Bir İhanet Türküsü ama 'Sanatsal' olsun!

Marşlarımız, ezgilerimiz yeni bir yol idi, taze bir yol. İslamcı gençliği yok ederken onu da harcamaya kalkıştı birileri. Çok ararsınız o gençliği artık...

Bir İhanet Türküsü ama 'Sanatsal' olsun!



Ara ara bir ezgi dökülüverir dilimden: “Hakikatte eşi hilkatte kardeşi/ İlk İslam olan insan/ Allah'a dayanarak sağlam düzen kuran/ Duyarak duyurarak Kur'an okuyan/ Sıddîk Ebubekir”…

Çocukluğu veya ilk gençliği seksenlerin sonlarına denk düşenlerin arasında bu şarkıyı anımsayanlar çıkabilir belki. Yumuşak, sakin, dingin bir bestesi var. Aykut Kuşkaya söylüyor. Sene 1990 olmamış daha.

Sonradan insanlarımız bir türküdür, sanat müziğidir tutturup savruldular.

Tuttukları ne türkü idi ne sanat müziği! Onlar türkülerde ve sanat müziği şarkılarında ihanetlerine ve savruluşlarına bir yol bulmuşlardı.Ömer Karaoğlu

İkbal kapılarını açacak savruluşlarına...

Artık sevgi dolu idiler!

Şartlar gereği, bu zamanda yapılması en gerekli şey olduğunu gözlerimize baka baka ifade ettikleri ihanetlerine ulaşmak için kullandılar şarkıları...

Değildi dinledikleri türkü. Değildi sanat müziği. Belki de ihanetin türküsü idi. Bizim dinleyemeyeceğimiz bir türkü! Biz ne de olsa ezgilere vermiştik gönlümüzü.

Çokları Ebubekir olma isteğini dile getirmek yerine Gesi Bağlarında rakı kebap diye diye dolanmaların türküsüne kapılmakta mahsur görmez olmuştu artık…

Ömer Karaoğlu'nun yerini Barış Manço'lar almıştı. Daha tehlikesiz şarkıcılar, türkücüler...

Hatta o eski ezgileri söyleyemez olmuştu bir kısım sanatçılarımız; çiçek ve böceklerdeki derin anlamı sezivermiş idiler birden! Dini çağrıştıran tüm kelimelerin 'tu kaka' olduğunu, şarkılarda geçmemesi gerektiğini öğrenmişlerdi.

Artık sevgi dolu idiler! Zor zamanlarda ‘izzet'in gerektirdiklerini dile  getirmek sıkıntılı bir şeydi çünkü. Geçinmeleri gerekiyordu onların da!

İki gösterge: Müzik dinleme serüveni ve dergi okuma serüveni

Bıraktık!

Terk ettik marşlarımızı, ezgilerimizi!

Taner Yüncüoğlu dinlediğini söylemenin Erkin Koray dinlediğini söylemek kadar fiyakası yok çünkü! Hiçbir zaman da o tarz bir fiyakası olmadı Taner Yüncüoğlu dinlemenin.

Taner Yüncüoğlu 'kendine' dinlenilir çünkü!

Taner Yüncüoğlu dinleyerek artık dindar kızlara bile hava atamazsınız. Onlar bile tanımıyorlardır artık Taner Yüncüoğlu'nu.

Taner YüncüoğluKendinden kaçışımızın en temel göstergelerinden biri müzik dinleme serüvenimiz olmuştur. Bir diğeri de dergilerden kopuşumuz olmuştur! 80'lerin Müslümanlığını önemseyen gençleri dergiler okurlardı. Şimdi o gençlerden ara ki bulasın!

O şiirleri besteleyecek sanatçı, bestekar arkadaşlar nerede?!

Gitar, bağlama, kanun, piyano, ud, ney ve daha onlarca enstrümanı on yıl öncesine nazaran kullananlar şimdi daha çok. Ama hangisi bir Akif İnan şiirini besteleyebilecek birikime sahip? Hangisi Arif Nihat Asya'dan, Sezai Karakoç'tan, Nuri Pakdil'den, Nizar Kabbani'den şiir besteleyebilecek durumda? Hakan Albayrak'tan, Şaban Abak'tan, Cahit Koytak'tan, İsmet Özel'den, Mevlana İdris'ten şiirler besteleyecek genç müzisyenler nerede?!!

