Halife Tel Aviv'e gitsin!

Size Marcel Khalifa(Halife)"den bahsedeceğim. Sadece ondan mı?

Halife Tel Aviv'e gitsin!

Marcel Khalifa söylesin!

 

Bizim kasabanın iflah olmaz destan anlatıcıları vardır. Bu, Mezopotamya geleneğidir biraz da… Destansız yapamayız. Büyük yenilgilerden, destanî zaferlerle çıkarız şarkılarımız, ağıtlarımız, türkülerimiz ve Doğu"ya özgü ahenge kulağını yaslayan duruşumuzla. Müzik kesilmesin isteriz. “Aman çocuklarımız kesilsin, radyomuzun sesi kesilmesin!” deriz. “Alo Beyrut!” şarkısında olduğu gibi, Sabah"a Beyrut Radyosu"nda şarkı söylemek yasaklandığında Ortadoğu"nun Paris"inde kıyamet kopmuştu. Doğu Lübnan-Batı Lübnan iç savaşı bile o kadar canlarını yakmamıştı Arap kardeşlerimizin. Her neyse, sadece Arabî kardeşlere sitem etmek yanlış olur. Zira, yayını kısıtlanan radyolarımız denizden yayın yaptığında bizler de can-ı gönülden sevinmiştik 141, 142, 163. maddelerle boğuştuğumuz vakitler. O zamanlar Sabih Kanadoğlu ve diğerleri o kadar popüler değildi. İbrahim Tatlıses ve Sezen Aksu bizlere uykudan önce güzel güzel şarkılar, türküler söylüyorlardı işte; tüm çağ yangınlarına inat!

http://www.video75.com/tTLmBgCZg5V/marcel-khalife-music/

Madem ki Marcel Khalifa(Halife)"den bahsedeceğim, sözü neden bu kadar dolaştırıp yoruyorum?  Efendim, Halife büyük insandır. Udî üstâdların yeryüzündeki en büyüklerindendir.  Marunîlerin ve cümle Doğuluların yüz aklarındandır. Dünyanın en çok kan kaybeden topraklarında doğmuştur. Savaş ve müzik hakkında ileri geri konuşan benden daha çok görmüştür savaşın yıkımını ve müziğin hangi nağmelerinde hayat soluğunun gizli olduğunu. Haddim olmadığından sanatına yorum yapmayacağım. Zira o bir otoritedir alanında. Lakin benim derdim icraat, etkinlikler ve insanlardaki intibalarla ilgilidir.

“Anne, ben Yusufum!” şiiri ki Mahmut Derviş"in en acı şiirlerinden biridir ve Lübnan uleması tarafından çokta incelenmeden zanlı olmuş bir güftedir. Güftedir, zira şiiri Marcel Halife şarkıya dönüştürmüş ve şarkı üzerinden 6 ay ile 3 yıl arası yargılanmış, yargılandığı dava uluslararası baskılar sonunda düşmüştür.(Her nedense Yahudi şarkıcı Ofra Haza, zina ayetleriyle alay ettiği şarkısından dolayı kimsecikler tarafından eleştirilmemiş, hatta klip-video çekmenin maharet istediği bir vakitte, bir “dokunaklı” videoyla Kur"an sayfaları filmde epey uçurulmuştu.) Gazze"yi yerle bir ederken İsa"nın katilleri, uluslararası kurum ve kuruluşlar susmayı; lakin Doğu toplumlarında “düşünsel özgürlükle” ilgili bir hal olduğunda sefere çıkmayı farz bilmişlerdir.  Özellikle toplumu dönüştürme ve modernize etme farizası adına toplumsal öğeleri ve inanış biçimlerini hiçe saymakta böyle kurumlar için vazgeçilmezdir.

