banner17

Cengiz Özkan'ı kimler dinlemez?

Cengiz Özkan'ın, Kalan Müzik'ten çıkan 'Kırmızı Buğday' albümündeki 'Çamlığın Başında' türküsü nasıl bir türkü öyle?!

Cengiz Özkan'ı kimler dinlemez?

Çoğumuzun sevdiği şarkılar, türküler vardır. Niye severiz? Bizi anlatır, deriz; kafamıza saksı düşürür her dinlediğimizde ve beş-on dakika kendimize gelmeyi, hayata dönmeyi zorlaştırdığı için sevdiğimizi söyleriz. Kısıtlı yaşamımızda (yani yerimiz belli, yurdumuz belli, nefes alıp verdiğimiz zaman ve şartlar belli, vs. Bu ahval ve şeraitte ne yaşayabilirsek artık…) neler olabilir ki? Kaç tane hikayemiz olabilir; yahut varolan hikayemiz yaşanmışlıklarla nasıl zenginleşebilir?Cengiz Özkan

Yaşanmamışlığa ‘rabıta’ yaptırıyorlar

Ancak dedikodusunu yapabiliyoruz çoğu şeyin. Gidip de dönmeyenimiz mi var, oturup derdimize ağlayanımız mı var, gözleri yolda bekleyenimiz mi var? İşin dedikodusunu yapmaktansa varıp bir türkü dinlemeli… Çünkü türkülerin çoğu bir yaşanmışlık ürünü; ve efsunuyla sizi öylesine sarıyor ki bazıları, türkünün içinde var saydığınız hikâyeye ortak olma, o hatıraya ‘katılma’ imkânı sunuyor.

Sadece türküler değil elbet; ne tür müzik seviyorsanız artık, o sevdiğiniz parçalarla hiç yaşamadığınız, hiç başınıza gelmeyen, belki de hiç yaşayamayacağınız şeyleri, ezginin kanadında gittiğiniz âlemde –bire bir olmasa da- bir şekilde yaşıyorsunuz. “Senden bana yâr olmaz” diyorsunuz mesela, aslında yaşantınızda henüz yer almayan birisine; “Selanik içinde” sâlânızın okunduğunu duyuyorsunuz, -deyim yerindeyse- ‘ölüm rabıtası’ yapıyorsunuz.

Cengiz Özkanİster savaşa gitsin ister geyik avına…

Evet, türküdeki o hikâyeye katılıyorsunuz. Misal ben, tam üç gündür o çamlığın başında tütün tüttürüyorum. “At üstünde kuşlar gibi dönen”, “kendi gidip ahbapları kalan” yâr’e, Ziya’ya içimden ağıt yakıyorum. Yozgat’ın Akdağmadeni’nden Ziya… Bir de nişanlısı var, dünyalar güzeli (yani öyle tahmin ediyorum, hep ‘dünyalar güzeli’ oluyor onlar)… Hikâye bu ya, Ziya atının üzerinde tüm heybetiyle gidiyor.

Nereye gittiğinin bir önemi var mı? İster savaşa isterse ‘geyik avı’na… Giden gider; bir kez alına yazılmışsa ‘gitmek’, yollar sana en vefalı yâr olarak gözükür; çağırır seni uzaktan, naz eder, işmar eder, kandırır seni. Ziya da gider. Nişanlısını ardında gözü yaşlı bırakır da gider. Türkü ilerleyince görürüz ki (şahit oluruz ki) bir dönen vardır. Fakat o dönen Ziya’sız bir attır.

Cengiz ÖzkanAcı çekmek özgürleşmektir

“Acı çekmeyenin yüreği bütün” diyor türküde bir de. Belki de hikâyenin ana fikri budur. Yüreği tam olanlar, bütün olanlar ne bilsin acıyı, kederi, hüznü… Yüreğimiz bir şekilde lime lime olmalı, delik delik olmalı ki azıcık anlayabilelim ‘insan’a dair ne varsa… Denilebilir ki, insan olmanın gereğidir yüreğin lime lime olması… ‘Bütün’ bir yürek nasıl kabul edebilir dünyanın acısını, nasıl girebilir oraya insanların derdi, sıkıntısı, kederi… Hal böyle olunca nasıl anladığımızı iddia edebiliyoruz insanları? Bir delik olmalı ki girebilmeli oradan başkalarının acıları. Ve biz başkalarının acılarına ortak olarak, onların acılarını ta kalbimizde duyarak ‘insan’laşabilmeliyiz.

Türküye gelince; ağıdı yakan gelin artık çok yaşlıyken bu ağıdı tekrar söyletmişler ve kayda almışlar sesini. O kaydın yer aldığı kaseti, yakınlarından birisi 'TRT'ye vereceğim' diyerek almış. Ama ortada ne kaset var, ne de TRT'de böyle bir kayıt...

Cengiz Özkan’ın şahsında…

Türküye bizi ortak eden bu ses Cengiz Özkan. Elbette Sivaslı. Buğulu bir söyleşi var Özkan’ın. TRT sanatçısı. Has bir yorumcu ve sadece “Ziya’nın ağıdı” ile değil, “Elif”le, “Dost cemalin benzer” ile, “Ne feryad edersin divâne gönül” ile, “Anam ağlar başucumda oturur” ile, “Kırmızı buğday” ile de dağlamıştı yüreğimizi, kanatmıştı aslında belki de hiç açılmayan yaralarımızı… Bir kere de CRR’de dinlemiştim onu canlı olarak, geçtiğimiz sene… Orada da mütevazı ve sanatkârane duruşuna şahit olmuştum. O konserinde beni en çok etkileyen tarafı da Özkan’ın, kendini geri plana alıp birlikte çaldığı ekip arkadaşlarını öne çıkarması idi. Hiçbir yapmacıklık, sahtelik yoktu hareketlerinde…

Cengiz Özkan

O halde şöyle yapalım; onun şahsında yaşayan-vefat eden tüm türkü emekçilerine, türküleri bugüne ulaştıran-türküleri bugüne ulaşan değerli insanlara selam verelim. Allah razı olsun türküleri-ağıtları yakanlardan, derleyenlerden ve nefis yorumlarıyla bizi etkileyenlerden…  

Not: Cengiz Özkan’ın söylediği türküleri hatırlatarak bize rahat vermeyen -iyi ki de vermeyen- Süleyman Salih Şahin’e teşekkür ediyorum 

 

 

 

Mehmet Emre Ayhan çamlığın başında kaldı

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2017, 12:26
YORUM EKLE
YORUMLAR
murat
murat - 9 yıl Önce

kültürümüzün önemli bi parçası olarak ayakta kalması gereken türkülerimizi bu denli güzel ve aslına uygun bir biçimde icra edip bize türkülerimizi sevdiren, tekrar tekrar dinletip içimizi sızlatan cengiz özkan gibi gerçek sanatçılara binlerce teşekkürler...Allah uzun ömür versin

faruk özücanlı
faruk özücanlı - 9 yıl Önce

kırmızı buğdayı müthiştir.
http://www.youtube.com/watch?v=7zZmF7U1ZqQ

banner8

banner19

banner20