Listeyi kısa tutmak istemiyorum. Murat Güzel'in “Avrupa Birliğine Hayır” şiirini neden bu kadar gitar kullanan bir arkadaş bestelemez! Neden Hakan Arslanbenzer'in şiirini, Arif Ay'ın, İhsan Deniz'in, İbrahim Tenekeci'nin, Süleyman Çelik'in, Osman Özbahçe'nin, Hüseyin Atlansoy'un, Necat Çavuş'un, Mürsel Sönmez'in şiirlerini bestelemeye kalkışmaz ki genç sanatçılarımız?! O sanatçı, bestekar arkadaşlar nerede?!

Aralarından ille de Tamer Duman ayarında bestekârlar çıkması gerekmiyor, ille de Taner Yüncüoğlu naifliğinde bestekârlar olmaları şart değil. İçlerinden geldiği gibi yapsınlar. Hani neredeler...Abdülbaki Kömür

Bu “belediye gençliği”nden icracı sanatçı bile çıkmıyor artık

Hadi beğenmiyorlar Ömer Karaoğlu'nu, Taner Tüncüoğlu'nu, Abdulbaki Kömür'ü, Mesut Yabanigül'ü, Hakan  Aykut'u, Tamer Duman'ı, Mesut Çakmak'ı, Bestami Korkmaz'ı, Aykut Kuşkaya'yı, Barbaros Ceylan'ı... Olabilir. Benim de beğenmediklerim var bu besteciler arasından ama çıkın kendiniz bir şeyler besteleyin!

Yok olmaz! Beyefendiler türkü ve sanat müziği icra ederlermiş ancak. Ucuz basit şeyleri beste diye yutturmaya kalkışamazlarmış!

Yıllardır bu masalı dinliyorum. Hazır bestelere konup adını sanatçıya çıkarması kolay ama bu nevzuhur 28 Şubat uzantısı ılıştırılmış gençlik (onlara belki de “27 Mart 1994 gençliği”, “belediye gençliği” demek daha doğru olacak) bunu bile beceremiyor! İcracı anlamında sanatçı bile çıkmıyor aralarından. Çıksa da ne kadar 'bizim' sanatçımız olacakları belirsiz. (Aslında belli de!)

Bir kısım dindarımsı gazetecilerin ucuz bir şekilde, ucuz ve düşmanca bir şekilde kalkıştığı gibi olmamak şartıyla dergilerde bu konuya eğilmeli bence! Sadece progresive rock, cazz ve türkü türü müziklere dergisinde entellerimiz yer vermekle İsmet Özel'in bahsettiği anlamda AKP'leşmeye düşmenin dışında bir şey yapmış olmaz yoksa!

Ben şarkılarımı, marşlarımı dinlemeye devam edeceğim!

İsteyen istediği kadar bıraksın marşlarımızı, ezgilerimizi, hadi tehlikeli ismiyle söyleyeyim İslamcı şarkılarımızı (kesinlikle değil yeşil pop! Yeşil pop olanları dinlenmez zaten!), ben evet marşlarımızı dinlemeye devam edeceğim.

Bilmem ne Dindar FM İslamcı ezgilerin, marşların kasetlerini atmış arşivinden. Olsun!

Radyo7 arşivine dahi sokmamış! Olsun!

Fikret Kızılok, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü dinleyen arkadaşlar bu yazıyı kazara görüp burun kıvırsınlar isterlerse, gülsünler;

“Şu Asım'a bak, hâlâ nerde kalmış” desinler istedikleri kadar;

Türk sanat müziği, tasavvuf müziği düşkünü arkadaşlar anlamaya bir zerrecik yaklaşmayıp yargılasınlar;

Ben şarkılarımı, marşlarımı dinlemeye devam edeceğim!

Değil kalitesizliğe dünden razı olmak bu! Değil ama kendine 'Müslüman'ım' diyen herkesi dinleme mecburiyeti! Ve değil başka müziklere kulak tıkamak!

Ama değil aynı zamanda “ılımlılaşma” adı altında içimizi anlatmaya kifayet etmeyen muhafazakar demokrat şarkılara teslimiyet! Değil kendi şarkılarından kaçış! Değil “Endülüs fethedilmemişti ama daha elden de çıkmamıştı”yı unutmak! Kesinlikle değil!

