Bu Ses Harika: Taner Yüncüoğlu

Sanatçının derdi vardır; söylemese, yazmasa edemez, cinnet geçirir. Yaratanı, Sâni isminin yansımasını kalbine düşürdüğü insana kanat takar.

Bu Ses Harika: Taner Yüncüoğlu

Bu Ses Harika: Taner Yüncüoğlu

 

Sanatçının derdi vardır; söylemese, yazmasa edemez, cinnet geçirir. Yaratıcı, Sâni isminin yansımasını kalbine düşürdüğü insana kanat takar. Durmaz o kanatları takınan, yaralı bir kuştur gurbette çünkü o, asırlar hasretle geçer onun için, ama sabır yüreğindedir ve vuslat gününü bekler durur.

 

Taner Yüncüoğlu; 90'lı yıllarda, içinde Hak namına bir samimiyet taşıyan her insanın sesi olmaya çalışmıştı ve elhak bu vazifeyi de bihakkın ifa etti. Onun sesinde, ritminde, nağmesinde; ezilen Müslümanların, rotasını kaybetmiş inananların sıkıntılarını, dermanın bittiği yerde “ne olur rabbim güçlendir bizi” duasını duyduk.

 

Bir nesil Yüncüoğlu dinleyerek yetişti, desek sanırım abartmış olmayız. Taner Yüncüoğlu neydi bizim için, Taner Yüncüoğlu kimdi bizim için?

Kimimiz için umudun rengi onun nağmeleriyle hayat buldu dökülürken sazından “Aldırma” sözleri, kimimiz için dünyanın tüm ışıltısıyla üstümüze üstümüze geldiği bir demde “dönek dünya” diyerek ve kutlu beyana da atıfta bulunarak trafik işaretçisi oldu.

 

İslamî hassasiyete sahip insanların da ilahi formu dışında besteler yapabileceğinin en güzel kanıtı oldu birkaç güzel insanla beraber. Arabesk ve popun kavurduğu beyinleri, yürekleri sadece söz güzelliğiyle değil, nağme güzelliği ile de memnun edebileceğini gösterdi.

Yüncüoğlu, on kadar albümün ardından bir sessizlik mağarasında inzivaya çekilmiş gibi durmakta. Her inziva yenilenmek için bir ön hazırlıktır, dolmaktır, şarj olmaktır. Onun sessizliğinin de böylesi bir inziva olacağını ümit ederek kaleme alınmaktadır bu yazı. Nitekim, yazının sahibi Yüncüoğlu ile tanışmış da değildir; ama değil mi ki yıllar yılı onun kulaklarımızda ve kalplerimizde bırakmış olduğu eşsiz müzikalite ve imza var, tanışmışlığın ötesinde bir ünsiyetimizin de olduğunu varsayarak devam ediyoruz yazmaya.

 

Taner Yüncüoğlu taviz vermeden sürdüğü müzik ve hizmet hayatına –benim bildiğim ve takip edebildiğim kadar- şu albümleri sığdırmış durumda: Serzeniş, Zor Sevda, Seninle Beklerken, Giz'den Ezgiler, Çağıltı, Hüzün Nağmeleri, Andolsun, Sular da Ağlar, Gampare, Rüzgar…

 

Mesela; Nurullah Genç'in Yağmur şiirini nefis yorumuyla sunan ilk sanatçıdır o. Hem bir ağıt, hem bir hasret havası taşıyan bestede, Efendiler Efendisi'ni duymaya çalışır. 

 

Taner Yüncüoğlu; belirli bir çizgi üzerinde akıp giden İslami müziği modern eksene eklemleme adına başarılı albümlere imza atmış bir sanatçıdır. Öyle ki; yıllar yılı salt ney, kanun, def ve bendir gibi klasik usul ve temrin üzere devam eden tasavvuf müziğini, İslami çizginin dışına çıkmadan da kullanılabileceğini göstermiştir. Aslında kendi çizgisi içerisinde başarılı örnekler de veren tasavvuf müziğimiz elbetteki özdür ve vazgeçilmezdir; ancak tasavvufi özden kopmadan günün idrakine uygun bir müzik anlayışı ile ortaya çıkmış olmak, işte asıl başarı bu olsa gerektir.

