banner17

Dost Mızraplar Konya'daydı!

Ege'nin iki her iki yakasınının ezgilerini muhteşem bir şekilde yorumlayan Dost Mızraplar Anadolu'nun ortasında; Konya'daydılar..

Dost Mızraplar Konya'daydı!
Dost Mızraplar 2
(+)

İlki 15 Kasım 2009 tarihinde Cemal Reşit Rey konser salonunda gerçekleşen konserin ikincisi Mevlana diyarı güzel Konyamızda gerçekleşti. Profesyonel ellerde Ud ve kanunların mızraplarına perküsyoncuların inanılmaz yorumu da eşlik edince çok hoş bir ahenk çıktı ortaya. Ege’nin iki yakasının; Türk ve Yunan eserleri, önümüze muhteşem bir şekilde harmanlanıp sunuldu.

Açılış Göksel Baktagir'le gerçekleşti

İlk taksimi kırmızı gömleğiyle Göksel Baktagir ve mavi gömleğiyle Yurdal Tokcan sundular. Eserlerinde özellikle insana heyecan veren tonların seçildiği belli idi. Konsantre bir vaziyette dinledik her bir eseri. Bu nasıl bir uyum bu nasıl bir gönül veriş bu nasıl bir sanat icra edişti hala inanamıyorum. Bir işe gönülden bağlanıp o işi layığı ile yapmak böyle bir şey olsa gerek. Yurdal Tokcan’ın kendisine ait sadece parmaklarla icra ederek çaldığı eser de geceye ayrı bir renk ufkumuza ayrı bir bakış açısı kattı.

Hikaye ve ritim dinleyicilerin atmosferini değiştirdi

Konserin başlangıcında udi Yurdal Tokcan’ın anlattığı bir hikâye geceyi çok güzel idrak etmemizi sağladı. “Neil Armstrong aya çıkıp inince ona sormuşlar ne gördün ayda nasıldı ay diye. Onun cevabı ilginç olmuş size ayda ne göremediğimi anlatayım demiş ve ülkeler arasındaki sınırları, insanların renklerini göremediğini söylemiş. Bu gece de Türk ve Yunan dostluğuna dair çok şeyler söylemiş oldu bize. Tellerden kalplerimize gönderilen mesaj; lisanımız, kültürümüz, müziğimiz farklı olsa da aynı gökyüzüne baktığımız gerçeğiydi.

Dost Mızraplar 2
(+)
Dost Mızraplar 2
(+)

Ritim ustası Katarina kaldı bir de aklımda, adeta zamanla oynayan Katarina… Öyle bir eser yapmış ki vurmalı çalgısına dokunan ellerini seyretmenin imkânı yok. Çok hızlı ve bir o kadar estetik vuruşları kaldı aklımda.

Sanki o mızraplara sözler eşlik etse büyüsü bozulacaktı notaların ve notaların arkasına gizlenerek huzur diyarlarında tatlı esintilerle buluşamayacaktık. Derken Yunan ve Türk yöresel müziklerinin seslendirildiği eserlere merhaba dedi kulaklarımız. Tam bir nizam içinde sözlü olsun, sözsüz olsun ahenk dalgalarını hissettirdi kalplerimize müziğin üstatları. Sağanak bir yağmurdan kaçarken sığındığımız bir harabe yapı gibiydi konser salonu. İçeri girip üstümüzü mızrapların huzur veren sesleriyle kurutmuş, üşüyen bedenimizi ritminle ısıtmıştık.

Göksel Baktagir’in de gecenin anlamına dair anlattığı bir hikâye vardı: “Bir gün bir kral bir bilgeye altın işlemeli bir makas hediye eder. Fakat bilge pek hoşnut olmamıştır bu durumdan. Kralın da dikkatini çeker bu. Merak eder sorar: “Efendim neden memnun kalmadın?” Bilge de şöyle cevap verir: “Keşke makas yerine iğne verseydin. Makas her şeyi ikiye böler, ayrıştırır; oysa iğne toparlayıcıdır, birleştiricidir. Müzik üstatlarının o gecede yaptığı da iğne misali toparlayıcı, birleştirici olmaktı. Notaların ardındaki güzellikleri ustaca birleştirmişler, tüm güzelliğiyle bizlere sunmuşlardı. İnşallah bu güzellik hiçbir zaman için kaybolmaz.

Dost Mızraplar 3 olursa (ki büyük bir sabırsızlıkla olmasını bekliyor ve umut ediyorum) fırsatı olanlar için kaçırmamalarını gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Dostluk, uyum, sanat, Türk ve Yunan müziği, huzur, bitmesini istemeyeceğiniz dakikalar adına birçok şey bulabileceğiniz bir konser.

 

Sümeyye Kavgacı Dost Mızraplar 3 için şimdiden heyecanlanıyor

Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2010, 23:08
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20