“Bak” diyorsun, “bu şarkıyı 20 yıldır dilimden düşüremiyorum” diyorsun…

Bir de üzülüyorum, sevdiğim kimi gençlerin bu bahsettiğim müzikleri daha duymamış bile oluşlarına. “Neler anlatmışlar acaba?” bile dememelerine şahit olmak üzüyor beni.

“Biliyoruz ya neler anlattıklarını” deyip basitçe geçiştirivermeleri acayip kırıyor insanı. Bir dinlememeleri, bir kulak kesilmemeleri...

“Bak” diyorsun, “bu şarkıyı 20 yıldır dilimden düşüremiyorum” diyorsun. “Ben bu şarkıyı söyleyip dinleyip ağlamaktan kurtaramıyorum kendimi” diyorsun. Duyan, anlayan, hisseden nerede?!!

Duydun mu güzel çocuk!

Duymuyor ki artık güzel çocuklar!

“Ötme Kerim Kuşu/ Gönlüm şen değil” diyen adamı güzel çocuklar ne zaman keşfedecekler?!

Bekliyorum...

 

Asım Gültekin yazdı

Yayın Tarihi: 17 Ekim 2012 Çarşamba 15:32 Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2017, 14:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ASİye
ASİye - 9 yıl Önce

Bilemiyorum.. Belki yeniden yeşerir o gençlik hatta belki daha da gür daha da gürbüz.. Allah bilir...Bendeniz de İHL yıllarımda ezgi ve marşlarla büyüyen biriyim.. Amentü esasları saklıydı o mısralarda.. Tını da fena değildi ki demek hiç pop, arabesk ya da hafif müzik dinleme ihtiyacı hissetmemişimdir.. Gönüllerine, nefeslerine sağlık..

furkan
furkan - 9 yıl Önce

tahtı hasır izleri kaburgasındaevde yüksek sesle söylüyorum ezgi marşlarımızıhanım ezberledi hiç orjinalini dinlemeden oda söylüyor :)

Yasemin Bozkurt
Yasemin Bozkurt - 9 yıl Önce

Duyuyoruz ve anliyoruz Asim Abi. Kalemine ve kelamina saglik.

m.ali
m.ali - 9 yıl Önce

amenna, biz de o gençliktendik. ama yazınızda "AKP'leşme" ve 27 Mart 1994 gençliği demişsiniz ya ben ona takıldım. ilki çok banal kaçmış ister i.özel söylesin, ister kim söylerse söylesin... 27 mart 1994 ise Türkiye müslümanları için bir dönüm noktasıdır ki bu başarı ve Ak Parti, o marşları söyleyen kahramanların ve onları dinleyen çocukların, gençlerin eseridir.

Burak USLU
Burak USLU - 9 yıl Önce

sabahlara sorun bizi...

Burak USLU
Burak USLU - 9 yıl Önce

"Asım çok güzel bir insan, çok, çok. (düşüncelere dalıyor) O her türden müslümanla sıcak ilişkiler kurabiliyor. Biz bunu başaramıyoruz. Asım başarıyor. Asımın başardığını biz başaramıyoruz, başarabilmeliydik, bunu yapabilmeliyiz." Atasoy Müftüoğlu

Fatma Ünal
Fatma Ünal - 9 yıl Önce

Ben de hala dinliyorum ve 17 yıldır dilimder düşürmediğim ezgilerim var benim de. Aynı yazılandaki gibi hissiyatım.. Bir bulabilsem o kardeşlerimi, ezgi ve marş sevdalısı kardeşlerimi... Birlikte üç bin yıl söylesek sevgiyle ve coşkuyla ve imanımız tazelenerek o güzelim şarkıları!

Ayşe
Ayşe - 9 yıl Önce

Üzülürdüm,marşlarımızın sevgi kelebeklerine dönüşmesinden...Evet sevgi kelebekleri de olsun ama inancımızı,ideallerimizi,davamızı diri tutan marşlarımız daha çok olsun..Gençlerin bihaber olduklarını zannederdim eski marşlarımızdan..Taki geçenlerde bir düğüne gidene kadar..Anadolu Gençlik'te çalışan bir kardeşimin düğününe gittim.Laylaylom şarkılar yoktu..-arada anne temalı 1-2'sini saymazsak-çok güzel marşlar seslendirdi genç kardeşlerimiz..


banner26