banner17

Ezgiler bizim kayıp sesimiz!

Unutturur kayıp sesimizi dünyanın sesleri… Unutturur kayıp sesimizi dünyanın sesleri…

Ezgiler bizim kayıp sesimiz!

Bin yıl evveldi sanırım

Daha 28 Şubat soğuk soğuk gelmemişti üzerimize. Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü’nü almamıştı. Amerika Irak’ı yerle bir etmemiş; Afganistan sürekli iç savaş halinde olup dış güçler müdahale etmemişlerdi. AKP ve Saadet kurulmamış, CHP aynı CHP, sağ partilerin hepsi birden Demokrat Parti’nin mirasçısı olduklarını söylüyorlardı.

Türkiye’de olan olumsuzlukların baş müsebbibi olarak AKP ve Nur cemaati gösterilmiyordu daha. Mesela Bülent Tuna daha şehit olmamış, arkadaşlarım umreye gitmemişlerdi. Bosna’da Aliya İzzetbegoviç vardı ama henüz ona “Bilge Kral” demiyorduk. Mehmet Efe’nin “Bir Melon Şapka”sı tiyatro salonlarını dolduruyor, Mızraksız İlmihal’inin temrini yüreğimizi deliyordu. Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak’lı yazılarını çok az kişi biliyor, şiirlerinde ironi arıyorduk. Bir Değirmendir Bu Dünya diyordu zarif adam ve tadil-i erkânı anlatıyordu bize bir kenardan; oysa biz değirmene girenin üzerinin kan revan olacağını bilmiyorduk.Ömer Karaoğlu, İzler

Kendini unutmak müziğini unutmakla mı başlar?

Ezgilerimizi unutacak kadar kirlenmemiştim daha. Ezgilerimizin hikâyelerini mıh gibi taşıyordum aklımda. “Unutmak kolay mı deme/ Unutursun…” deselerdi, herhalde bu sözü söyleyene düşman olurdum o vakitler. Dünya bir değirmendi işte. Öğütüyor da öğütüyordu. Ritme uyanlar, yeni ritim tutturanlar, kainatın ritmi ya da “Şiwa’nın Dansı”nı fark edenler, ahenk peşinde koşanlar ya da ahengi dünyadan tard etmek için kulaklarını tıkayanlar…

Dünya inadına dönüyor, müzik, ilahî ya da insanî, bir şekilde dinleyenine ulaşıyordu tüm siyasî, etnik, kültürel, ekonomik, eğitimsel ve ölecek meselelerle günlerini harcayanlara rağmen. Ve unuttum kalbimi titreten, gözümü ve gönlümü yaşlandıran o ezgiyi!

Dünyanın seslerine de kapılmalı insan, deyip…

Gün geldi Neşet Ertaş türküleri dinledim, can kulağım bozkıra gitti. Yanında Ahmet Kaya’yla halleştim, içim yandı. Kardeş Türküler’e, Grup Yorum, Grup Helesa, Ciwan Haco, Şiwan Perver, Lela’nın, Mirıam’ın, Anadolu’nun kayıp ezgileri eşlik ettiler. Gözümü kapayıp kulağımı açtım arkalarından giderken.

Taner Yüncüoğlu, GampareGün oldu Kitaro, Karunesh, Yanni, Vangelıs “New Age” bir tarzla mistik bir rüzgâr estirdiler, kapıldım o rüzgâra, gittim çöllerime. Bir vakit Joan Baez, Salef Keita, Lorena Mackennit, İdir, Dead cean Dance, Radıo Tarifa, Cesare Evore, Cat Stewens düştüler önüme bando alayı gibi, gittim cümbüş meydanlarına.

Balkanlara kulağımı kabarttım; Esma ablamızın hikâyesi ve neşeli sesiyle, “Mostar Sevdah Reunion” ve diğerleriyle Balkan acısına tutuldum müziğin kırık ritminde. Çöl ve vaha iç içedir deyip düştüm Feyruz’un, Ümmü Gülsüm’ün, Googosh’un, Hayedeh’in, Azam Ali’nin, Nusret Fatih Alihan’ın, Er Rahman’ın…

Ben dünyanın en coşkulu, en hüzünlü, en neşeli, en can alıcı, en yürek söken, en devrimci şarkılarını, türkülerini ve ağıtlarını dinlerken olan oldu! Dünya aynı dünya idi ama üzerindekiler hızla değişiyorlardı. İlk gençliğimin sesleri geri çekilmiş; yaşım ilerledikçe şarkılar da yaşlanıyor ve yosun bağlamaya başlıyorlardı. Bakirliklerini yitirmişlerdi; her insanda olduğu gibi, ilklerin, başlangıçların hasreti sarmaya başlamıştı yüreğimi…Eşref Ziya Terzi, Klasikler 3

‘Şarkıya dönmek’ sözünden dönmemem olsa gerek

Hani birçok insanda vardır; yaşlandıkça kirlendiğimizi, günaha battığımızı, geri dönülmez hatalar yaptığımızı düşünürüz ya zaman zaman. İşte o vakit, bakir zamanlarını kaybetmeyen insanlara gıptayla, bazen de kıskançlıkla bakarız ama bunu dile getirmek de istenmeyiz! O insanların dışında bir de “bakir zamanların sembolleri” vardır; gördüğümüzde, dinlediğimizde, hatırladığımızda sanki içimizde ılık bir rüzgâr eser, tüm günahlarımızın üzerine bir tül örtülür; birden kendimizi o bakirliğin, duruluğun, taze bahar kokusunun, diriliğin içinde hissederiz bir an…

