduğu bir olayı anlatır: "Bir gün merhum Kasımpaşa'da bir mescidde o zaman ilk defa duyduğum, "Aktı masum kanı Kerbelâ yazısına / Çekildi oklar peygamber kuzusuna / Hangi yürek dayanır bu yürek sızısına / Esen seher yelleri sanki matem havasıdır / Yürekleri sızlatır kuzuların yarası" mersiyesini okudu. Bitirince, ‘bugün bunu okuyacak gün değildi ama’ dedim. ‘Bugün Burhan vardı’, dedi. Eğer mecliste kendi gönlüne göre biri varsa ona göre okuyan birisiydi. Bazen de çok sıkıntılı okurdu. ‘Niye böyle geçiştirdin’ diye sorduk mu "Nâdân birisi var evladım’ derdi." 

Osmanlı’nın son mersiyehanı idi

Hüseyin Okurlar, "Sebilci tavrını" mûsikî tarihine kazandırmış, yüksek seviyede makam bilgisine sahip usta bir icrâcıydı. Nota bilmeyen Sebilci, mevlidhanlık ve mersiyehanlığının yanı sıra tekke tavrında rastlanan "perde kadırma" tekniğini çok iyi kullanır, çok iyi usûl vururdu. Sebilci'nin yüz yirmi civarında esere imza attığı bilinmekle beraber bunlar arasından yalnız kırk iki tanesi notaya alınmıştır. Bunlar arasından birkaç örnek verelim:  
 
Güzel âşık cevrimizi çekemezsin demedim mi (Nihâvend İlâhi)  
Gece gündüz döne döne (Hicaz İlâhi)  
Gül yüzünü rüyamızda göre ya Resûlâllah (Rast İlâhi)  
Gaflet uykusundan yatar uyanmaz (Rast İlâhi)  
Ey güzellerden güzel rûh-i Resûl-i Kibriyâ (Rast İlâhi)  
Bağ-ı aşkın andelîbi Hazreti Üftade'dir (Rast İlâhi)  
Abidân-ı Mustafâyız biz Hüseynîlerdeniz (Uşşâk İlâhi)  
Cemâlin hüsnüne canlar fedâdır ya Resûlâllah (Muhayyer İlâhi)  
Zâlimler el vurup şimşîr-i can rübâya (Hüzzam İlâhi)  
Ehl-i Hakk'a sıdk ile bel bağlayan (Hüseynî İlâhi)  
 
Hüseyin Sebilci'nin "Lâ deme gel zâhid" kasidesini dinlemek ne güzeldir:

Ebû Turab'ın evladı, gizli seyyid  

Bir gün Fâtımatü'z-Zehrâ Validemiz ile Hz. Ali Efendimiz (radıyallahu anhümâ) arasında bir anlaşmazlık olur. Evden çıkıp, mescidde toprağın üzerine kıvrılan Hz. Ali, Resûlullah Efendimiz (s.a.v)’in ayak sesini kalb-i rakîkinin ikazıyla işitir işitmez gözlerini açar, Resûlullah'ın "Kalk yâ Ebâ Turab" buyurmasıyla ayağa kalkınca Efendimiz (s.a.v) Hz. Ali'nin ridâsına bulaşan toprağı silkeler. Bu hadisede anlatıldığı gibi Hz. Ali'ye, "Toprak Babası" lakabını bizzat Efendimiz (s.a.v.) bağışlar. Toprak, hilm ve mahviyetin remzidir. Hz. Ali de, sadece bir defa toprağa bulandığı için değil toprakla işaret edilen, razı olunan ahlaka boyandığı için bu iltifata mazhar olur. 
 
Ahlâk timsâli olan Hüseyin Sebilci melâmîlikten nasiplenmişcesine istidat-ı şahaneleriyle fahretmek bir yana, ne mevlidhanlığı ne de mersiyehanlığından mevzubahis etmek istememiştir. Kimseye tepeden bakmayan, Hz. Ali gibi tevazu ve rakîk kalp sahibi Sebilci, mahviyet libasına bürünüp meşrebini ve nesebini dahi dillendirmemiştir. Celal Hoca, Sebilci merhumun gizli seyyid olduğu sırrını verir. Ona göre, Sebilci'nin meclise girmesiyle hazirûndan onu tanımayanları, seyyidliğini bilmeyenleri bile ayağa kaldırtan kuvvet, işte bu ehl-i beyt muhabbeti ve seyyid ünvanıdır. Bir başka açıdan bakarsak mehâfetullah sahibi Sebilci'nin mehabetli olması gayet tabiidir. 

