banner17

Aşkın nefesi bu albümde

Cana aşk ile bir dokunmuşlar ki bir bakmışsın, alıp götürmüşler seni. 'Can Sesi Aşk Nefesi' albümü o yolculuğun müzikteki karşılığı...

Aşkın nefesi bu albümde

Müzik neden var?

Hepimizin ortak dilidir müzik. Zihnimizde ve gönlümüzde cereyan eden sayısız olay, müzik içerisinde bulur en güzel ifadesini. Rivayet odur ki cümle ruhlar elest bezminde, Rahman’ın, yarattıklarına benzemeyen bir sesle: “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” hitabını duyup dünyaya geldikten sonra hep “o sesi” aramış; o güzelliği, o tatlılığı yakalamaya çalışmış. “O ses”in hasretiymiş aslında, insanı müziğe meylettiren.

Ancak, elini attığı her şeyi mamur edebilecek insanoğlu, yine yaptı yapacağını ve müziği de bulandırdı, kötü amaçları için kullandı. “O ses”e ulaştıracak potansiyeli içinde barından müzik, ona ulaşacaklara bir engel kılındı. İsyan, inkâr, tüketim, dünyaperestlik ve cinsellik içeren sözlerle dolu, sanat kaygısından ve estetikten uzak, insana “o ses”i unutturmaya çalışan ve müzik diye önümüze sunulan bir sürü ses kalabalığıyla karşı karşıyayız. Bazen bu gürültülerden yoruluyoruz da bizi dinlendirecek güzel bir söz, hoş bir nağme duymayı arzuluyoruz. İşte bu ihtiyacımızı giderecek birileri -çok şükür ki- var.Can Sesi Aşk Nefesi

Dünyada bunlardan güzel “makam” mı var?

Savaş Barkçin, Ali Sarıgül, Emre Erdal, Yavuzhan Erdem ve Halil Uğur Kutlu’nun ortaklaşa icra ettikleri Türk tasavvuf mûsikîsi formundaki eserler, http://www.cansesiasknefesi.com/ sitesinde, “o ses”i arayanların ve rahatlamak isteyenlerin istifadesine sunuldu. Müziği salt bir eğlence aracı olarak değil, varlığın özünü görebildikleri bir alan ve yüce âlemlere açılan bir kapı sayan bu grup; susayan gönüllere sâkî, “o ses”i arayanlara köprü oluyor. Eserler; makamların terennüm ettiği haller, sözler ve nağmeleri itibariyle üç kısma ayrılmış: Maruzât, Feryâd ve Teslimiyet. Maruzât’ta uşşak ve beyâtî, Feryâd’da hüseynî ve muhayyer, Teslimiyet’te ise hicaz ve saba makamları yer alıyor. Her makama, o makamı mükemmelen gösteren taksimlerle başlanıyor; ardından o makamı anlatan küçük sözlü parçalar olan Ahmed Avni Bey’in Fihrist-i Makâmât’ından ilgili satırların icrasıyla devam ediliyor. Daha sonra ise seçilmiş sözlü eserlere geçiliyor. Bu şekilde silsilenin meşk usulü takip ediliyor.

Meşk silsilesi
(+)

Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek: Meşk Silsilesi

Tasavvufî tarikatlarda şeyhlerin silsilesine benzer bir silsile geleneği var mûsikîmizde. Ancak modernleşme ve ideolojik sebeplerden dolayı geri plana atılmış olan klasik mûsikîmizin pek çok silsilesi kopmuş, bir kısmı da yozlaşmış. “Can Sesi Aşk Nefesi” albümü, bir meşk silsilesinin ürünüdür aslında. Hamamîzâde İsmail Dede Efendi’den başlayıp hâl-i hazırda Savaş Barkçin’e kadar gelen bir silsile… Bu meşk silsilesi üstad-çırak ilişkisini esas alır ve mûsikîyi, Dede Efendi’nin söylediği gibi, insan ahlakını saflaştıran yüce bir ilim şeklinde anlar. Mûsikî, onların lugatında zikir, fikir ve şükür aracıdır.

İşte böyle bir anlayışa sahip insanların icra ettikleri, yürek kapılarını tıklatan hatta titreten bu mûsikîye hem kulak hem gönül vermekte fayda var, eğer “o ses”e hasretseniz. Ve’s-Selam…

 

Şeyma Derbeder sabâ ve muhayyer kapılarından içeri girmeye çalışıyor

Güncelleme Tarihi: 08 Ekim 2010, 16:41
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20