O bir an; “yeşil müzik” dinlediğim zamanlarda birden çıkar ortaya, yakama yapışır, “Nasıl harcadın beni? Nasıl da tükettin ömrümü?” der adeta. Hani, o “sulandırılmamış” ‘yeşil’ sıfatı yapıştırılmış müzikler vardır. Yıllardır dünyanın en güzel etnik, klasik, ‘blues’, caz, ‘new age’ şarkılarını dinlesem de, protest şarkılara kulak bağlasam da, bozlaklara ve hoyratlara yüreğimi salsam da; Mehmet Emin Ay, Ömer Karaoğlu, Taner Yüncüoğlu ve Eşref Ziya Terzi ezgilerini duyduğumda tüm müzikler susar, sanki etrafımda Çağrı filminin sahneleri kurulur.

Çağrı filminden bir sahneBen, o sahneleri yıkar, Medine’ye giderim. Eğer Mescid-i Nebevi’den yüz bulamazsam Habeşistan’a hicret ederim. Baktım olmadı, Mekke’nin uluları beni çölde yakalarlar, getirip Mekke’de kızgın kumlara yatırırlar; bir güzel ölürüm ki..!

Müzik devam ediyor! Duyuyor musunuz?!

Dünya inatla dönmeye devam ediyor. Müslümanların yaptıkları işlerin başına “yeşil”  sıfatını koyup yeşillendirmeye, yosun bağlatmaya yeminli bir dünya bu dünya! 80’lerin sonunda yapılan ezgiler hem gök kubbede hem de sanal paylaşım ağlarında pırıl pırıl durmaktalar. Zihnimize çarptıklarında ise kayıplarımız geliyor aklıma; kliplerle, filmlerleMehmet Emin Ay, Dolunay özetlenemeyecek kadar çok kayıplarımız. En başta da kulaklarımızın bakirliği ve gittikçe artan değirmendeki fakirliğimiz…

[tıklayın]">Şimdi bir “Yağmur” yağmalı, “Şehit Tahtında” durup, “Bir Güneş Doğuyor” diyen adamın sesine kulak kesilip, “Kan Tutan” yüreğimi avucuma alıp, ah bir “Kalksam ve Dirilsem”! O vakit rüyada Bilal’i görürüm belki; tüm dünyalık sesleri unutturan…

 

Zeki Bulduk, ezgileri unutan hafızasından utanarak yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2010, 00:04
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet
Mehmet - 8 yıl Önce

Cihat marslarini dillendirenlerde unuttu, "hani ceylanlarin/hani cihat marsin" dizelerinin tek muhatabi biz degiliz. gecenlerde Konya'da Esref Ziya'yi dinledim. "Sehid tahtinda"yi terore kurban veren analar icin okudu. "daglari oyup zindan etseler"i soylemedi. Soyleyemezdi zira, biz "donduremezler" diyorduk lakin, coktan donmustuk bile. "Gunes doguyor" denilirken "evet" pankarti acan AKPlilerle inat "olmadi dost" denilince bas-parmagimi kaldirmaz miyim?

selman
selman - 8 yıl Önce

eyvallah zeki abi.

Eslem Demirci
Eslem Demirci - 8 yıl Önce

Eyvallâh..........
Halâ sesleniyorlar bizlere, kulak kesilmek gerek....

zeynep şimşek
zeynep şimşek - 8 yıl Önce

Yüreğinize sağlık...
Zeki Bulduk, "Buldukça" yazıyor ve biz doyumsuzca okuyoruz...
teşekkürler.. Kaleminize Kuvvet...

enes
enes - 8 yıl Önce

vallaha billaha sanki ben yazdım yazıyı... demek aynı hikayeleri yaşamış ve aynı hislerle dolu nice insan var. yüreğinize sağlık...

M. Mustafa Uzun
M. Mustafa Uzun - 8 yıl Önce

Es selam!...

Dünyabizim'i... Zeki Ağabey'i işte bu nedenle seviyorum.

Vesselam

Mücahid Genç
Mücahid Genç - 8 yıl Önce

Eskiden kendi müziğimizi dinler ve dinlettirmeye çalışırdık. Düğünlerde Ben Kalksam ve Dirilsem'i okurdu ilahi grupları.
"Kurtuluşun Ölümü" yasaklı idi radyolarda, geziye, pikniğe giderken otobüste takardık teybe kasedini Ömer Abi'nin... Son ses dinlerdik, eşlik ederdik yüksek ses yarışı yaparcasına.
28 Şubat ile birlikte, sanki "artık bu müzikler yasak, irticai müzik yasak" denilmişçesine kızı ile erkeği ile farklı müziklere yöneldi mütedeyyin camia...

kamil sener
kamil sener - 8 yıl Önce

bu camianin kendi kültürüne, kaliteli olana ne kadar yabanci, bilhassa müzik alaninda bir zevkten ne kadar mahrum oldugunu görüyoruz. Geçmişten bir türlü bugüne gelemeyen birileri kendilerini hayal aleminde yaşıyor sanmaya devam etsin. Siyasal şuurunu öldürmemiş müzik öncüsü bu güzel isimlerle yeni bir ufuk açıldı müziğimize... Ama cahiller bunu ne kadar fark edebilir ki... Klasik türk müziğinin şehvet düşkünü soytarılıklarını medeniyet müziği diye sunmaya çalışanlar bu öncü müzik adamlarından çok şey öğrenebilirdi ama biraz ufukları olaydı öğrenebilirlerdi.


banner8

banner19

banner20