banner17

Biz marş dinleriz bayım!

O marşları vaktinde dinleyenler unutamıyor, bugünlerde keşfeden gençler ise ayrı bir tad alarak dinliyor..

Biz marş dinleriz bayım!

 

İzzet OkumuşMarş yürekle dinlenir!

Geçenlerde okudum, ‘Müzik yaparkenki coşkuyla Rabbe doğru yol almaktır amacımız.’ demiş Grup Gencin solisti İzzet Okumuş. Müzik, coşku, Rabbe doğru yol almak ve amaç. Sonra da ‘şarkı söylemek varlığın özüne katılmaktır’ diye eklemiş.

Uzun zamandır duymak istediğim sözlerdi sanki bunlar ve ‘tam istediğim gibi’ dedim kendi kendime. Çünkü bir derdim vardı ve kafama takılan, cevabını bekleyen sorular. Gencim ya hani, akan kanım deli, müzik de hayatın bir parçası olunca gençler Müslümanca müzik deyince ne anlıyor, ne dinliyor günümüz dindar gençliği, merak ediyorum doğrusu.

Ezgiler, marşlar caiz mi?

Ömer Karaoğlu ve Hakan AykutŞöyle bir geçmişe bakarsak, klasik dini müzikten farklı bir şekilde yeni bir türün ortaya çıkışı 80’lerin ortalarına rastlar. Bu yeni tür beraberinde bazı tartışmaların fitilini de ateşlemiş. Mesela müziğin İslamiyet’teki yeri yeniden sorgulanır hale gelmiş. Kullanılan yeni, farklı enstrümanlar ‘Bu aleti çalmak caiz midir?’ sorularını tekrar gündeme getirmiş. Bırakalım isterseniz bu tartışmaları bir tarafa. Bu yolda emek verenler müzik dünyasındaki yerlerini çoktan almışlardı bile.

Dava adamlarımız vardı o zamanlar. Şimdilerde de sakın yok sanmayın. Yeri gelmiş biraz susturulmuş, hevesleri kırılmış olsa da, onlar Müslümanca kaygılarla eserler ortaya koyan müzik adamları... Dertleri vardı onların ve yaptıkları müzikle bir davaya hizmet ediyorlardı.

Kimler vardı bu sahnede?Grup Genç

Dönemin bir hayli ilgi gören isimlerinin başında Ömer Karaoğlu, Taner Yüncüoğlu, Hakan Aykut, Abdülbaki Kömür, Aykut Kuşkaya gibi isimler geliyordu. Ve Grup Genç, Grup Mavera, Grup Kardelen gibi gruplar da dinleyiciler arasında bir hayli popülerdi. Her ne kadar o günleri bizzat yaşayıp göremesem ve heyecana şahit olmasam da elimizde hala o günlere ait kasetler var. O ezgilerde, marşlarda ele alınan konular ise şimdilerde müziğin içinde yer al(a)mayan birtakım hassasiyetler.

Neydi o konular, hatırlayalım isterseniz. Mesela Bosna’da gözler önünde yaşanan katliamın acısı vardı. Bazen Filistin, Çeçenistan, Cezayir, Afganistan gibi mazlum Müslüman coğrafyadaki kardeşlerin özgürlük mücadelesine sesleniş... Mescid-i Aksa’ya özlem, bazen de başörtülü bacının sesi... Velhasıl; şehadet, şehit, cihat, zulüm, mazlum, başörtüsü, Mescid-i Aksa temalı bu eserler bazen coşturan bir marş bazen içli bir ağıt halini alıyordu.

Selçuk KüpçükŞimdi bu şarkılar hayatımızın neresinde?  -tabi biliyorum müzik bir zevk meselesi ama yine de- Müslümanlar olarak bir takım ortak noktalarda buluşmalı değil miyiz?

Marşın modası olmaz!

Bu düşünce ile marş, ezgi ve ilahi dinlediğini bildiğim bazı genç arkadaşlara o eski marşları sordum. Aldığım cevaplarda hassasiyetlerime ortak olanlar olduğu gibi, “Ne o öyle modası geçmiş şarkılar! Cihat, şehadet, özgürlük… Bunlar eskide kaldı!” diyenler de oldu.

Tabii “ama artık…”la başlayan cümleler de oldu. Duymak istemiyorum bu söylemleri çünkü acıtıyor beni.