İltifât ü kereminden büyük ihsân mu olur yâ Resûlallah  

Sebilci'nin Resûlullah Efendimiz'e duyduğu sevginin tecessüm etmiş hali olan besteleri olduğu gibi bir de nât-ı şerifi vardır:

Leyle-i vuslatın zevkine pâyân mı  olur yâ Resûlallah
Aşkımın lezzetine doymaya imkân mı olur yâ Resûlallah
Başka bir şey dilemez mazhâr-ı  ihsânın olan
İltifât ü kereminden büyük ihsân mu olur yâ Resûlallah 
Nâr-ı dûzahdan emîndir senin üftâdelerin
Nâr-ı aşkınla yanan dûzahda sûzan mı olur yâ Resulallah  
Bir nigâh-ı keremin mücrimi handân eyler
Nâil-i lutfun olan dîdeye giryân mı olur yâ Resûlallah 
Bu Sebilci kulunun cürmünü  affeyler isen
Bahr-ı lutfundan aceb zerrece noksan mı olur yâ Resûlallah 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Allah âşıklarının anıldığı yere…  

 

Emin Işık Hoca'dan öğrendiğimize göre eş-şeyh Muzaffer Özak Efendi, ister tekkede ister ihvân meclislerinde olsun tertib ettiği mevlîdlerin hiçbirini Sebilcisiz okutmazmış. 1975 yılında Üsküdar'da yalnız yaşadığı evinin kapısının önünde vefat eden Hüseyin Sebilci'nin cenaze merasimi de bizzat Muzaffer Özak tarafından yönetilmiş. Sebilci'nin Yeni Valide Sultan Camii'nden kalkan naaşı, zikrullah ve tasavvufî ananelerle Karacaahmet Mescidi'nin arka tarafına defnedilmiş. Memduh Cumhur, Sebilci'nin, "Dervişlik ne güzel sultanlık imiş" ilahisiyle omuzlarda taşınıp nasıl âlem-i Cemâl’e uğurlandığını anlattıktan sonra bir Osmanlı dervişinin cenaze merasiminin nasıl olduğuna o vakit tanık olduğunu söyler.  
  
Sebilci anısına düzenlenen program, Celal Yılmaz'ın Kur'an-ı Kerim tilaveti ve ardından Emin Işık'ın duasıyla tamamlandı. Emin Işık Hoca duasına başlarken Hz. Mevlânâ'nın, "Salihlerin anıldığı yere rahmet iner" hadis-i şerifini andıktan sonra beyan ettiği, "Allah âşıklarının anıldığı yere de Allah'ın kendisi iner" sözünü hatırlattı. İşte biz de Sebilci gibi âşık-ı ehl-i beyti yad ettikte maksudumuzun Allah ve matlubumuzun O'nun rızası olduğunu ikrar edip bu vesile ile rahmetullahın dünyabizim sitesinin okurlarının üzerine olmasını niyaz ederiz. Ayrıca bu yazıyı sonuna kadar okuma zahmetini gösterenlerin de Sebilci'nin ruhu içün Fatiha okumayı esirgemeyeceklerini ümid ederiz.

Hamiş: Bir de müjde vereyim. Murat Özer'in tertip ettiği, Veysel Dalsaldı ile Ender Doğan'ın solist, Celal Yılmaz Hoca'nın mersiyehan ve Ayan Mûsikî Topluluğu’nun da mutribân olarak iştirak ettiği "Şâh Hüseyn'in Firkatiyle Yas Yaraşır Dervişe" konseri, udî Ersin Ersavaş'ın nezaretinde albüm olma safhasındaymış. Kısmetse Sebilci kayıtları da bir albümde toplanacakmış.  
  

 

Suleyha Şişman fîsebîlillah cuş u hurûşa geldi

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2010, 17:58
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
aşıkların kıtmiri
aşıkların kıtmiri - 9 yıl Önce

Sebilci merhumu rahmetle yad etmeye vesile olan bu güzel yazı ve merhumun eşsiz icrası kalbimize dokundu, kanımıza karıştı. çok teşekkür.
" medet ya sahibel makam"

Murat Özer
Murat Özer - 9 yıl Önce

Böyle bir konuda gösterdiğiniz alaka ve hassasiyete şükranlarımı sunmak istiyorum... umuyorum ki Sebilci'nin bizlere bıraktığı eşsiz hâl insanlığı nazmedi hepimize bir feyiz kapısı olur...

melami
melami - 9 yıl Önce

ciğer yakan, hun eyleyen sebilci'nin yolunu ve aşkını yad edene selam olsun.

nevres
nevres - 9 yıl Önce

Bu haberde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım.Hizmetler daim ola...

Murat ÖZer
Murat ÖZer - 8 yıl Önce

http://www.esenshop.com/detail.aspx?id=61953

kerbela matemi ile ilgili geçen yıl yapılmış ve sebilcinin sesinden iki mersiyenin icra edildiği konserin albüm kaydı yayımlandı...

banner8

banner19

banner20