Ezgilerdeki coşkuyu rapte de buldum!

Ezgilerdeki coşkuyu rap müzikte de buldum.. Outlandish isimli Danimarkalı bir rap grubu sayesinde..

Ezgilerdeki coşkuyu rapte de buldum!

Outlandish

Dün gibi hatırlarım, daha çocukken başladık biz düşünmeye, kaygılanmaya, öfkelenmeye; hamd olsun. Bosna’da yaşanan zulme karşı şiirler söylediğimizde henüz yedi-sekiz yaşlarında idik, Çeçen marşlarını dinleyip gözlerimiz dolduğunda ise daha ilkokulda. Dünyanın maruz kaldığı zulmü daha o günden başladık hissetmeye ve daha o günden başladık yüreğimizde kutlu bir heyecan taşımaya.

Annelerimizin teypleri vardı ve onlarda dinlediğimiz eşsiz kasetleri. Diriliş Muştuları kulaklarımızda yankılanırdı. Bant tiyatrolarını dinlerken pür dikkat, Grup Selika başlayınca nağmelerine, geri alır tekrar tekrar dinlerdik.

Büyüdüğümüzde de hâlâ titriyordu yüreğimiz “Hadi Ammar” dediğinde Ömer Ağabey

Gün geçti, dünya değişti, biz de belki değiştik ama kaybetmedik o kutlu heyecanımızı. Bu sefer kulaklarımızda Grup Tan’lar, Yeniçağ’lar, Eşref Ziya’lar ve daha nicesi. Çoğu zaman yalnız hissederdik kendimizi, civarda pek yoktu bizim dinlediklerimizi dinleyen, bizim gibi hisseden arkadaşlarımız. Onların dinlediği şarkılara kulak verirdik arada sırada ama hiç biri hoşumuza gitmezdi, çünkü titretmezdiler kalplerimizi, sadece kulakları doldururlardı.

Zaman daha da geçti, dünya daha da değişti ve biz de değiştik. Heyecanımızı kaybetmekten korktuk. Büyümüş, üniversiteli olmuştuk, annelerimizin teypleri yoktu yanımızda, memlekette kalmıştı o eşsiz kasetler. Bir boşlukta bulduk kendimizi. Ya artık ezgiler eskisi gibi değildi, ya da, heyhat! Yoksa biz miydik heyecanımızı kaybeden? Hemen kontrol ettik kalplerimizi, hayır, hâlâ titriyordu yüreğimiz “Hadi Ammar” dediğinde Ömer Ağabey. Ama eksikti bir şeyler, bütün güzellikler eskide kalmıştı sanki… Yeni bir şeyler arıyorduk, bizden bahseden, yaşadıklarımızı anlatan, içinde kendimizi bulduğumuz şarkılar. Arada arkadaşlarımızın dinlediklerine gidiyordu kulaklarımız yine ama nafile, yıllar onları hiç değiştirmemişti, İngilizce ya da Türkçe, rock ya da hip-hop farketmiyor, dinledikleri tüm şarkılar Outlandishanlamsızlık noktasında birliktelik arz ediyordu. Bizse mp3 çalarlarımızda eski günlerden kalan bir avuç ezgiyle devam ettik yola, tek azığımız onlardı çünkü.

Kocatepe’de fark ettim o rap grubunu

Bir kenara not aldığım kitap isimlerini temin etmek dışında bir amacım yoktu Kocatepe Kitap Fuarı’na giderken. İçeri girip standları dolaşmaya başladım. Nedense hep bulunması en zor kitaplar olurdu aradıklarım. Bir şeyler bulma ümidi ile, gözüme kestirdiğim standlara uğrayarak geziniyordum. Yakınımdaki bir standdan tanıdık bir ses yükseliyordu. Sami Yusuf, Ramazan ayı vesilesiyle yeni albümünü çıkarmıştı. Hoşuma gidiyordu bu adamın sesi, “şöyle bir tur atayım da alırım albümünü çıkarken” dedim içimden. Daha bir iki adım atmıştım ki araya farklı bir ses girdi. Bir adam yüksek perdeden bir şeyler anlatmaya, müzikteki Outlandishkarşılığıyla; rap yapmaya başladı. O güne kadar çok da ısınamadığım bir tarzdı rap, o günden sonraysa başımın tacı olacaktı. Durup bir müddet dinledim, İngilizcemin el verdiği kadarıyla anladıklarım beni heyecanlandırmıştı. Yıllardır hissetmediğim bir histi bu, Ömer KaraoğluŞehid Tahtında” dediğinde hissettiğim cinsten, aynı Aykut KuşkayaMescid-i Aksa” dediğinde hissettiğim gibi bir şey...