Grup Kardelen90’lı ve 2000’li yıllarda ezgiler ve marşlar

Hayatın birçok alanında yaşadığımız değişim gibi Müslümanca kaygılarla ortaya çıkan müzik anlayışımız da yeni kulvarlara doğru yol almıştı. Artan türlerin dinleyici sayısını da arttırdığını söyleyebilir miyiz bilmiyorum ama yine de bir gelişme olarak değerlendirmekte fayda var. Gerçi bazen eski albümlerin eserlerinin şöyle bir elden geçirilerek daha sade bir üslupla ısıtılarak dinleyiciye sunulduğunu da görüyoruz. Klasikleşen marşlarımız birer nostalji albüm halini alarak yeni kuşakların beğenisine günümüzde sunulmaya devam ediliyor aslında. Bir boşluğu mu doldurmaya çalışıyorlar acaba diye sormadan edemiyorum kendime.

Abdülbaki KömürBöylece 2000li yılların başında enstrümanların, icra ve stüdyo tekniklerinin modernleşmesiyle yine yeni sayılabilecek tarzda İslami müzik icra edilmeye başlandı. Ömer Karaoğlu ‘kendi içinde serüven’ diye adlandırdığı bu farklılaşmayı Bizde Kalan İzler adlı albümün kapağında yer alan şu sözlerle özetliyor: “Müziğin tınıları içinde yüreklerimizin sesiyle konuştuk. Süslü ve ağdalı söyleyişler yerine sade ve doğrudan bir dili tercih ettik.

Popüler ve kişiliksiz elbiselerden uzak durduk. Çalışmalarımızda his ve duyuşlarımıza özgü biçimler aradık. Kimi çevreler yeterince geleneksel bulmadı, kimi yeterince modern. Kimi ideolojik bir dilimiz olduğundan yakındı, kimi dostlar yeterince sert olmadığımızdan. Oysa biz yüreğimizin eriştiği kadar olmak istedik. zamanla savrulmadık sağa sola, konjonktür rüzgarlarına yüz vermemeye çalıştık. ve sadece şarkı söylemediğimizi fark ettik. Gördük ki hayat şarkıları şarkılar da hayatı besliyor. Söylediğimiz her şarkı bir büyük şarkı için.  Gökyüzüne saldığımız her sadâ bir gün kulaklarımıza geri dönecek.”

Hasan SağındıkHer zevke farklı alternatif

Ayrıca dünya genelinde artan farklı dillerde dinimiz İslam’ın güzelliklerini tatlı nağmeleriyle birleştiren müzikleri de unutmamak gerek doğrusu. Özellikle Yusuf İslam(Cat Stevens)la başlayan bu yolda yepyeni isimlerle bir hayli eser ortaya çıktı. Gençlerin yabancı pop rock müziklerle kulaklarını, kalplerini kirletmeden dinleyebilecekleri müziğimizin olması sevindirici tabi.

Bir de son rock ve jazz formlarında söyleyen abilerimiz var. O türleri dinleyenler için alternatiflerin oluşması da faydalı.

Grup YeniçağBiz marş dinleriz bayım!

Bana soracak olursanız değişen bütün şartlara inat ben yine de eski marşlarımızı dinlemekten büyük keyif alıyorum. Selçuk Küpçük, Grup Genç, Mikail, Ömer Karaoğlu, Grup Kardelen, Grup Kıvılcım, Grup Mavera, Abdulbaki Kömür, Hasan Sağındık, Eşref Ziya... Diriliş, şehadet, intifada, Kudüs, Bosna, Çeçenistan...  Her ne kadar “Hindikuştur dağları / mücahittir adları...” bugün bir anlam ifade etmiyor deseler de...

Birimiz, Taner Yüncüoğlu’ndan ‘çünkü biz cihadı alnımızın çatına vurduk / önce şehadeti koyduk / her sabah duamızın başına’ nağmelerini mırıldansa ben bunu dinliyorum ilham alıyorum dese...

Hadi çok uzaksa Ömer Karaoğlu'ndan 'Çağlara' ezgisini unutmasak.

‘Bedendeki bu canı satıverdik Allaha.

Saf olduk Allah için koyulduk bu yola,

Birleşti ellerimiz uzandı çağlara…’

Çok önemsiyorum, diriliş bu marşlarda bence. Ya Abdulbaki Kömür'ün “Zaman” isimli bestesi...

‘Yaslasam başımı hatıralarıma,

bir şah damar gibi vuruyor hayaller…’

Bir başkası...

‘Yolunda İslam’ın kardeşler olalım,

Acıyı paylaşıp sevgiyle dolalım

Zalimlerin sağ soluna karşı duralım.

Allahu Ekber.’ deyiverse…

Grup Kardelen, devrim türkülerini söyle körpe dudağınla, şu paslanmış çağlara! Zafer yakındır!