Lübnan bugün yine bombalanıyor! (14 Ocak 2009)Lübnan"ın zeytin bahçelerini ve zeytin gözlü çocuklarını yok edenleri durdurmayanlar, “bizim” toplumlarımızda, kendi içimizdeki anlaşmazlıkları çözmek için hemen arabulucu olmayı pek seviyorlar. Adil olmayan savaşta, zalimlere: “Barışmalısın!“ demeyenler, nedense daima mağdur olanlara “barış” telkininde bulunuyorlar! Marcel Halife"nin bunda suçu ne? Suçu yok; ihmali var! Datça"da, ülkemin herhangi bir yerinde “Barış Konserleri” verirken hangi “mantığa” dayanıyorsa, o mantığı ikiyle çarpıp Tel Aviv"de, New York"ta da “Barış Konserleri” vermeyerek bir ihmalde bulunuyor.  Zira barış kavramını unutan insanlar daha çok o başkentlerde. Kavgada, eli yüzü kan olmuş, üzerindeki ceketi alınmış adamın başına durup “barışmalısın!” nakaratlı şarkılar söylemek, hele ki dünyanın en kaliteli uduyla, insanın kanına dokunuyor!

Dedim ya, Lübnan bugün bombalanıyor.  İsrail, stoklarını boşaltmak zorunda.  Gazze yetmedi onca bombayı boşaltmaya. Marcel Halife"nin evini bir daha bombalıyorlar. Ve Marcel Halife Tel Aviv"e bir protesto  konseri yapmadığı gibi, “Ey İbrahim"in öteki çocukları! Kardeşlerinizi öldürmeyin!”  diye bir barış konseri de vermiyor.

Ünlü saksafon ve klarnet ustası Gilad Atzmon çıkıp Amerika, İngiltere ve İsrail"e şamar atarcasına, “Bırakın bu terörizm oyununu, herkese yalan söylediniz terör hakkında. Asıl terörist sizlersiniz!” derken hem müzisyen, hem insan, hem de İsrail oğullarından geriye kalmış insaflı bir İbrani. Bu karşı duruşu daha dün yaptı, İsrail devleti kurulmadan önce değil!  Ama, toprakları bombalanan, yedi yaşındayken uçaklara tutkulu bir çocuk, uçaklardan atılan bombalarla anne ve babasını kaybettiği halde, şu gün babasının toprakları bombalanırken avazını kısıp, olduğu yerde duruyor nâmına rağmen! Tıpkı Amin Maolouf (Emin Maluf) gibi;  tıpkı, Arap çocuklar öldürülürken tavla oynayan petrol baronları gibi!

Aslında Doğulu tezatı dört bir yanımızda. Hatırlayanlar elbet vardır: Amerika Bağdat"a Marcel Halife- Peter Gabriel destekli müzikleriyle girmişti. CNN, o ölümcül şarkıyla gösteriyordu teslim olan askerleri, Fransa kıyılarına vurup da “Basra Körfezinde karabataklar kimyasal silahla öldü!”  yalanını, yakılan petrol kuyularını ve yerle bir olan Bağdat"ı!

Her neyse… İslam, barış dinidir, diyelim de kimsenin burnunu kanatmayalım! Nasıl olsa kanayan burun bizim burnumuz. Burnumuzu çeke çeke müziğimizi yaparız!

Not: Marcel Halife"ye saygısızlık değil amacım. Zira bu lanet düzende “sözü geçen” bir abimiz olduğundan, sitemdir benim sözlerim.  Arapların orduları yok zalimlere karşı; sanatçıları var en acımasız ordulara karşı. Ve biliyorum ki Naci Ali, Mahmut Derviş, Nizar Kabbani çizgisindeki yerinde duruyor Marcel Halife.

http://www.video75.com/BCBrpyLxS18/free-palestine-marcel-kha/

 

Ahmet Kaya"dan “Şiddet”

Kardeş Türküler"den “Asfur”u dinleyenler  sitemimde haklı olduğumu kabul edeceklerdir.

 

Zeki Bulduk yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 10:52
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26