Damarlardan Daha Yakın, albümün adı

Albümü satın alıp alelacele yurduma döndüm, şarkıyı dinlerken bir yandan da araştırmaya başladım. Outlandish adlı bir hip-hop grubuydu Sami Yusuf’a eşlik eden, iki üyesi Müslüman bir üyesi Katolik olmak üzere üç kişiydiler. Son çıkardıkları albüm “Closer Than Veins” (Damarlardan Daha Yakın) çıktı karşıma. Daha dinlemeye başlamadan etkisine almıştı beni albüm. Albüm kapağı, beyaz zemin üzerine yeşil renkli bir fırça ile çizilmiş “Elif” harfinden ibaretti. “Ben size şah damarınızdan daha yakınım” diye buyuran Allah (c.c.)’ı simgeleyen “Elif”. Dinlemeye başladım. Dinlediğim her şarkıda kendimi buluyordum, özlemlerimi, heyecanlarımı, pişmanlıklarımı, sızılarımı. Şaşırmıştım, kilometrelerce uzaklarda olup da nasıl bu kadar benzer hissedebiliyorduk.

Kaç vakit önceydi en son nefsimi böyle azarladığım?

Biraz önce eda ettiğim akşam namazı sonrasında üstünkörü yaptığım tesbihat değil miydi şimdi bahsettiği? Onlar duyduğum en saf cümlelerle Allah’a seslenirken geldi aklıma, sahi, en son ne zaman böyle içten konuşmuştum O(c.c.)’nunla? Devam ediyorlardı anlatmaya, her cümleleri samimiyet ve letafet kokuyordu. Çocuksu bir heyecanla bir şarkıdan ötekine geçiyordum. Bu sefer kutlu bir Outlandishyolculuğa, Mescid-i Haram’da kısa bir gezintiye çıkardılar beni ve samimi bir dua ile noktaladılar bu gezintiyi.

Evet, ben de dua ediyordum belki, birçoğu zamanında ezberleyip kalbimle hissetmeden tekrarladığım cümleler de olsa, ediyordum. Ama dualarımda ne zaman bu kadar samimi olabilmiştim? Sırada, bulduğu boş bir odada namazını kılarken kimseye yakalanmamaya çalışan bir gencin hikâyesi vardı. Peki ya ben değil miydim mescide gidemeyip boş bir amfi köşesinde kılmaya çalıştığımda namazımı, aynı duyguları hisseden? Biraz sonra bir diğeri mikrofonu eline alıyor ve taşları şeytana değil, kendi nefsine atmaya başlıyordu, kaç vakit önceydi en son nefsimi böyle azarladığım?

Eski heyecanı tekrar hissetmek istediğimde Outlandish dinliyorum

Grup hakkında daha detaylı bir araştırmaya girdim. İslamofobinin başkenti Danimarka’da yaşamaktaydılar. Biri Pakistan (Waqas Ali Qadri), biri Fas (Isam Bachiri) biri Honduras’tan (Lenny Martinez) üç genç, post-modern ve zalim dünyanın hengamesinde kendini bulmaya çalışan gençliğin soluğuna soluk, gözlerine cesaret, duruşlarına asalet katmak için buluşturulmuşlardı sanki.Outlandish

Şarkılardan biri, namaz kılabilmek için çırpınan bir gencin başından geçenleri anlatıyordu belki, ama bu, albümü Danimarka’da en çok satan albüm olmaktan alıkoymuyordu. Bir şarkı “Nerede yeni Ebu Zerr’ler, Halid bin Velid’ler, nam-ı diğer Seyfullah’lar“ diyordu ama bu, radyolarda en çok istek alan grup olmalarını engellemiyordu. Zulme karşı söylenmiş en güzel marşlardan biri idi “I Only Ask of God” (Sadece Allah’tan Dilerim). “Look Into My Eyes” (Gözlerimin İçine Bak), Filistin’de yaşanan zulmü, bir çocuğun gözlerinden en masum şekliyle anlatıyordu.