Bosna’yı hatırlatacak, Filistin’i unutturmayacak şaheserler başucumuzda olsa…

Grup Genç ‘Madem ölüm tek bir defa gelecek, o da neden Allah için olmasın!’ dese ve kazınsa zihinlerimize, kalplerimize.

Şehitler Kervanı… Ve daha niceleri…

 

 

Süreyya Kanat “Adı için Yaşamak” var dedi

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2010, 11:00
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
elif nur
elif nur - 8 yıl Önce

bu gün bir kaç eski ezgi dinledim ve çok üzüldüm... biz ezgilerle, marşalarla büyüdük. ve bunların sözleri gerçekten bir dava şuuru ve islami bakış ile dünyaya bakmaya yönelikti. kısacası bizde bir şuur oluşturdu. bir güneş doğuyor, bağdat, ağlama karanfil, saçlarım kadar başım olsa... 28 şubat sonrası müzik piayasasında bu alanda pek yeni birşey olmadı. bu da gençlerimiz açısından çok acı. eski parçaları da şimdi dinleyince müzikleri kulak tırmalıyor. yeniden aranje edilmeli bence...

hülya önder
hülya önder - 8 yıl Önce

böyle bir haber yapmanıza çok sevindim.bende 80 li yıllarda henüz doğmamış olsamda 2000 li yıllarda o dönem söylenmiş ezgilerle tanıştım.aslında ezgilerin marşların söylediği şeyler bu günde ortak yaramız.günümüz gençliğine eskimeyen ezgileri hatırlattığınız için teşekkür ederim.küçük bir not:zaman isimli ezgi abdulbaki kömür e değil eşref ziya ya aittir. (Editörden bilgi: E. Ziya Zaman isimli eseri Abdülbaki Kömür beyin bestesinin bulunduğu Seninle Beklenen isimli harika albümden sonra kendi kasetine almıştı. Belirtmiş olalım!)

ömer
ömer - 8 yıl Önce

bir sizin üzüldüğünüz kadar daha.umutlarımız hala var biliyorum.ama sahip çıkabilen kaçımız onu da bilmiyorum.zira bana hatırlatmadınızçünkü şimdi ben daha yenibir en iyi samimi 150 ezgi cd yapmış bulunmaktayım.ve eşe dosta arkadaşlarıma hediye etmekteyim.tekrar dinlemeleri için
birçoğu da daha yeni dinliyor.

bizim ezgilerimizde sözlerimiz tükenmez.tekrar tekrar dinlemek beni rahatlatıyor.kulakları tırmalayanlar bile.

ömer
ömer - 8 yıl Önce

yazıda islami müzik kavramı yerine"müslümanca müzik" kavranımı kullanmanız takdire şayan.

bilenlerimiz gerçekten de işi biliyor.

www.fecr.gen.tr de yakında yayınlamayı düşündüğüm en iyi samimi ezgileri face de de grup olarak bulabilirsiniz.nacizane birşeyler yapmaya çalıştım diri tutmak için.

hedef slogan

"Zevk için değil bizim tınılarımız tevhid için tevhidi düşünenlerin ağzından.."

furkan
furkan - 8 yıl Önce

ben hala evde yüksek sesle bunları okurum
bizim hanım benim dilimden çoğunu ezberledi sayılır

kavgam karanlığa
hüdaya açmışız
biz kısık sesleriz
şimdi aklıma gelen bir kaçı

onların yerini neyse hiçbir şey tutmuyor
kaleminize sağlık

M.Bahadır
M.Bahadır - 8 yıl Önce

Facebook adresini de bıraksaydınız keşke...
Bekliyoruz...

Zekariya Kanat
Zekariya Kanat - 8 yıl Önce

(Ya Hu daha düşünürken, ya da telefon ile konuşurken birden yazı uçup gidiyor, nedendir acep?) Hemen yukarıdaki yazıda görüldüğü gibi yine yeni bir ikaz yemeden itiraf etmeliyiz ki iltifata layık bir başlık ve yazı. Elinize, gönlünüze sağlık.

Ayşete Kanat
Ayşete Kanat - 8 yıl Önce

Bunlar kadar önemli olan anlatı ve tiyatral çalışmalar vardı. Tebliğ çalışmaları yapanlar için çok iyi bir destek idiler. Ancak biz destek olmadık ve bu enfes çalışmaların devamı gelmedi. En azından bizim camiamız bunları içselleştirmiş olsaydı mücahitlerimiz müteahhit olmazdı, ve son günlerde görmeye başladığımız gibi jiplerle şehrin göbeğinde dolaşılmazdı, vesselam...


banner8

banner19

banner20