 

Örneğin Taner Yüncüoğlu bestelerinde saz başlıca enstrümandır, onun yanında altyapısı güçlendirilmiş stüdyo aletleri ve dijital olanaklar da kullanmıştır. Saz, gitar, zil, drum, kaval, ney, kanun, piyano ve org gibi zengin bir enstrüman zenginliği dikkati çekmektedir. Hepsinin ötesinde konservatuar eğitimini kendi kültürel değerleri ve İslami hassasiyeti ile de birleştirmeyi başarmıştır. Sanatı salt sanat olarak görmenin lüks olduğu günümüzde, sadece halk için de değil, Hak için sanat yapma kaygısı taşıyor olması da takdire değer başka bir yönüdür.

 

Sanatçının belirli hassasiyetleri olmalıdır, sanatçı devrin adamı değildir, o aşılamaz olanı, nihai olanı hedefleyerek müzik yapmalıdır. Yüncüoğlu'nun eserlerinde bunu görmekteyiz. Gampare adlı albümünde, Efendim parçasında Efendiler Efendisi'ne olan özlemi dile getirir; Sular da Ağlar albümünde Ya Muhammet, Der Allah gibi parçalarla da sağlam duruşunu sergilemiştir.

 

Yüncüoğlu albümlerinde yayın döneminde öne çıkan olayları da ıskalamamış, ama tema seçiminde bulurken de hep kalıcı olmanın yolunu aramıştır. Misal; gerek Aldırma parçası içerisinde değindiği başörtüsü sorunu ya da başlı başına bir parça ile taçlandırdığı Başörtüsü en enfes parçaları arasındadır. Halk müziği formunda bestelenen bu parçalar aslında bugün bile dillerden düşürülmemesi gerekilen nefis parçalardır, hem umut adına hem yılmama, sabırla bekleme adına…

 

İnsanoğlunun “insan” kalma mücadelesi verdiği ahir zaman aralığında meydanın orta yerine adım adım yürüyen kaç mert, onurlu insan kaldı ki? Yüreğinde dev bir sabrı kuşanarak yarınlara umutla türkü söyleyen kaç kişi kaldı? Gökyüzünden gökkuşağı desteleyip getirecek, özlemlerle yol açarak bugünlere varacak kaç sanatçı kaldı? Yenilip düştüğümüz yerden aşk olup, ilham olup, gayret olup, dua olup kalkmaya çalışıldığı demde omuz veren kaç kişi?

 

Süslü ambalajla raflara çıkan onca albüm içerisinde hissiyata fer veren kaç isim var ki? Abartılmış müzikal düzenlemelerle disko müziğine çevrilmiş ya da iyice arabeskleştirilmiş türkünün de, ezginin de “bizim” olduğunu iddia etmeye hakkımız var mıdır?

 

Taner Yüncüoğlu inancı olan, imanı olan müziğin mert sesi…

Serzeniş albümünde “Kalkıyor gökler ayağa bir mazlum vurulduğunda/Giremez uyku gözüne, yetimler ağladığında/Benimdir bütün bu çile, döner gelir bana yine/Ellerim açık göklere umudun her köşesinde” diye başlayan ilk parçaya bakalım şimdi… Albüm elinizin altındaysa dinleyin benimle beraber.

 

M. Akif'in Hazreti Ömer üzerinden söylediği “Dicle kenarında bir kurt kapsa koyunu/Gelir de adl-i ilahi Ömer'den sorar onu” dizelerine göndermedir. Aynı zamanda kutlu bir hadisin okunmasıdır.

İşte hep bir ağızdan marş havasında söylenecek ama dua niyetine: “Ya öl ya da diril artık/Şehadetlere susadık/Bir Bedir coşkunluğunda/Yarınlar gökleri sarsar/Yürekler aşk ile çağlar/Sevdamız dalgalandıkça”

 

Biz buradayız, beklemekteyiz Taner Yüncüoğlu'nu meydanın orta yerinde…

 

Yılmaz Yılmaz o sesi tekrar duymak istiyor

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 15:27
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
derdinihan
derdinihan - 12 yıl Önce

Taner Yüncüoğlu ve Hakan Aykut'un Akra fm de "Terennüm" adında programları vardı. O zamanlardan beri dinlerim bu güzel insanı.. gariptir ilk defa dinleyip çok sevmediğim parçaları daha sonradan en sevdiğim parçaları oldu..kızıldeniz gibi, ey beyaz ela gibi... Allah yolunu açık etsin...

banner19

banner13

banner26