Ammar yüreğini katarak kotarıyor ezgilerini

‘Ezgi-marş sancağının genç ve emin ellerle yükseltilmesi gerek’ diye düşünenlerin, Ammar Acarlıoğlu’na doğru dikkatlerini çevirmeleri gerek..

Ammar yüreğini katarak kotarıyor ezgilerini

 

‘Ezgi-marş sancağının genç ve emin ellerle yükseltilmesi gerek’ diye düşünenlerin, Ammar Acarlıoğlu kardeşimize doğru dikkatlerini çevirmeleri hususunda uyarı yapmanın verdiği sorumlulukla sözlerime başlayayım müsadenizle. “Nerede o eski ezgiler-marşlar?” diye iç geçirenlere, “Burada işte, söylüyorum bakın!” cevabını veren bir ezgi-marş işçisidir o.

80’lerin sonunda büyük bir hız ve aşkla yola koyulup ezgi-marş seslendiren sanatçılarımız, bugünlere ve tabi yarınlara ne kadar büyük bir miras bıraktıklarının farkındalar mı acaba? İşte bu mirasın yüklenicilerinden ve sürdürücülerinden biri Ammar Acarlıoğlu. Öncelikle Kıyama Kamet’le 2009’da sevenlerini hoşnut etmiş etmesine, ama bu noktaya gelinceye kadar da yıllarını emekleriyle örmüştür.

Nasıl ki iyi bir yazar aynı zamanda iyi bir okurdur; iyi bir ezgi sanatçısı da aynı zamanda çok iyi bir ezgi-marş dinleyicisi olma özelliğini taşır. Dinleye dinleye demlenir içindekiler ezgicinin. Sonra da kendini özgün eserlerle meydana serer. Bir anlamda Ammar’ın serüveni de anlattığımıza benzer. Aynı şey, şiir yazma için de geçerlidir. Yıllar önce Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yapan değerli Müslüman Nurettin Durman üstadıma, bana şiir konusunda tavsiyede bulunmasını istemiştim. O da, belli başlı şairleri okumamı tavsiye etmişti ve “şiir evvela taklitle başlar, sonra zamanla kendine özgü hale dönüşür” anlamında cümleler sarf etmişti. Ezgi yolculuğu da böyle olsa gerek. Önce üstadların eserleri dinlenilir, seslendirilir; sonra yoğunlaşma oranınca yorumcu kendi eserlerini seslendirirken bulur kendini. Kimbilir Ammar Acarlıoğlu kimlerin eserlerini terennüm etmiştir albüm iklimine girmeden evvel: Belki Ömer Karaoğlu, belki Abdulbaki Kömür, belki Taner Yüncüoğlu, belki Grup Kardeşlik Çağrısı, belki Grup Kardelen, belki Grup Kıvılcım ve belki de Erdoğan Akın’dı dilinden düşürmediği eserlerin sahipleri.

Şimdi bizler bu ezgi-marş üstadlarını dinlemenin yanında ayrıca Ammar’ı da dinliyoruz. Öncekileri aratmıyor eserleri. Öncekilerde bulduğumuz ruhu ve muhtevayı onun eserleriyle tazelemiş oluyoruz. 2011’de Müslüman dinleyiciye armağan ettiği Seni Anlatmalı albümü, davasının derdinde olan bir gencin gitgide çıtasını yükselttiği ve yüreğinin genişliğince tüm mazlum, mümin ve mutmain coğrafyayı içerisine alan ezgiler ummanında bulduruyor ezgi dostlarını. Yeni nesil ezgi sanatçılarının, sevda aşılayan ezgiler sahibi seleflerinin izinde hareket ettiklerini Ammar’ın şahsında görerek hem seviniyor ve hem de umutlanıyoruz. Eksik olmasın kardeşimiz.

Güçlü müzikal altyapı ve heyecan devşiren bir ses

Biricik önderimiz ve rehberimiz olan Rasulullah’a (aleyhisselatu vesselam) ithafla başlayan Kıyama Kamet albümünün “Resul’e” isimli ilk eseri, daha girişte dinleyenini ufuklar ötesi yolculuğa çıkarıyor. Tevhid Öğretmeni olan o aziz elçinin hemen yanı başında bulunduğumuzu hissettiriyor aniden. “Kurtuluşa Sevda”, “Kıyama Kamet”, “İniyoruz Meydanlara”, “Yüreğim”, “Tevhid”, “Tutsak” ve “Uyan Artık Yiğidim” gibi çalışmaları, omuzlarındaki tefekkür yükünü kardeşlerine ve cümle ümmete duyurma kaygısındaki bir sesin gittikçe yükselen çığlığını andırıyor insana. Nurullah Genç’e ait “Uyan Artık Yiğidim” haricindeki diğer eserlerin şiirlerini sanatçının kendisi yazmış.

Güçlü müzikal altyapısı ve heyecan devşiren sesiyle yorumladığı ikinci albümü Seni Anlatmalı’nın eserlerinden “El Aman”, “Vakt-i Taarruz”, “Geceler”, “Korku Düştü Gecelere”, “Beni Bekliyor” gibi çalışmaları dinleyenlerinin ölü kalplerini diriltici ve harekete geçirici nitelik taşıyor. Eserlerin sözleri güzel anlamlarla geliyor. Büyük düşüncelerin ve ideallerin biriktirdiği kuşatıcılık yalnızca ezgi dinlemediğimizi hatırlatıyor bize. Bu albümde yine eser sözlerinin büyük bölümü sanatçı kardeşimize ait olmakla birlikte, Ahmet Mercan ve Bestami Yazgan gibi şairlerin şiirlerini konuk etmeyi de tercih etmiş.

Ammar Acarlıoğlu’nu severek ve bıkkınlık yaşamadan dinliyoruz. Yüreğini katarak kotardığı ezgilerinin bizdeki tesiri, daha çok zaman zihnimizde taze duracak gibi. “Söz, söyleyenin neresinden çıkarsa, dinleyenin de orasına varır.” vecizesinden yola çıkarak, kaygılı ve sevdalı ezgileriyle yürekten yüreğe köprü kurmuş diyebiliriz sanatçı için.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Ekim 2013, 15:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13