banner17

Aşkın Odu Ciğerimi Yaka Geldi Yaka Gider

İçime baktığımda gördüğüm, ummana daldığımda bulduğumdur Yûnus. Dostuma uzattığım sevgi dalının kökleri Yûnus’ta biter, özümün aktığı dere Yûnus diye çağlar durur… Kulağımdaki ezgi, dilimdeki birkaç satır Yûnus’tan yadigârdır bana. Zeyneb Müsemma Demirel yazdı.

Aşkın Odu Ciğerimi Yaka Geldi Yaka Gider

Büyüklerimiz, “mecaz gerçeğin köprüsüdür” demişlerdir. Bunun en güzel örneklerini destansılaşan hikâyelerimizi, masallarımızı dinleyerek büyümüş bir nesilizdir biz. Dinlemek ne kelime, anlatıcılarımızın aşk ve ilgisiyle bizzat yaşamış gibi olurduk o masalları. Sıra sıra dizildiğimiz minderlerde, Hz. Ali'nin cenklerinden tutun da Mevlânâ’dan, Hacı Bektaş Veli’den, Nasreddin Hoca’dan, Yûnus Emre’den hikâyeler anlatan büyüklerimiz sayesinde medeniyetimizin o engin sularında bir akşam gezintisine çıkardık hayalden yapma teknelerimizle.

Aralara sıkıştırılmış özlü sözler ise, gezintimizi süsleyen en keyif verici unsurlar olurdu. Kâh Yûnus'un “Sarı Çiçeği” ile birlikte hüzünlenir kâh Nasreddin Hoca'nın arkasına takılır yeni maceralara doğru yol alırdık. Kalpten kalbe giden yola teknoloji döşenmediği, çocukların ve çocukluğun daha bir kıymetli olduğu dönemlerde, henüz teknolojiye kurban gitmemiş nesiller yetiştiren büyüklerimiz, yetiştirdikleri çocuklara doğa ve insana karşı sevgi ve saygıyı aktarmanın yanı sıra onurlu bir birey olmanın ilk aşılarını da bu hikâyeler ve deyişlerle yaparlardı. Son kuşağın onları bu kadar az tanımasındaki vicdani yükümlülük ise yetişkin her bireyin üzerine yapışmıştır bir parça.

İçime baktığımda gördüğüm, ummana daldığımda bulduğumdur Yûnus. Dostuma uzattığım sevgi dalının kökleri Yûnus’ta biter, özümün aktığı dere Yûnus diye çağlar durur… Kulağımdaki ezgi, dilimdeki birkaç satır Yûnus’tan yadigârdır bana.

Sizlerle de bunlardan birkaç tanesini paylaşmak arzusundayım.

Yûnus Emre gibi söz söyleme sanatının üstadı kabul edilen isimlerin eserlerini bestelemiş üstadların, müziğin ilahi ritmine kapılıp giden biz mûsikîşinaslara armağan ettiği Yûnus bestelerinden konuşacağız.

Yazımıza ev sahipliği yapan başlıktaki Yûnus Emre dizesinin geçtiği ilahi, merhum sanatkâr Cinuçen Tanrıkorur tarafından Aralık 1963’te hicaz makamında bestelenmiş ve üstadın o enfes Türkçesiyle biz dinleyicilerine ikram edilmiştir.

Aşkın odu ciğerimi, yaka geldi yaka gider
Garib başım bu sevdâyı, çeke geldi çeke gider.

Bir diğeri ise, yine Cinuçen Tanrıkorur tarafından Mart 1984’te hüzzam makamında bestelenerek seslendirrmesi yapılmış olan “Bî-mekânım Bu Cihânda” adlı ilahi.

Kim ne bile ne kuşam ben şol ay yüze tutaşam ben
Ezelîden serhoşam ben içmişem ayağım anda

Merhum Cinuçen Tanrıkorur'un bu bestesini her dinleyişimde eski insanların ne kadar alçak gönüllü olduklarını düşünürüm hep. Bu güzel güfte ve besteyi ortaya çıkarabilmek için kim bilir ne kadar yüce bir gönle sahip olmak gerekir? Aşk ile yaşayan, aşk ile nefes alan bir gönül.

Âşikârdır, Yûnus, aşksız gönülleri taşa benzetir:

Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter,
Nice yumşak söylese sözü savaşa benzer.

Asırlardır aşktan beslenen, aşk ile hemhal olan, aşkı arayan ve O'na varmak için yaşayan kadim bir millet oluşumuz. Anadolu’da yetişen âlimlerden, abdallardan, mecnunlardan bellidir bu. Boşuna değildir elbette, camilerimizde, vaizin, cemaat Kelime-i şehâdet getirirken "Buyurun, aşk ile bir daha!" demesi.

Abdülbaki Gölpınarlı Yûnus Emre kitabında bu hususta şöyle yazmıştır: "Kayaların bile nabzında atan, toprakta bile buğu-buğu göğe ağan, bülbülün şakımasında nağme, gülün gülümsemesinde renk ve koku olan, canlıları zebûn eden, demirleri yumuşatan, yelle esen, günle doğan, Ay'la balkıyan, denizde köpürüp coşan, yazıda çağlayıp akan, her zerrede hüküm yürüten, her vara varlık veren aşktır, aşk."

Güftesi Yûnus’a ait olan fakat bestekârı bilinmeyen bir diğer eser ise 1979 tarihli Muzaffer Ozak Hazretlerinin riyâsetindeki bir meşk meclisinde okunmuş olan “İsm-i Sübhân Virdin mi Var” adlı ilahidir:

İsm-i Sübhân virdin mi var
Bahçelerde yurdun mu var
Bencileyin derdin mi var
Garîb garîb ötme bülbül

 

Yûnus’un “Dertli Dolap”ı, Zâkirbaşı Albay Salahaddin Gürer tarafından nevâ makamında bestelenmiş, 17 Ocak 1985 tarihinde yine Muzaffer Ozak Hazretlerinin riyâsetindeki bir zikrullah esnâsında kayda alınmıştır:

Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Anın için inilerim

 

Yûnus’un felsefesini en güzel anlatan, her daim yol göstericilerinden birisi olduğu aşk yolunu en güzel ifade eden ilahilerden birisi olan “Şeyhimin İlleri” Doğan Ergin tarafından nihavend makamında bestelenip, yine Hazret tarafından bir meşk meclisinde icra edilmiştir:

Ahd ile vefalar
Zevk ile safalar
Bu yolda cefalar
Çekmeğe kim gelir

 

Dünyanın trafiğine bir nebze ara verip ruhumuzu dinlendirecek, kulaklarımızda hoş bir hatıra bırakacak birkaç güzel eseri sizlere bırakıyorum. Yûnus’un açılmış güllerini dermeğe, onun gönül meyvesinden bilhassa çocuklarımıza tattırmaya, özellikle şu zamanlarda ihtiyacımız olan Yûnusça konuşup anlamaya çalışmanın duâsıyla.

 

Zeyneb Müsemma Demirel

 

Güncelleme Tarihi: 11 Ağustos 2018, 15:40
YORUM EKLE
banner8

banner20