Hayatımda duyduğum en temiz, en saf ve en içten aşk şarkısıydı biraz sonra dinlediğim, “Sakeena” (Huzur). Şarkıların arasına serpiştirilen hadis ve ayetler tekrar tekrar ensemden yakalıyordu beni. Konserlerinde alkol yasağı uygulayan, Danimarkalı milliyetçi kesimlerce haklarında defalarca boykot çağrısı yapılan grup, yine de konser salonlarını en çok dolduran, müzik ödüllerini en çok toplayan grup oluyordu. Hiç de karşılık bulamayacaklarını düşündüğümüz bir coğrafyada, inandıklarını haykırarak elde ettikleri başarılar ders verir nitelikteydi.

Ama doğrusunu söylemek gerekirse dostlar, bunların benim için hiçbir önemi yoktu, varsın hak ettikleri takdiri almasınlardı, ne çıkar, ben aradığımı bulmuştum ya, o bana yeterdi. O günün üzerinden yıllar geçti, ama ben o heyecanı tekrar hissetmek istediğimde, hâlâ Outlandish dinliyorum.

 

Outlandish'ten "Gözlerime Bak" şarkısını dinlemek için buyurunuz.

 

Bedri Karaismailoğlu, bugüne kadar duymamış olanlar için, ilk günkü heyecanıyla önerdi

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017, 16:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
Reyyan Cakar
Reyyan Cakar - 6 yıl Önce

Outlandish'in "sadece" bir müzik grubu olmadığını bu kadar güzel vurguladığınız için sonsuz teşekkür ederim. Binlercemizin duygu ve fikirlerimizi dillendirmeye çekindiği ortamlarda , "Allah en yücedir." diyen bu 3 cesur gencin bize hissettirdiklerini çok güzel ifade etmişsiniz. Rabb'im içimizdeki o heyecanı diri tutsun hep, nice Ömer Ağabey'ler, Isam'lar, Waqas'lar, Lenny'ler çıkarsın karşımıza.

Arumeysa
Arumeysa - 6 yıl Önce

Outlandish sadece O'na degil, ummeti de birbirine yakınlastıran ve ustumuzdeki olu topragını silkelemeye cagıran samimi bir grup. Icten yazın ve emegin icin tesekkurler...Nice Outlandish'lerin hayat bulması dilegiyle.

Fatma V.
Fatma V. - 6 yıl Önce

Popüler müzikteki 'hoş melodiler boş sözler taşır' tabusunu kökten yıkan bu grupla tanıştıktan sonra dinlediğim her müzikte bir anlam bir mesaj arar oldum.Önce müziğine ardından sözlerine hayran kalınan böylesine kalitede ya da böyle bir tadı veren müzik o kadar az ki.. Hepimizin benzer hikayelerle yaşadığı tanışmayı bu kadar hoş bir dille anlattığın için teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunarım.

mervesena
mervesena - 6 yıl Önce

yazıya tüm kalbimle katılıyorum çok haklısınız

ayşe gülCE
ayşe gülCE - 6 yıl Önce

bir aynaydı bana yazınız.yüzüme tutulmuş hatta gözümün içine sokulmuş.teşekkürler.bahsettiğiniz grup dinlenecek müziklerin arasına girdi listemde.

ahmet
ahmet - 2 yıl Önce

Yahu yazıyı okurken tüylerm diken diken oldu çünkü sanki yazan benmişim gibi hissettm bir kaç kere yaw 34 yaşndaym ve sizinle 8 yaşndan beridir beraber yaşamışız gibiyim bu kadar duygu benzerliği olur aynı dönemin inançlı çocuklarından biri olarak o samimi o ruhumuzun olduğu o tüm inançlı insanların birbirini desteklediği sahip çıktığı adeta bir intifada ruhu taşıdğmz inançlıların birbirlerini tekfir edip ayrıştırmadığı başörtüsünün moda degil tesettür olduğu inançlı insanların güven verdiği

ahmet
ahmet - 2 yıl Önce

O dönemleri çocuklarından biri olduğum için kendimi çok şanslı görüyorum inşaAllah bir gün o eski günlerdeki gibi hatta daha da güzel olur bu ülkedeki inançlı insanların hali ve tüm dünyadaki müslümanların duruşu....Şarkıyı hemen buluyorum☺

SIRADAKİ HABER