Sus Osman artık, sus…

"Velhasıl Alanya’da sarhoş, Serik’te komünist Akseki’de deli, Kaş’da ölüye çıktı adımız!" Osman Yüksel Serdengeçti seçim hatıralarını anlatıyor.

Sus Osman artık, sus…

1954 seçimlerinde, yakınlarımın ısrarlı ve devamlı tazyikleri neticesinde Antalya’dan tek başıma müstakilen namzetliğimi koymuştum. Bidayette ben bu işi ciddiye almamıştım. Fakat bizim beyanname çıkınca bir “Kıyamname” tesirini yaptı. Antalya alt üst oldu. Muhakkak her iki partinin de listelerinde bulunan namzetlerden biri silinecek, benim ismim yazılacaktı. Bu âdeta umumi kanaat haline geldi. Bunu gören mebus adaylarımı bir telaştır aldı. Evvela beyannamelerimi toplattılar. Sonra her vardığım yerde karakola sevk ettiler, ifade üstüne ifade, zabıt üstüne zabıt, zaptiye üstüne zaptiye... Evvela çavuş ifademi alır, sonra jandarma kumandanı, daha sonra savcı... Bir de kaymakamın göreceği gelir. O da görür Serdengeçti’yi… Biz de görelim şu adam nasılmış diye. Mebus namzetleri ve adamları hakkında bin bir türlü şey uydurdular, yaydılar, söylediler.

Serik’te, haritada gösterilecek kadar toprağı olan bir beyzade, köylere adamlarını gönderir: Köylülere:

- O adam beyannamesinde hapse girdiğini yazıyor, değil mi?

- Evet, efendim.

- Hiç iyi adam olsa hapse atarlar mı?

- O adam fakülteden kovulduğunu da yazıyor değil mi? Köylüler:

- Evet, efendim, öyleymiş... derler.

Bu sefer milletvekili adayımız ve adamları, “Hiç iyi adam olsa fakülte den atarlar mı?” derler.

Köylülerde bir şüphe ve tereddüt! Acaba?

Tabii biz karakol karakol dolaşmaktayız.

Alanya’ya gidiyor, halkın ısrarı üzerine bir konuşma yapıyoruz. Bütün Alanyalılar bizi dinlemek için toplanıyorlar. Konuşmanın tam ortasında savcı polisi gönderiyor: Böyle konuşursa indirin kürsüden...

Halka, “buyurun” diyorum: Milli Selamet Kanunu üzerimize yürüdü, geldi. Allah selametlik versin... deyip kürsüden iniyorum.

Arkadaşlarla Alanya Kalesi’ne çıkıyoruz. Orada eski bir cami var; tarihi surların içinde, harabeler arasında bir akşam namazı kılıyoruz: Bu hemen dedikodu mevzuu oluyor. Araştırmalar başlıyor: İmam mıydı, cemaat miydi? Yanında kaç müridi vardı?

Sabah oluyor: Acayip bir haber daha: Biz Serdengeçti’yi meyhanede içerken gördük. Akşam kafayı çekiyordu. Hoppala! Ayık yattık, sarhoş kalktık! Halbuki hayatımda bir bardak bira dahi içen kul değilim.

Bir başka haber: Serdengeçti o değilmiş! Bu sahtesi imiş. O olsa başımızın üstünde yeri var. Bu serserinin biri…

Bazı yerlerde bir türlü kendimizin Serdengeçti olduğunu halka kabul ettiremedik. Noterden “aslının aynıdır” diye fotoğraflı, tasdikli bir senet almadığıma pişman oldum.

Antalya’nın Kaş kazası uzak, oraya gidemedim. Yalnız beyannameler gitmiş. Dehşetli bir merak uyandırmış. Başka yerlerde beni yaralayanlar orada öldürmüşler. Serdengeçti demişler öldü, öleli çok oldu. Kemikleri bile çürüdü zavallının. Nerde o adam?! El-Fatiha!

Birçok yerlerde de hapse atıldığım, hapisteki adama rey verilemeyeceği mütalâasında bulunmuşlar.

Fakat en enteresan Antalya’da oluyor. Ortaya bir hoca çıkarmışlar. Bu hoca efendi: “Ben Kur’an-ı Kerim’e baktım; orada CHP’nin de yeri var, DP’nin de... Amma velakin müstakilin yer yok!” buyurmuş! Gördün mü dedim, kitapta da yerimiz yokmuş.

Müftüzade baba-dostu bir adayımız da elindeki DP listesini halka göstererek: “Ey ahali demiş, şu gördüğünüz DP listesi tıpkı Amentü gibidir. Kim buradan birisini çizerse Kur’an çizmiş, amentüye inanmamış demektir.” fetvasını vermiş. Halbuki çizilen kendisi değil, yazılan da benim... Ama ne yapsın, DP’ye yeni girdiği için sadakatini ispat etmesi lazım.

Akseki’de ne olmuş, biliyor musunuz? Aksekili işin en sağlam tarafından tutmuş:

1) Beyannamesi toplanan adama rey verilmez. Ne yapalım verecektik ama hükümet toplantı.

2) O delidir, Meclisi alt üst eder. Kazanın başına bela olur. Kazamız nahiye olur.

3) Reyler bölünür, CHP namzedi kazanamaz.

Velhasıl Alanya’da sarhoş, Serik’te komünist Akseki’de deli, Kaş’da ölüye çıktı adımız!

Bütün bunlara rağmen binlerce, on binlerce rey çıktı ama bütün millet “Serdengeçti” yazmış. Osman Yüksel ikinci planda kalmış. Seçim Kurulu Başkanı tutturmasın mı “Serdengeçti” mecmua ismidir olmaz diye… Ben adam Serdengeçti, işte benim… Mecmua ismi ne demek? Mecmua namzetliğini koyar mı? dedikse de olmadı.

Netice, netice efendim, bizim ağalar mebus oldu, biz mahpus...

Sus Osman artık, sus…

Osman Yüksel Serdengeçti
Serdengeçti dergisi, Eylül 1957

YORUM EKLE